Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Ocak '12

 
Kategori
Bebek - Çocuk
Okunma Sayısı
589
 

Küçük konuş şişman! Başım ağrıyor

Küçük konuş şişman! Başım ağrıyor
 

alıntıdır


Çocuklar…

Tanımını yaparken kelime bulmakta zorlandığım varlıklar. Mucizeler adeta. Akılları, zekaları ve şirinlikleriyle girdikleri her hayatı derinlemesine etkiliyorlar.

Doğduklarında, emeklemeye başladıklarında, ilk kelimelerini söylediklerinde, iki kelimeden ilk cümlelerini kurduklarında etraflarına topladıkları aile bireylerinin gözdesi onlar.

Çocuk ruhundan anlamaksa hemen geçilebilecek bir konu değil. Her yetişkin çocuk gözüyle bakmalı ve hatta karşısındaki minik zeka küpüyle konuşurken aynı göz hizasında olmalı.

Çocuklar başlarını kaldırıp bakarak konuştukları birey karşısında kendilerini güçsüz ve aciz hissederlermiş.

Bu nedenledir ki, küçük hanımlarla veya adamlarla konuşurken lütfen boy seviyelerine inerek göz hizasını birebir tutmaya özen gösteriniz.

Birde “başlarım psikolojisine” tarzı vardır tabii. Onlar kendi çocuklukları akıllarına geldiğinde, yeni yetişen çocukları oldukça şanslı bulurlar ve bu nedenle de “psikoloji” saçmalık olarak adlandırılır, düm düz konuşmak esas alınır.

Bundan birkaç sene önce oldukça sıcak bir yaz günü. Bir grup çocuk sokakta top oynuyor. Her gol ayrı bir sevinç çığlığı tabii. Aralarında oldukça sevimli, topluca bir çocuk var.

Balkonda oturuyorum. Çapraz balkondan yaşlıca bir amca dayanamıyor belli ki sese, gürültüye. En gür sesiyle uzanıyor balkondan aşağı ve topu ayağında sektiren 12-13 yaşlarındaki bu çocuğa ihtar gönderiyor; “küçük konuş ŞİŞMAN, başım ağrıyor”.

Çocuk şaşkın. Bir süre sesin geldiği yönü bulmaya çalışıyor.

Amcam sinirli; “ben söyledim, ben” diye yüzleşmeye hazır tekrar bağırıyor.

Çocuk topu elinden bırakıp gülen arkadaşlarına bakıyor ve: “Doğan amca Doğan! Şişman değil benim adım” diyiveriyor sadece.

Rencide olduğuna mı yansın, küçücük yaşta başına dert olmuş kilo problemine mi yansın, yoksa kendisine malzeme çıkan arkadaşlarının günlerce sürecek takılmalarına mı yansın?

Amca mahcup olmadı değil ama otoriteyi elden bırakmamakta kararlı; “her neyse DOĞANCIĞIM, biraz sessiz oyna bakalım” diyor yaptığının farkında.

Doğan topu bıraktı ve gitti o gün. Arkasından bakakaldı arkadaşları.

Hassas yerden yara almıştı belli ki. Kilosuna takılı bilinç altında beliren sorular tam da üstü geçici süre örtülüyken çıkıvermişti tek cümleyle ortaya.

Tahmin edemeyiz cümlelerimizin çocuklar üzerindeki etkisini, ama az da olsa temkinli göndermeliyiz nereye gideceğini bilmediğimiz kelimelerimizi.

Bir çocuk kalbi kırıldığında henüz kin, nefret, küslük bilmeyen yüreği hemen affeder.

Ancak gizliden dert ettiği bir yaraya basıldıysa bu o yaranın kabuğunu ikinci kez kapanmadan kopartmak gibidir.

Kabuk zamanla kendini yeniler, düşer, ama izi kalır.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Evet, fiziksel özelliklere dem vurulması bence en acısı bu konuda yapabilecek birşey yok ki hepimiz farklı doğuyoruz büyük olsa bunu önemsemeyebilirdi küçük de travma yaratan bir durum:(

Arzu Elif 
 17.02.2012 10:41
Cevap :
Hormonel dengeziliklere bağlı kiloya çocuk ne yapsın? ya öyle birşey ise? yazık çok üzülüyorum çocukların gözünde hüzün görünce:(  17.02.2012 15:06
 

Bütün çocuk psikologları da anlattığın sebeplerden, çocuklarla her zaman göz hizalarından konuşulmasını öğütler. Zaten o çocuklarla o şekilde konuşulduğu gün, ülkemin yetişkinleri de, geleceği de kurtulmuş demektir bence de... " Doğan meselesiyse " tamamen, kendi başına,apayrı bir facia olmuş. Çamı deviren amca pişman olsa da " Söz ağzınızdan çıkana kadar siz onun; söz ağzınızdan çıktıktan sonraysa o sizin efendiniz olur! " sözünü hatırlatmak isterim; o çok sevgili! bilgili! amcaya... Cemce sevgilerimle...

Cem Beraat Çamsarı 
 26.01.2012 22:23
Cevap :
Çocuk=gelecek. kendi belli bir yaşa gelen insanları her ne kadar ilgilendirmesede hepimizin görevi öncelikle güzel izler bırakmak olmalı. Çocuklar etraflarında olup biteni öyle bir kayıt ediyor ki; unutmak bir tarafa içlerinde yer ediyor bazı kelimlerimiz. Çok doğru bir sözdü Cem Bey.teşekkür ederim  27.01.2012 8:40
 

"Bana vururken ellerini incitme yorgun amca akşam çocuklarını nasıl seversin yoksa?" Hay Allah, içim sızladı çocuğa ... O kabukların iz yerinde " esiyor derin namlunun soluğu " O soluk asla unutulmaz..... Sevgiler...

Nil ALAZ 
 21.01.2012 22:57
Cevap :
Şimdide benim içim tekrar sızladı dizelerinizi okuyunca. Ne güzel ifade etmişsiniz. Bir çocuğun geleceğini etkileyen kontrolsüz cümlelerimize hakim olmayı beceremedikçe Zülfü Livaneli'nin bir yazısında yazdığı gibi "mutlu insan yetiştirmek" sadece yazılı kelimelerde kalacak. Çok teşekkür ederim katkınıza... sevgiler,selamlar  23.01.2012 22:10
 

Öğretmenime ''Kel kafalı '' diye hitabeden görevliyi yakalayıp görev kartını iptal edip hemen dışarı attım...Beni, valiye şikayet etmeye gitmiş...O zamanki valiler siyasi adam kayırmacılığa itibar etmeyen saygın insanlardı.Şikayete geleni bir de vali paylamış...Bunlar toplumun yüz karalarıdır...Eğitim şart...tekrar selamlar...:)

Mesut Selek 
 20.01.2012 22:44
Cevap :
Şimdi öyle birşey olsa farklı tepki alırız ama değil mi? Saygın insanlarda gittikçe azalıyor ne yazık ki Mesut Bey. Evvel ki zamanların şansının hep "saygı" olduğunu düşünmüşümdür. Anneannelerimiz,babaannelerimiz bile titizlikle seçerdi cümlelerini bizlerle konuşurken. Size katılıyorum, kesinlikle eğitim şart:)selamlar  21.01.2012 19:24
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 670
Toplam yorum
: 3227
Toplam mesaj
: 35
Ort. okunma sayısı
: 1895
Kayıt tarihi
: 19.12.10
 
 

İstanbul doğumlu. Kuantum Yaşam Koçu. EFT, NLP, ETKİLİ İLETİŞİM, BEDEN DİLİ gibi bir çok konuda e..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster