Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ekim '12

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
4996
 

Küçük Prens

Küçük Prens
 

KİTAP ADI : KÜÇÜK PRENS

YAZAR : ANTOINE DE  SAINT- EXUPERY

TÜRÜ : ROMAN

YAYINEVİ : MAVİBULUT

ÇEVİRİ : YAŞAR AVUNÇ

SAYFA  SAYISI : 93

BASIM  TARİHİ:  2009

Bakmayın siz kahramanımızın adının küçük prens olduğuna, onun hayat felsefesi dağlardan daha büyük, yaşamın derinliğine varma çabası fırtınalardan daha kuvvetli. Bu kitap hayatın anlamını irdelemek için çok doğru bir başlangıç. Çocukların, gençlerin, yetişkinlerin rehberi  olabilecek bir kitap.

Yazar, uçağı Sahra çölüne zorunlu iniş yaptığı sırada Küçük prensle tanışır. Prensimiz  bir  harman yeri büyüklüğündeki asteroidinden, dünyayı ziyarete gelmiştir. B 612 isimli bu asteroid, bir Türk astronom tarafından bulunmuş fakat fesli, şalvarlı bu adamın buluşuna  kimseler itibar etmemiştir. Astronom, ancak batılı kıyafetlere büründüğünde kendini ispat  edebilmiştir.

“ Büyükler böyledir işte!” Bu sözü küçük prensin ağzından sık sık duyacaksınız kitapta ve  ona sık sık hak vereceksiniz.

Prensimizin gezegeninde ikisi lav halinde, birisi sönmüş üç tane yanardağı vardır. Küçük  prens  onları düzenli olarak temizler. Bir de çiçeği vardır ki, dünyadaki en şımarık çiçektir  o.  Kendini, ondan daha güzeli olmadığına inandırmıştır. Bu sebeple de bir hayli kaprisler  yapmaktadır prense. Küçük prens çiçeğinin kaprislerini sineye çeker ve ona çok iyi bakar her  zaman. Derken, bir seyahate çıkmaya karar verir, sevgili çiçeğinden de izin alarak koyulur  yola.

Gittiği ilk gezegende bir kralla karşılaşır. Ondan, insanın kendini yargılamasının en zoru  olduğunu öğrenir. İkinci gezegende kendini beğenmiş bir adam çıkar karşısına. Herkesin  kendisine hayranlık duymasın istemektedir adamcağız ama ne çare ki, gezegende ondan  başkası yoktur. Küçük prensten kendisini alkışlamasını ister. Prens adamın arzusunu yerine  getirirken, büyüklerin çok tuhaf olduklarını düşünmektedir.

Sonraki gezegende bir ayyaşla tanışır. Ayyaş içtiği için çok utanmakta ve utancını unutabilmek için daha fazla içimektedir. Şu büyükler gerçekten çok tuhaftı. Her gittiği gezegende bunu daha iyi farkediyordu Küçük prens.

Dördüncü gezegenin sahibi olan işadamı, sadece saymakla geçiriyordu günlerini.  Gökyüzündeki bütün yıldızların sahibi  olduğunu anlattı prensimize. Çünkü bunu ilk o akıl  etmişti. Bu yüzden de yıldızlar ona aitti. Yıldızlarını sayıyor ve deftere kaydediyordu.  İşadamının işiydi bu. Küçük prensin üç tane volkanı vardı her gün temizlediği, bir tane  çiçeği  vardı her gün suladığı. Küçük prens de onların sahibiydi ve bu durum, hem volkanlarının hem de çiçeğinin işine yarıyordu. Ama şu işadamının yıldızlara sahip  olmasının  yıldızlara ne yararı vardı ki!  Bunu sorduğunda işadamına, hiçbir cevap alamadı.

Ziyaret ettiği gezegenlerin en ilginci beşinci gezegendi. En küçükleriydi. Sadece bir fener,  bir de feneri yakan adam vardı. Gezegen o kadar hızlı dönüyordu ki, fenerci dakikada bir  feneri yakıp söndürüyor ve çok yorgun düşüyordu. Uykuyu çok sevmesine rağmen bir türlü  uyuyabilecek  vakit  bulamıyordu. Küçük prens sevdi bu adamı. Çünkü o kendinden başka bir  şeyi düşünüyordu, fenerini.

Gittiği son gezegen çok büyüktü. Devamlı kitap yazan yaşlı bir adam yaşıyordu bu gezegende. Coğrafya kitapları yazan adam, hayatında hiç gezmeye gitmemişti. Hatta,  gezegeninde bir okyanus olup olmadığından bile habersizdi. Çünkü o bir gezgin değildi.  O  gezginleri kabul eder, onları dinler ve anlattıklarını yazardı. Küçük prensten ona  gezegenini anlatmasını istedi. Prens  çiçeğinden de bahsetti adama fakat gelip geçici şeyleri  yazamayacağını söyledi coğrafyacı. Demek, çiçeği gelip geçiciydi ve prens onu yapayalnız  bırakmıştı. Bunu düşününce üzüldü.

Ve Küçük prens dünyaya geldiğinde çok güzel gülleri görünce, aklına gezegeninde bıraktığı  çiçeği  geldi. Zavallıcık kendisinin tek olduğunu sanıp, nasıl da böbürlenirdi. Burada  olup  da,  şu güzelim gülleri görse, kimbilir ne çok üzülürdü. Eşsiz benzersiz bir çiçeğe sahip olduğunu  düşünürdü oysa sıradandı çiçeği. Çimenlere uzanıp ağladı.

Tam o sırada bir tilki çıkıverdi ortaya. Tilki küçük prensten kendisini evcilleştirmesini istedi.  Böylece  aralarında özel bir bağ kurulacaktı. Tilki bunları anlatırken, küçük prens  çiçeğinin de onu evcilleştirdiğini düşünüyordu. O yüzden diğerlerinde çok farklıydı prensin gözünde.  Güllere tekrar baktığında, kendi çiçeğinin benzersiz olduğunu hissetti. Çünkü prens çiçeğine  bakmış, korumuş, sulamıştı. Onun için emek vermişti. O çiçek sadece onun çiçeğiydi. O nun  için çok özeldi.

Böylece başından geçen herşeyi anlatmıştı prensimiz. Hikayesini yazarına emanet eden  küçük prens için ayrılma vaktiydi artık. Sarı bir pırıltıyla beraber yok olup gitti.           

Fransız pilot Antoıne De Saınt-Exupery  Küçük Prensi New York’da bir otel odasında yazmış,  kitap 1943 yılında yayınlanmıştır. Fransa’da 50  frankların üzerinde hala küçük prensin  resimleri bulunmaktadır. Ünlü aktör James Dean bu kitabı elinden hiç düşürmediğinden  bahsetmiştir bir röportajında. Herkesin çok sevdiği bir kahramandır prensimiz. İnsanlara,  büyüdükçe unuttukları, yaşama o çocuk masumiyetiyle atılan bir bakışı hatırlatır.

Aytül  Bingöl

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 58
Toplam yorum
: 8
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1061
Kayıt tarihi
: 26.07.12
 
 

Anadolu şehirlerine özgü o sıcaklığı havasında barındıran Tokat'da, büyük bahçeli bir evde doğdum..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster