Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Aralık '12

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
3273
 

Küçük Mucizeler Dükkanı

Küçük Mucizeler Dükkanı
 

Resim: www.madalion.com


Bazen insan günlük yaşamın gerginliğinden, karmaşasından, haksızlık ve üzüntülerinden geçici bir süre de olsa uzaklaşmak ister. Kimi bunun için masmavi gökyüzünde, tombul bulutların üzerine bir saray kurar ve güneş ışınlarının aydınlattığı ve ısıttığı bu sarayda geçici de olsa aradığı huzuru ve mutluluğu bulmayı arzular. Birçok kişide bu etkiyi en çok kitaplar yapar. Çünkü onlar düş gücümüzle zenginleşen sınırsız bir dünyayı bize sunarlar.

Öncelikle, yazarı Debbie Macomber'i dünyanın en çok okunan yazarları arasına sokan ve bir çok ödül almasını sağlayan kitabın kapağı, insanda mutluluk ve rahatlık duygusu uyandırıyor. Nedense kalın turuncu-beyaz çizgili tente, eski moda kırmızı ağaç kapı ile ahşap panjurların koruduğu pencere önündeki rengarenk çiçek saksıları beni çekti.

Aynı duyguyu başrollerde bir zamanların romantik prensesi Meg Ryan ile Tom Hanks’in oynadığı 1998 yapımı Mesajınız Var (You've Got Mail ) filminde Kathleen Kelly ‘nin (Meg Ryan) küçük kitapçı dükkanında hissetmiştim. İzleyenler anımsayacaklardır, küçük, ama inanılmaz ölçüde çekici ve sevimli bir yerdi. Küçük Mucizler Dükkanı’nın kapağı da bende tam olarak bu sıcaklığı uyandırdı. Bu anlamda çok başarılı bir çalışma olduğunu düşünüyorum. Çünkü adıyla örtüşen ve okuyucuda güçlü bir (satın alma demek istemiyorum) alma, sahip olma ya da tutma duygusu uyandıran bir tasarımı var.

Kitap dört kadının başrolde olduğu olaylar etrafında dönüyor. Ayrıntıları okumak isteyenlerin merakını kaçırmamak için vermeyeceğim.

Gerek kişilik gerekse ait oldukları toplumsal katmanlar açısından birbirinden çok farklı bu kadınların günün birinde kesişen yolları onlara özel deneyimler yaşatıyor. Yaşama ve insanlara bakışlarını değiştiren bu olaylar aslında önce kendileriyle ve en yakınlarıyla bir iç hesaplaşma yapmalarını sağlıyor. Sonra yeni duygular keşfetmeye başlıyorlar; en başta da dostluğu ve paylaşımı.

Dört kadının kişilik çözümlemesi insanı yormayan türden. Çocukluğumda okuduğum Barbara Cartland romanlarının tadını aldığım bu kitapta, bir erkek olarak ana konu olan ve fazlasıyla kadınsı bulduğum "örgü" engelini aşabilsem de, bir okuyucu olarak kendimi özdeşleştireceğim bir karakter bulamadım. Bu da doğal çünkü kahramanların dördü de kadın. Onların yaşamlarındaki erkekler ise ikinci ya da geri plandalar ve ayrıntılı kişilik çözümlemelerine girilmemiş. Bu da kitabın hedef kitlesini kadınlar olduğunu gösteriyor. Zaman zaman hiç ısınamadığım Desperate Housewives (ve bizdeki taklidiyle Umutsuz Ev Kadınları) dizilerini çağrıştırsa da yine de keyif alarak okudum diyebilirim.

Kişiler beyaz ya da siyah kadar net bir ayrımla iyi ve kötü diye tanımlanmış. Kötü gibi görünen bir kişinin özünde iyi olduğunu kolaylıkla anlayabiliyorsunuz. Oysa gerçek yaşamda insanlar arasındaki ayrım bu kadar belirgin değil. Beyazın içinde siyah, siyahın içinde ise farklı oranlarda beyaz bulunabildiği gibi gri olanlar da çok. Bu noktadan bakıldığında kitap biraz Yeşilçam filmlerinin Hollywood sürümü gibi düşünülebilir.

Diğer yandan yer (mekan) tanımlamaları yapılırken çok ayrıntıya girilmemiş.  “Bir Yumak Mutluluk” adlı dükkanın bulunduğu sokağı bile kafamda tam olarak canlandıramadım. Ayrıca çeviri yapılırken sokağın adını neden çevirmeden doğrudan Blossom Sokağı diye kullandıklarını anlayamadım. Oysa yazarın kitabın içeriğine uyması açısından özellikle seçtiğini düşündüğüm Blossom’un tam karşılığı Çiçek (Sokağı) .

Benzer yanlışla Tanrılar Okulu (1) adlı kitabın ana karakteri olan Dreamer’ın “Düşleyen” olarak çevrilmemesinde de karşılaşmıştım. Oysa kitabın özü ve baştan sona yinelediği şey “Düş var olan en gerçek şeydir!” idi. Bu hata İngilizce bilmeyen okuyucunun ana karakterin adının kitabın içeriğiyle olan vurucu bağlantısını gölgelemiş, belki etkisini de büyük ölçüde azaltmıştı.

Küçük Mucizeler Dükkanı’nı bitirmem ise sadece üç günümü aldı ki, bunda kitabı okumaya hafta sonu başlamam ve Antalya’nın ünlü yağmurlarının etkisiyle evden çıkamamamın payı büyük. Yine de kitaba haksızlık etmeyeyim. 477 sayfadan oluşan roman, rahat okunan ve insanı yormayan bir tarzda yazılmış. Biraz da bu nedenle çocukluğunuzda düşlediğiniz pamuk bulutların içindeki sarayınızda geçici bir rahatlık yaşatıyor.

Olaylar ve insanlar hakkında çok kafa yormanızı gerektirmeyen, insanların iyi olduğu düşüncesini her satırında duyumsatan, bu açıdan annenizin dumanı tüten kıtır kıtır ev kurabiyesi tadında bir kitap. O nedenle içinizi ısıtıyor ya.

Böylelikle kitap, okuyucuya pembe bir pencereden, yalancı da olsa geçici bir mutluluk yaşatıyor.

Sırf bu yüzden bile alınıp okunabilir.

...

Bağlantılar:

1. Tanrılar Okulu

http://blog.milliyet.com.tr/tanrilar-okulu/Blog/?BlogNo=264853

Küçük Mucizeler Dükkanı hakkında yazılmış diğer bloglara göz atmak isteyenler için:

2. A.Nilgün Aktaş

http://blog.milliyet.com.tr/kucuk-mucizeler-dukkani---debbie-macomber/Blog/?BlogNo=334563

3. Aytül Bingöl

http://blog.milliyet.com.tr/Kucuk_Mucizeler_Dukk%C3%A2ni/Blog/?BlogNo=386333

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merak ettim ilk fırsatta alıp okuyacağım inş...Selamlarımla.

Tly Ekr 
 19.12.2012 12:35
Cevap :
İnsanı yormayan, rahatlatan bir kitap. Pembe dizi tadında. Özellikle hanımlar için romantik ve rahatlatıcı :-) Teşekkürler, saygılar.  19.12.2012 14:30
 

Ben yazının mahiyetinden çok, içtenliğiyle ilgilendim. Ve okurken o kadar rahat okudum ki, yazanın da rahatlığından kaynaklanmaktaydı çoğunca bu durumum. Evet dostum, en çok da, buna sevindim. Kitabı okuyamayacak olsam da, okumuş kadar mutlu oldum... Sevgiler ANIL

ERIC VAN BUYTEN 
 11.12.2012 22:07
Cevap :
İnsan kardeşinin ömrünün sonuna kadar kardeşi olduğunu bilir. En azından kan bağı vardır, birbirine bağlı bir ailede yetiştirilmiş iseler bağlılıklarının hiç bitmeyeceğini bilirler. Ben de senin hep yaşamımda olacağını, daha da önemlisi hep dostum olacağını biliyorum. Bu yorumunla ne demek istediğini çok iyi anladım ve inan ben de mutlu oldum. Sana içten teşekkür ederim. Sevgiler.  12.12.2012 8:49
 

Değerli Asabi Kedi, rutin yaşantıya renk getiriyor kitap. Okuyanlara imrenirim bilgi kilerine bir miktar ilaveler yaptığı varsayımı ile. Böyle olmasa bile son paragrafınızda belirttiğiniz gibi "geçici mutluluklar oluşturması" bile yeterli. Antalya'da o dehşetengiz yağmur günleri bitmiş, bugün gökyüzü pırıl pırıl ve güneş aynı sevecenliğiyle evimizde, odamızda...Selamlarımla esenlik dileklerimle...

Yurdagül Alkan 
 11.12.2012 10:41
Cevap :
Kitaplar insanın düş gücünü harekete geçirdiğinden çok farklı dünyalara götürüyor bizi. Çocuukluğumdan beri kitap okumayı çok severim. Uzunca zamandır bu alışkanlığıma ihanet etmiş gibiydim. Yeniden başlayabilmek için kolay okunan ve keyif veren kitaplar en iyisi. Yarım kalmış felsefe üzerine bir kitap, bir haftadır kaldığım yerden okunmayı bekleyen ruhçuluk üzerine bir kitabın ardından Küçük Mucizler Dükkanı taze bir soluk gibi geldi diyebilirim :-) Kafam dağıttı ve beni keyiflendirdi. Yani var oluş nedenini gerçekleştirdi. Teşekkürler, saygılar.  11.12.2012 13:55
 

MERHABALAR...Sevgili BLOG arkadaşım :-)) İnanırmısınız şu anda önümdeki sehpanın üstünde ne var bilin bakalım..??? :-)))) 1* KÜÇÜK MUCİZELER DÜKKANI 2*BİR DİLEKLE BAŞLADI HER ŞEY --- (NEW YORK TIMES BESTSELLER) *** DEBBIE MOCAMBER *** EEee bu kadar tesadüf olamaz yanii..! :-))) Fakat bu kitapları eşim almış, bende bu nedir diye şöyle üsütn körü bir kaç sayfasını karştırmıştım biraz önce :-)) Ben iyisi gideyim şimdi bir MİLLİ PİYANGO bileti alayım bari..! :-))))) Vallahi fırsat bulursam bende okumaya çalışayım bari bundan sonra...:-)) " BANA HER ŞEY DEYİN, ŞU SIRALARDA KİTAP OKUYUN DEMEYİN..! :-))))) Sevgiler ve selamlar :-)))

BEN ve OLTAMA TAKILANLAR 
 11.12.2012 10:12
Cevap :
Değerli Necip Bey, elinizin altında varsa bir göz atın derim. Ama sizi uyarayım, sıkılabilirsiniz :-) Örgü örmeyi bu tarzda işleyebilmek bence ciddi bir yazarlık başarısı. Biz erkeklerin biraz yabancısı olduğu bir dünyayı anlatıyor, ama ben iki ablayla büyüdüğüm için fazla zorluk çekmedim. Belirttiğim gibi özdeşleşebileceğiniz bir roman kişiliği yok gibi. Ancak kadınların dünyasına küçük bir bakış atmanın çok yararı da olabilir. Bildiğimizi sandığımız şeyleri yeniden keşfetmek gibi örneğin. Dİlerim piyango biletinden yüzünüzü güldürecek bir şeyler kazanırsınız :-) Teşekkür eder, selamlar saygılar sunarım.  11.12.2012 13:16
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 208
Toplam yorum
: 826
Toplam mesaj
: 99
Ort. okunma sayısı
: 1254
Kayıt tarihi
: 22.07.10
 
 

Sonbaharı seviyorum. Biraz da bu nedenle gururlu, yalnız, sessiz bir mutluluk olan Güz'ü özlüyoru..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster