Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Nisan '07

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
3127
 

Küçük deniz kızı

Küçük deniz kızı
 

Bugün de yine güzel bir masalı çözümleyeceğim. Evrende var olan boyutlar ve boyutlar arası geçiş ilişkilerini gözden geçireceğim.

Bir zamanlar altı güzel kızı olan bir kral vardı. Ama bu kral insanların kralı değildi. Ülkesi, dalgaların altında balıkların değerli taşlar gibi parladığı bir ülkeydi. Bir gün genç prenseslerin anneleri öldü ve o günden sonra onları büyükanneleri büyüttü. İçlerinde en güzelleri en küçük olanı idi. Saçları altın bukleler halinde omuzlarına dökülüyordu. Burada en güzel ve en küçük olanı derken masalın geri kalan bölümlerinde de güzelliğin neye göre olduğu ortaya çıkacak. İkincisi de insanların yaşı küçük gibi görülebilir ama evrimi çok yüksek olabilir. Bir insan 11 yaşındadır ama evrimi 30 yaşındaki bir insan gibi olabilir. Küçük ve en güzeli demek bu anlama geliyor: küçük ama evrimi yüksek. Altı tane güzel kız da egoyu temsil ediyor. Egonun altı bölümünü.

Kızlar büyükannelerinin anlattığı yeryüzüyle ilgili masalları çok seviyorlardı. Bu masallarda bacak adlı iki şeyin üzerinde yürüyen garip insanlar vardı. Her boyutta evrimleşmeler olup diğer bir boyuta geçiliyor. Burada anlatılmak istenen yeraltında da bir yaşam şekli var ve yer üstünü merak ediyorlar. Şimdi sizler de dünyada yaşıyorsunuz ama diğer boyutları merak ediyorsunuz. Masaldaki kızın da merakı bunun gibi birşey.

Küçük denizkızı bu anlatılanları görmek istiyordu. "Onbeş yaşını beklemen gerekir" dedi büyükannesi "O zaman gidip görebilirsin" En büyük denizkızı yaşı geldiğinde yüzeye çıkar ve gördüğü ilginç şeyleri kardeşlerine anlatır. O küçük kız için evrim onbeş yaş. Çünkü o kadar zaman geçmesi gerekiyor. Herkes için bir evrim süresi var. Diğer kardeşlere de bu söyleniyor. O evrime erdiğinde o boyuttakileri de görebilir.

Yıllar geçer ve sonunda küçük denizkızının da yüzeye insanların dünyasına çıkabileceği gün gelir. Şimdiye kadar hep merak ettiği dünyayı artık kendi gözleriye görebilecektir. Yüzeye dogru yüzer ve yukarıda bir gemi ve güvertedeki yakışıklı prensi görür. Prens birisinin onu gözetlediğini ve gözlerini ondan ayıramadığını hisseder. Sonra gemi çıkan fırtınayla sallanmaya başlar ve çok geçmeden yelkenleri parçalanır, sulara gömülür. Küçük denizkızı sularda çırpınan prensi kurtarır. Başucunda bekler. Az sonra birkaç kız koşarak gelir ve prensi alırlar. Küçük denizkızı oracıkta kalır. Evrimimiz çok yüksek olduğu zaman istediğimiz her şeyi elde edebiliriz. Küçük denizkızı da evrimi ve düşünce sistemini geliştirdiğinde bir insanoğlunu da kendine aşık edebilecek duruma geliyor. Sadece onun düşünce sistemi ile o düzgün deniz dalgalanıyor ve sevmiş olduğu ya da hoşlanmış olduğu kişi kendisine geliyor. Ama bütün bunları yapabilmek için evrimi için konan süreyi bekliyor. Belirli bir süre tamamlandıktan sonra bazı şeyleri yapabiliyor.

O günden sonra küçük denizkızı prensi görebilmek umuduyla birçok kez yüzeye çıkar. Ama artık dayanamaz, su cadısına gidip akıl almaya karar verir. Cadı onu görünce "Niçin geldiğini biliyorum denizkızı" der. "İnsana dönüşüp karaya çıkmak istiyorsun. Böylece prensle daha yakın olacağını düşünüyorsun. Ama bunun bir bedeli var biliyor musun?" Aynı dünyada insanların yaptığı gibi o boyutta da farklı boyuttan olan varlıklara ulaşabilmek için değişik büyü ve enerji sistemleri kullanılıyor. Büyü haketmediğiniz şeyler için kullanılan birşeydir. Hakettiğinizde ise diğer boyutlara geçebilmek için büyüye gerek kalmaz.

"Bilmiyorum" der küçük denizkızı, "Ama insan olabilmek için neyse öderim.", "Sesini istiyorum" der cadı, "Şu şarkılar söyleyen güzel sesini. Bana sesini verirsen ben de seni iki ayaklı güzel bir genç kıza çeviririm. Ama unutma prens seni bütün kalbinle sevmeli ve evlenmeli. Yoksa bir deniz köpüğüne dönüşüp sonsuza dek yok olursun.” Burada insanların arasındaki iletişimden söz ediliyor. Sevgi ve iletişimden. Sevgi ve iletişim kabiliyetini verirse cadıya küçük deniz kızı, cadı da ona boyut atlama yeteneğini verecek. Cadı da o yeteneği kullanacak. İletişim kurmak çok önemlidir. Evrimi yüksek olan bir insan, beyni ile de enerji ile de iletişim kurabilir. Su cadısı ise cadılığa devam etmek için denizkızının iletişim yeteneğini istiyor.

Küçük denizkızı prensin karşısına dikildiği zaman prens bu hiç konuşmayan kızdan çok hoşlanır ve onsuz yapamıyacağına karar verir. Ama prenses bir türlü ona evlenme teklif etmez. Prens bu hiç konuşmayan denizkızından hoşlanmıştır ama denizkızı iletişim yeteneğini cadıya vermiş olduğu için kullanamaz.

Prens komşu ülkeye gidip bir prensesle karşılaşır ve hemen evlenmeye karar verir. Düğünleri muhteşem olur herkes çoşku içindedir. Yalnızca küçük denizkızı sessizdir. Gözyaşları sessizce süzülür yanaklarından. O gece küçük denizkızı güvertede dikilir, karanlık sulara bakar. Gün doğarken bir deniz köpüğü olup o sulara karışacaktır. Birden suların dibinden deniz kızının kardeşleri çıkar. Saçları kısa kısa kesilmiş. "Saçlarımızı su cadısına verdik" derler. "Karşılığında da bu bıçağı aldık. Eğer bu bıçağı bu gece prensin kalbine saplarsan büyü bozulacak." Küçük deniz kızı bıçağı alır ama prense asla zarar veremiyeceğini bilir. Güneş doğduğunda ağlayarak kendini denize atar. Ama denize düşmez kendini havada uçarken bulur. Çevresinde altın renkli ışıklar dans eder. "Biz havanın kızlarıyız" derler. "Artık bizimle mutlu olursun." Küçük deniz kızı gökyüzüne doğru yükselirken aşağıya, prensin gemisine bakar ve gülümser. Burada ve masalın özünde anlatılmak istenen sey şu; bir boyuttan başka bir boyuta geçerken asla ödün vermeyeceksiniz. Bu insanlarda örnegin sevgi olabilir. Eğer ödün verirseniz o boyuttaki güzellikleri yaşayamazsınız. Masaldaki deniz kızı da kendi boyutunda insan olmaya karar verdiğinde iletişimini kaybetti. Ama insan olmak iletişimle sağlanır. O yüzden de insan olmanın güzelliğine varamadı ve oradaki evrimini tamamlayamadan, mutlu olamadan bu sefer havadaki boyutta yaşamaya başladı. Denizkızının kardeşlerinin saçlarını su cadısına vermeleriyle anlatılmak istenen de; vermiş olduğunuz bir ödün arkasından başka ödünleri getirir. Sizler kendinizden ödün vermeden yukarıya çıkmanız gerekiyor. Ama ödün vermek yok, yani negatiflik adına ödün vermek yok. Masalda anlatılmak istenen ana tema "boyut değiştirmek istiyorsanız ödün vermeyin" dir.

Masalımız burada bitti ama masalda hep boyut kayramından bahsettik. Pek çoğunuzun aklında boyut kavramına ilişkin sorular oluşmuş olabileceğini tahmin ettiğimden biraz konuyu açmak istiyorum. Boyut hepimizin fiziksel bedenimizin pek farkında olmadığı ama ruhsal bedenimizin gelişiminin sonucunu görmesi açısından beklediği bir ödüldür. İnsanlar yaradılış planları gereği devamlı evrimleşmek durumundadırlar. Evrimden kasdedilen ise, insanın devamlı surette bir gelişim içinde olmasıdır. Bu gelişimler belirli bir alanda sona erdiğinde sizler boyut dediğimiz bir kavramla karşılaşırsınız. Bu boyut kavramı yeni bir alanda sizin gelişiminizi devam ettirebilmeniz için yaratılmış olan farklı enerji seviyelerinden oluşan alanlardır. O alanlara geçebilmek için enerji seviyenizin de o boyutun enerjisine uyumlandırılması gerekir. O nedenle belirli süreler konur. Sizlerin uyum sürecini kolaylıkla aşabilmeniz için. Her boyutun kendine has özellikleri vardır. Onun için bir boyuttan diğer bir boyuta geçerken onu hakederek geçmelisiniz. Boyutlara geçiş sürecini olüm olayı kesemez. Çünkü ölüm sizin fiziksel bedeninizde gerçekleşen dünyasal enerjilere veda zamanıdır. Eğer gelişim sürecinizi tamamlıyamadıysanız, tekrar bu enerji seviyesinde deneyimlerinize kaldığınız yerden devam edersiniz. Şöyle bir soru gelebilir aklınıza boyutumuzu ne kadar arttırabiliriz? Bu bizim elimizde mi? Yoksa dünyaya gelirken karmamız ile sınırlandırılmış mıdır? Bu durum bazılarınızda alanı belirlenmiştir. Bazılarınızda da sonradan kişisel gelişimi sonucuna göre değiştirilebilinir. Bu konular bire bir karmanıza bağlı değildir. Eğer ki gerçeklerin farkına varabilirseniz öğreniminiz daha hızlı olur. Çoğunlukla da sizin elinizdedir. Sizlerin farkındalık seviyeleriniz yükseldikçe ve insan olmanın evrensel kurallarını uygulamaya dikkat ettikçe boyut atlamaya da hazır olursunuz. Eğer her boyutun güzelliklerini yaşamak istiyorsanız bulunduğunuz boyuttan asla ödün vermeyiniz.

Sevgiyle kalın...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 104
Toplam yorum
: 155
Toplam mesaj
: 25
Ort. okunma sayısı
: 3294
Kayıt tarihi
: 01.03.07
 
 

Ege Üniv. İşletme Fakultesi'ni, daha sonra da Harward Üniversitesi'nin Master programını Türkiye'de ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster