Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

kevser şekercioğlu akın

http://blog.milliyet.com.tr/kevser

08 Haziran '07

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
1214
 

Küçük bir aşk hikayesi

Küçük bir aşk hikayesi
 

Akşam iş çıkışı şirket binasından çıktığımda donuyorum, hava çok soğuk ama yinede kapalı mekanlardan çıkmak iyi geliyor. Atkımı daha da sıkıyorum korunmak için. Metronun merdivenlerini koşarak iniyorum. İçim kırık, nedenini de çok net biliyorum ama konuşmanın faydasızlığını bilecek bir noktadayım. İnsanlarla dolu metro, ben şu anda fonda bir gölge gibiyim. Metro son durakta durduğunda Taksim oklarını takip ederek hızla çıkıyorum yürümeyen merdivenleri, nefesim kesiliyor. Sigarayı bırakmam lazım diyorum, milyonuncu kez. Bırakamam biliyorum çünkü çocukluğumdan beri hayallerimdeki kadın tiplemesi sigara içiyor.

Merdivenlerin sonunda nefes nefeseyim. Taksim Meydanı cıvıl cıvıl, kalabalık, neşeli bir görüntüsü var. Telefonum çalıyor, arayan o. Vaktim varsa benimle kahve içmek istediğini söylüyor, yok diyorum şimdi buluşmak üzereyim. İyi akşamlar diliyorum sesim de kırık. Beni bekleyen adamı görüyorum, uzun boylu, zayıf, beyaz saçlı, kel ama yakışıklı, gözlerimiz buluşuyor gülüyoruz birbirimize. Sarılıyoruz, koluna giriyorum yürümeye başlıyoruz İstiklal Caddesine doğru. Daha iki saat var tiyatronun başlamasına. Bir büfenin küçük masalarından birine oturarak sosislilerimizi yiyoruz. Güncel, nasılsın, iyiyim tarzındaki basit konuşmalardayız henüz. Karnımız doyduktan sonra yine soğuk havaya karşı yürüyoruz. Hayatımı yaz, ilk evliliğimi, Kıbrıs Çıkarmasını, hatta çocukluğumdan başlayalım, eşimi kaybetmemi, ikinci eşimi hepsini yaz diyor bana. Gülüyorum, tüm gerçekliğiyle bütün huysuzluklarını da yazarım ama diyorum, seviniyor. Gözlerinde yalnızlık ve çaresizlik görüyorum.

Şarabi’nin önündeyiz, saate bakıyorum daha çok var. Gel sana bir kadeh şarap ısmarlayayım diyorum. Henüz erken olduğu için içerisi neredeyse boş, ışıklar iyice kısılmış, sıcacık, hoş bir mekan. Karşılıklı oturuyoruz. Gerçekten üzgün, yapayalnız olduğunu görüyorum. Yaşadığım yalnızlığı bilemezsin diyor. Neden diyorum bende yıllardır yalnızım. Bu öylesi değil ben çok yalnızım, dün gece bir karınca olsa da onunla konuşsam diye düşündüm diyor. Herkes kendi yalnızlığının acısını hisseder onun için şu yaşında bari bencilliği bırakıp bir kere bana dikkatli bak, bak da yalnızlığın herkesi aynı derecede acıttığını gör artık diyorum. Ellerimi tutuyor, af edersin diyor. Kırmızı şaraplarımız geliyor, sigaramı yakıyorum, muhtar çakmağıma bakıp gülüyor. Yok mu biri diye soruyor daha hayatın çok başındasın ve hayat yalnız dayanılmaz geliyor insana. Evet sana göre başındayım, kimse yok diyorum biraz kızgınlıkla, son şövalyem sendin sende beni hayal kırıklığına uğrattın. Artık masallara olan inancımı kaybetmek üzereyim.

Bana ayrıldığı karısına duyduğu sevginin büyüklüğünden bahsediyor. Onsuz yaşamanın anlamsızlığından, onu çok özlediğinden. Bana sevginize sahip çıkabilirmişsiniz gibi geliyordu ama çıkamadınız diyorum. Gençken sevgilere aileler burnunu sokuyor, öyle bir yaşta oluyorsun ki ister istemez uzak tutamıyorsun 3. şahısları. Yaşlıyken de sevgilere çocuklar karışıyor ve yine ne oluyorsa bilmiyorum sahip çıkamıyorsun işte diyor. Bunun yaşla alakası yok kişiliğinle alakalası var diyorum. Kim olursa olsun bir kol mesafesi uzak olmak zorundasın herkesle, yoksa karışılıyor işte. Ben ayrıldıktan sonra benim hakkımda bile ne kadar acımasızdın hatırladın mı diye soruyorum. Üzülüyor gibi görünüyor. Hangi yaşta olursan ol karışanlar hep olacaktır, ben yalnızım karışan yok mu sanıyorsun, eğer uzak tutmazsan kendini bilmez komşun bile sana karışmaya kalkışıyor. Sizlerin bu yaşınızda ilişkinize çocuklarınızı karıştırmamayı biliyor olmanız lazımdı ama yine söylüyorum uzaktan konuşmak kolay, yaşamadan hiç bir şey gerçek anlamını bulmuyor diyorum.

Konuştuklarımın onu kırmaması için dikkatli olmaya çalışıyorum ama bazen insanların kırılmaları mı gerekiyor acaba gerçeği görmeleri için. Karşımdaki adam ellili yaşlarında, ikinci evliliği, karısının ve kendi kızının karışmaları yüzünden yıkıldı ya da sebep onlar gibi göründü. Adam iflah olmaz sevgisi yüzünden kimseyle ilgilenemiyor, ama bir arada olmaları da mümkün değilmiş gibi davranıyor ve yaşadığı çelişki sinirime dokunuyor. Gerçekten kırmak değil düşüncem ama ne yapması gerektiğini, ne istediğini bilmeyen insanlardan hoşlanmıyorum diyorum. Savunmaya geçiyor kendini savunmasızca. Üzülüyorum.

Aramızdaki yaş farkı seneler önce kapandı, biz uzun süredir onunla sık görüşmeyen ama samimi iki arkadaşız. Sinema ve tiyatroyla ilk O tanıştırdı beni. Belki de O’nun çocukken beynime soktuklarıyla hala kilo almamaya, dağınık görünmemeye çalışıyorum. Anlatmaya ve anlattıklarının dinlendiğini görmeye ihtiyacı var. Benimde anlatmaya ihtiyacım var içim çok kırık. Kendi kırıklıklarımdan yola çıkarak ona söylediklerimle ve nasıl olması gerektiğini anlatarak ortalığa dökülmüş parçalarımı da onarmaya çalışıyorum bir yandan. Başkalarının ilişkileri hakkında yorum yapmak ne kadar kolay. Tüm beklentilerimi onun ilişkisine uyarlayarak böyle olması gerekirdi diye düşündüklerimi anlatıyorum.

Ne güzel cümleler kuruyor sevgisi hakkında. Anlattıkça gözleri parlıyor, yüzünün çizgileri azalıyor ama bunları asıl bilmesi gereken kadına değil de bana anlatıyor. Onunla yaptığı yürüyüşlerden, onun zarifliğinden, onunla yaptıkları doyumsuz sohbetlerden, onun kendisine gösterdiği özenden bahsediyor içi yanarak. Benim de içim yanıyor. Eee diyorum sonuç, ayrısınız işte. Kadının biri kim bilir ne kadar kırgın vaziyette, senden uzakta ve şu an bütün bu anlattıklarından habersiz ve yalnız diyorum.

Lütfen söyleyeceklerime alınma ama zaten bir ayağın çukurda madem doğru insanı buldun ve onsuz olamıyorsun burada benimle ne işin var söyler misin? Başta gösterdiğiniz cesaretin yarısını sevginizi savunmak için kullansaydınız ve kişiliklerinizi biraz ortaya koyarak otuz yaşına gelmiş çocuklarınızı ilişkinizden biraz uzak tutabilseydiniz bu noktada olmazdınız. Ben ne yapabilirim ki dinlemekten başka içindeki acı sürekli seni yakacak bize seni teselli etmekten başka bir şey düşmeyecek. Kaç kişi mutlu olabileceği insana rastlıyor ki bu zamanda. Çocuklarınız bile yalnızlıkları yüzünden sizin yakanıza yapıştılar. İnsanlar çok acımasız ama en çok ilişkiyi yaşayanlar zarar veriyor beraberliklerine. Kimse sevdiğine sahip olmak için etrafında huzursuzluk çıkarmaya çalışana uzak dur onu seviyorum ve vazgeçmeyi düşünmüyorum diyecek cesareti bulamıyor. Koskoca insanlarsınız sahip çıksaydınız bir şeylere, ne yaşadığınızı bilmiyorum ki daha net anlatayım. Söyler misin senin sevginin büyüklüğünü bana anlatmanın sana ve ilişkine ya da sevdiğin kadına ne faydası var?

Belki beni de birileri çok seviyordur ve ben onun için çok özel ve değerliyimdir. İyi de ben kendimi yalnız hissettiğim ve bilmediğim sürece bunun bir anlamı var mı söyler misin? Onun için uzaktan hissedilen sevgi sözcüklerini dinlemeye dayanamıyorum. Bana göre ya vardır ya da yok, ya heptir ya da hiç. Vaktimiz iyice azaldı hadi kalkalım artık, ya gidersin ya çağırırsın karını, bir ortasını bulursunuz herhalde. Bulamıyorsanız oturun halinize yanın belki öbür dünyada kavuşursunuz.

Tarihte İngiltere Kralı tahtından, ülkesinden, ailesinden vazgeçti aşkı için. Sen kimsin ve neyinden vazgeçemiyorsun önce bunu düşün ve emin ol. Bana mücadele etmeye değer bulunmayan sevgi sözcükleri yeterince anlamlı gelmiyor, sonuç beklediğin gibi de olmayabilir ama gerisi boş konuşmalar. Sevgisinden acı duyduğun kadın şu anda yalnız ve sensiz, sen bana ona duyduğun aşkın büyüklüğünden bahsediyorsun ve bu beni sinirlendiriyor çünkü benim de içim böyle saçma sepet sebepler yüzünden acıyor. Kol kola yürürken susuyoruz. Tiyatro binasından içeri girerken, kız kardeşimin söylediği gibi aşkları için gemileri ateşe vermek sadece kadınlara has bir davranış dayıcığım diyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

nedense daynın çıkacağı içime doğmuştu. Keh keh keh... sanırım artık biz birbirimizi detayları ile tanır olduk. hani eski dostlar vardır yaaa.. Biri leb der..öteki tamamlar.. Sonra da başlarlar gülmeye. Diğerleri hiç bi şey anlamaz bu konuşmalardan, gülüşmelerden hatta..Belki de yaşanmışlıklarımızdır, bizi böyle yakınlaştıran. Çektiklerimiz, ödediğimiz bedeller son kuruşuna kadar. Ne diyeyim Kevser... Umarım ve dilerim dayın, şu erkeklerin meşhurrr kendilerini köle eden (aslında ) duygularını saklamayı marifet sayma semptomundan kurtulur sayendeeeee.. Sevgiler canım

Neşe İleri 
 09.06.2007 15:46
Cevap :
Kesinlikle haklısın, Yelda diye çoook sevdiğim bir arkadaşım var şimdi İzmir'de yaşıyor, biz onunla gözlerimizle anlaşıp gülüşürdük etraftakiler bizim neye güldüğümüzü bile anlamazlardı. Öylesine bir frekansta buluşmuştuk. Evet yaşanmışlıklar insanları aynı düşüncelerde ve hislerde birleştiriyor. Erkekler anlasalar bile süreleri kısa oluyor Neşe'ciğim. Eğer bir kişiyi bile kurtarabilirsem çok mutlu olurum inan bana. Sevgiler kucaklar dolusu benden sana arkadaşım  09.06.2007 22:29
 

Ferhat dağları delmeli, Mecnun da çölleri geçmeli diyorsunuz yani...Kuru kuruya sevgi sözcükleri pek bir işe yaramıyor sanırım. Mutlukalın:)

Ümit Culduz  
 09.06.2007 14:45
Cevap :
Kuru kuru sevgi sözcüklerinden hiç anlamam. Herkes elinden gelen ne varsa yapmalı diye düşünüyorum sevgisi ve sevdiği insan için. Bunu sadece erkek yapsın da demiyorum üstelik her iki cins için geçerlidir söylediklerim. Sizde mutlu ve sigarasız kalın  09.06.2007 22:23
 

neler yazılır dersen çok şey yazılır, biter mi bitmez. erkek kadını suçlar, kadın erkeği, iki tarafta anlayış bekler, fedakarlık bekler, sevgi bekler. İstisnaları saymazsak, egoistlik desem değil, ikiyüzlülük desem değil, iletişimsizlik yine değil. ana sorunu arıyorum... vicdan mı? cesaret mi acaba ? bulamadım... adı anlaşılmayan ortak bir sorun olsun. sevgilerimle

erol aslan 
 08.06.2007 20:28
Cevap :
Söylediklerinin hepsi doğru, vicdan da değil cesaret de değil bazen bazı şeylerin açıklaması olmayınca kısaca kader-kısmet demek kolayımıza gidiyor galiba. Yeterince isteyip istememek ya da başkalarını kırmak yerine en sevdiğinden vazgeçmek. Ben pek böyle şeylere inanmam ama kimi zaman da yaşanıyor yaşanmaması gerekenler. Kimsenin böyle durumlar yaşamaması dileklerimle. Hoşçakal  09.06.2007 0:53
 

Ben de hiç anlamamışımdır, sevgisinden emin olup da yerinde saymayı tercih edenleri. Bir adımın neler değiştireceğini görmezden gelerek. ve hep ne istediğini ne hissettiğini bilmeyen insanlar senin gibi sinirime dokunmuştur. Bazen insanlar kendilerini anlamsız bir melankolinin içine atarlar . Oysa her şeyin olabilmesi mümkünken,ah'lamar daha cazip gelir...Yüreğine,kalemine sağlık. Kucak dolusu sevgiler...

guguk kuşu 
 08.06.2007 17:46
Cevap :
Benim en büyük açmazlarımdan biri hiç bir şeyin orta yolunu bulamamamdır. Ya hep ya hiç, ya vardır ya da yok olunca ve herkes senin gibi düşünmeyince aynı durumları yaşayabiliyorsun maalesef. Bize herşey mümkün gibi görünüyor ama kısmet olmuyor nedense. Hangisi hangisinin sebebi bir bilebilsek daha mutlu olurduk herhalde de bilmiyoruz işte. Kucaklar dolusu sevgilerine hep karşılık bulman dileklerimle  09.06.2007 0:56
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 352
Toplam yorum
: 1576
Toplam mesaj
: 310
Ort. okunma sayısı
: 864
Kayıt tarihi
: 15.01.07
 
 

1965 Akçakoca doğumluyum. Evli ve dört kız annesiyim, küçük bir kızın  anneannesiyim. A.Ü. Halkla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster