Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Mart '09

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
284
 

Küçük kaynanalar

Küçük kaynanalar
 

Bu sabah bir çok kişinin(erkeklerin) , aslında ne gerek var diyerek kutladığı bir 8 Mart Dünya Kadınlar gününe uyandım. Daha doğrusu ilimizin belediye başkan adaylarının kutlama mesajlarıyla uyandırıldım. Nerden biliyorlar benim telefonumu bilmem ki.. Zaten halihazırda belediye başkanı olan zat da, 29 mayısdan sonra kadına daha çok önem vereceğiz gibi bişiler yazmış. İşte 29 mayıstan sonra kurtulacak şehrimiz falan. İlginç bir yaklaşım ama uyku sersemi de olsam yemem yani bunu. Madem yapılabilirliği olan bir şeydi de kaç senedir neden yapmadınız diye sorulmaz mı? Kim düzenliyorsa şu mesajları halkın arasında hala düşünebilen birilerinin olduğunu hatırlasın lütfen. Çok kızdım ve kızarak uyandım böyle bir sabaha. Bak şimdi başka bir şey yazacakken bunları da yazmadan başlayamadım işte yazmaya.. Affedin..

Yazımın adı ‘Küçük Kaynanalar’..

Kızları olan anneler bilirler. Büyüdükçe ve biraz da bilmişse bu küçük hanımlar hızla küçük kaynanalara dönüşürler. Bütün hafta çalışmışsınız zaten yorgunluk dizboyu, haftasonu azıcık uyuyayım dersiniz.. Hafif imalı bir ses tonuyla küçük kaynana gelir;

-Bari hafta sonu şöyle güzel bir kahvaltı yapalım…

Eh be canım zaten her gün sabahın altısında gelişime destek olacak, enerji verecek sağlam bir kahvaltı hazırlamıyor mu bu kadın sana? Hafta sonu birazcık geç olsa, birazcık uyusam diyorum.. Ama işte küçük kaynana..

Giyinmişim tam evden çıkıyorum;

-Olmadı o ayakkabılar diye masum bir sesle bütün keyfimi kaçırıverir

-Rahatım ama ben bunlarla desem

-Sen bilirsin bence olmadı yani demiştim, boşver boşver geç kalma git sen

Hadi bakalıımm… Gitsem de aklım hep ayakkabılarda..

İşten çıkalı onbeş dakika olmuş olmamış. Bir mağazadaki indirimle ilgili konuşmadan sonra arkadaşımla uğrayıp, eve bir 45 dakika geç gitmeyi planlamışım. Daha evi arayamadan telefon çalar,

-Annem?? Nerdesin?

Nasıl masum, nasıl çaresiz bir ses tonu anlatamam.

-Geliyorum kızım biraz çarşıya uğrayacağım, yarım saat sonra evdeyim

-Aaa öyle mii.. Ben de beraber çarşıya çıkalım diyecektim (inanın o anda uyduruluvermiş bir şey bu)

Ben şimdi o mağazaya gitsem de önemi kalmadı, doğru eve..

Neyse kahvaltıya geri dönelim..

Kalkarız güzelce hazırlarız derken küçük kaynana başlar (sanki yemekteyiz programı)

-Yumurta yemem ben

-Neden?

-Canım istemiyor (Bu canın ne zaman ne isteyeceğini senelerdir kestiremedim ben zaten)

-Tamam canım kahvaltılıklardan ye, ya da ne istersin?

-Patates kızartması olsaydı aslında canım istemişti

-Oturmadan söyleseydin ya kızım, neyse yaparım hemen

-Yok yok annem başka zaman yaparız, oturduk artık.

Al işte bir kaynana vakası daha. Kalkıp yapsam istemem diyor, ama canım da istemişti diyor. Ben şimdi kahvaltı mı yaptım dayak mı yedim belli değil..

Arkadaşlarım ufak bir kutlama için buluşacaklar bana da haber vermişler. Günler öncesinde gideceğim belli. İki saat kadar küçük kaynanamın yanında olamayacağım. Sabahtan karın ağrıları başlar hanımın. Daha evden çıkmadan ‘ne zaman geleceksin’ demeler.. Ben evden çıkarken bir daha dönmeyeceğim bir yolculuğa çıkıyormuşum gibi masum yavru kedi bakışları.. Neyse çıkıp evden arabaya otururum.. Telefon çalar;

-Annem söylemeyi unuttum yarın okula … alınacaktı.

-Kızım böyle bir şey bir gün önceden istenir mi, öğretmenin zaman verseydi keşke nerden bulacağız şimdi

Diyorum;

-Yine o tanıdık ağlamaklı ses, geçen hafta söylenmişti de unutmuşum ben..

-Tamam kızım ben bakayım o zaman şimdi

demeye çalışıyorum ama telefonda tepindiği alenen belli olan küçük kaynanama ait ses yükseliyor ve

-Benim de görmem lazım ama diyor..

Ne yaparsınız şimdi?

Aslında bu ve buna benzer öyle güzel ve sizi gülümseten örnekler var kii.. Beni anlayan anlar..

Son örnek bu sabahtan.. Kalktık güzel güzel sabah oynaşmalarımızı yaptık derken

-Bakalım nasıl kutlayacaksın benim ‘kadınlar günümü’ ?

Demez mi.. Der tabi.. Farklı bir şey de beklemek hata olurdu zaten..

Bu burada bitmez devamı gelecek.. Küçük kaynanalarla ilgili katkılarınızı beklerim efendim.. Saygılar…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 20
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 765
Kayıt tarihi
: 07.02.09
 
 

Okumayı ve okuduklarımı paylaşmayı severim. özellikle yakın tarihimizi okuyup ve anlayarak gelece..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster