Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Mayıs '12

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
696
 

Küçük Osman Neden Büyümüyor

Küçük Osman Neden Büyümüyor
 

  • Televizyon izlemek… Hele ki bir de o televizyonda dizi izlemek… Evet dostlar, bana zul gelen aktivitelerdendir. Ama ne yaparsınız, hayatın bir de gerçekleri var ki, o gerçeklerden kaçmak pek de kolay değil.
  • Zaman zaman elimde olmayan nedenlerden dolayı, televizyondaki kimi dizilere bakmak zorunda kalırım. “Kim ne yapar?”, “Kim kimdir?”, “Kim dizinin hangi karakterini canlandırır?” bilmem… Doğrusunu isterseniz bilmek de istemem. Ama bir var ki bizim dizilerin çekim kalitesi oldukça yüksek. Belli ki dizi şirketlerinin ellerindeki teknolojik imkânlar oldukça iyi.
  • Bir zamanlar bizim kanallarda Latinlerin Beyaz Dizileri oynardı. Yurdum insanının nede ilgisini çekiyordu o Beyaz Diziler. Ama dediğim gibi, bizim şimdiki dizilerin yanında, Latinlerin “Beyaz Dizilerine“ “Zırva” desek yeridir. Ama o zırvalar az iş yapmadı bu memlekette. Hele ki muhafazakâr toplum dediğimiz bizim toplumda. Bu dizilerde kimin eli kimin cebinde belli değildi. Evlenenler, boşananlar, bir gün birinin diğer gün diğerinin kollarında olanlar… “Yalan Rüzgârı” denen diziyi hatırlıyorum da, karakterlerinin her birisi bir şekilde birbirleriyle aşk hayatı yaşadılar ve birbirleriyle bir şekilde evlendiler, boşandılar. Türk ailesinin, örf, adet ve kültürel geleneklerine o denli uzak bir diziydi ki… Ama bu dizi bu ülkede yıllarca izlenme rekorları kırdı. Kim ne derse desin, muhafazakâr toplumumuz bu diziye gösterdiği ilgi sayesinde ve diğer Beyaz Dizilere olan ilgisiyle bütün dünyayı şaşırtmıştı.
  • Dedikodu ve özel hayat takibi hususunda özellikleri olan bir toplumuz nede olsa… Ama bunların dışında da şöyle adam akıllı bir açıklama getiremiyorum bu dizlere karşı olan ilginin nedenine.
  • Bizim diziler, Latin dizilerinin yerini alalı beri, toplumun bu dizilere olan ilgisi de pek yabana atılacak gibi değil. Hatta dizi ihracından ülkeye bayağı bir dövizde giriyor. Bu gün dünyanın birçok ülkesinde Türk dizileri revaçta…  Tabii bu dizileri izlesem… Hatta bu dizeler gündemi mi birinci dereceden ilgilendiriyor olsa, ne yazı konuları çıkar diye de düşünüyorum. Ne yapayım ki, dizi izleme faaliyeti bir türlü gündemi me girmiyor.
  • Ne var ki, geçen gün izlemek zorunda kaldığım “Öyle Bir Geçer Zaman ki” dizisinde, bir olay bana çok gülünç geldi. Dizi ile ilgili bildiğim odur ki, Ali kaptan içeri düştü, epeyce bir süre cezaevinde yattı… Abla karakterinin sevgilisi olan devrimci çocuk yurdu terk etmek zorunda kalmış, abla ise hiç sevmediği diğer çocukla evlenmek zorunda kalmıştı. Aylin, sevgilisi Soner’in, sakat kardeşiyle evlenmiş ve ortaya tam da mizah kıvamında şeyler çıkmıştı. Tabii dizi hangi noktadaydı, nerelere sürüklendi tam kestiremiyorum. Balıkçı’nın, Ali Kaptan tarafından öldürüldüğünü biliyorum. Ve karısına epey de bir servet kalmıştı. Bunca şey oldu bitti… Ülke alt üst oldu… Lakin dostlar, şu Küçük Osman bir türlü büyümedi. Geçen akşam izlediğimde Küçük Osman yine o bildik Küçük Osman’dı.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1512
Toplam yorum
: 3024
Toplam mesaj
: 195
Ort. okunma sayısı
: 1107
Kayıt tarihi
: 07.08.07
 
 

Yazarım... Okurum... Öğrencilik yıllarımda çok yazdım... Kompozisyon derslerinde yazdım... Duvar ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster