Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ocak '13

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
537
 

Küçük sebeplerden mutluluk devşirme Sanatı

Küçük sebeplerden mutluluk devşirme Sanatı
 

En az bilinen ve en az uygulanan sanat bu... En az öğretilen... Bu aslında bir seçim, bir kültür yapısı. Tıpkı mutsuzluğun da bir seçim ve kültür yapısı olduğu gibi. Hiç nedenini düşündünüz mü? Niçin mutsuz olmak daha çok seçilir ya da seçtirilir?

Pek çoğunuz bilirsiniz; bir pire deneyi vardır. 'Öğrenilmiş çaresizliği' anlatan... Pirelerin zıplamaktaki becerileri de bilinir. Söz konusu pire bir kavanoza konur; bir kaç deneme sonra en doğal yeteneği bu iken üstelik, 'yeterince' zıplama yeteneği olmadığına inanmaya başlar... Şartlar lehine değiştiğinde bile...

İnsanlar üzerinde de yapılır bu deney... Anne - baba, eş, dost, içinde yaşanılan kültür, iktidarlar yapagelir... Pompalanan ve öyle olmasına izin verilen, baskın bir maço erkek egemen anlayışın da kadın üzerinde uygulamayı en sevdiği yöntemlerdendir. Bireyler ya da kitleler üzerinde uygulamaktan çekinilmez. Kendi içsel gücünün farkında olmayan insanı şekillendirmek, yönetmek ve istenilen sınırlarda tutmak çok kolaydır çünkü... En kolay malzeme kendinin farkında olmayan, dahası kendine inancını kaybetmiş insandır çünkü...

Biz ve bize benzeyen kültürler için henüz yeni bir öğreniş alanı bu... Yepyeni bir sınav... Süresi bilinmeyen... O hiç bir işe yaramayan ve ruhları, bedenleri, yaşamları hasta eden arabesk kültürden kurtulmanın zamanı çoktan geldi de geçiyor.Yaşamları uyuşturan o arabesk ruh halinden kurtulmak, o ataleti atmak bireyler üzerinde de toplum üzerinde de neredeyse bir yeniden doğuş etkisi demek...

Acaba ne kadar farkındayız?

Üstelik mutlu olmak için öyle çok fazla şeye de ihtiyaç yok. Her ne kadar kitlelere daha çok eşyaya vb. sahiplik üzerinden mutluluk senaryoları çizilmiş, çeşitli hipnozlarla öğretilmişse de... İktidar ve güç üzerinden tariflenegelmişse de... Aksine gittikçe daha fazlası edinilen eşyalarınız vb. bir süre sonra size sahip olmaya başlar. (Sağlam bir sistem eleştirisi içeren) 'Dövüş Kulübü' filmine bir gönderme yapmalı burada...

İlişkileri de böyle düşünmeli... Yaşamın özünü paylaşmak için dışarıdaki dünyaya değil; kendi içinizebakmak yeter. O özleri buluşturmak... Doğadan ilham almak...( İlk gençlik yıllarımda okuduğum, bir sevgi ve doğa klasiği sayılabilecek) 'Pol ve Virjini' adlı kitaba gönderme yapmak istiyorum burada da...

Mutluluk bir seçim... Size öğretilmese de... Şimdiye kadar uygulayamadınızsa da... Mutsuzluk virüsünden kurtulamadınızsa da... Hiçbir şey için geç değil!  O virüsü taşıyanlardan, bulaştırmak isteyen kişi, çevre, tv dizisi vs. den uzak durun. Biliyorum, kanınıza işlemişse ve ne kadar derindeyse o kadar üzerinde çalışmak gerekli. Ama denemekten vazgeçmeyin. Arada tökezleseniz de... Sizi mutsuz edecek iş, evlilik vs. ye kendinizi zorunlu hissetmeyin.

Kim koymuşsa o mutsuzluk kurallarını kucağınıza, özgür bırakın gitsin! Kalbinizi aklınızın, bilginizin, yeteneklerin yanına koyup var olabiliyorsanız orada gerçek bir varlık ve başarıdan söz edilebilir ancak. Öğretilmiş bir 'imkansız'ı da unutun bu arada. Kendi beden ve zihin hapishanenizden kurtulun...

Sezgilerinizi dinlemeyi öğrenin. Bakın size neler anlatıyor...

Kâinatın kendisi, doğa sayısız ilhamlarla dolu... Ve her birimizin içerisindeki o küçük kâinat...

Asırlık ağaçların toprağa sıkı sıkıya tutunuşları ilham versin... Karışacağı, daha da büyüyeceği o suya doğru yol alan, yaşam veren akarsular... Gökte kandil gibi duran ay, içinizi karşılıksız ısıtan güneş...

Bereketini esirgemeyen kadim toprak... Bir bebeğin masum gülücüğü belki... Belki bir kedinin mırıltısı...

Karşılıksız yapılan iyiliğin vereceği haz... Size iyi  gelen, güç veren bir dost... 

Bir kitabın sayfalarındaki mürekkep kokusu belki... Sizi daha iyi ve mutlu kılan, kılabilecek o küçük ayrıntıların tümü...

Tüm o küçük sebeplerden devşirin, devşirebildiğiniz kadar mutluluk... Ve sıkıca tutunun ona...

Başkalarına da bulaştırın... Mutluluğu bulaştırmak serbest! Öğretin, öğretebildiğiniz kadar şayet bilmiyorlarsa...

Kâinatın kendisi, doğa sayısız küçük ayrıntıları fısıldayacaktır kulağınıza... Onu duymayı bir kez öğrendiniz mi... Ve elbette her birimizin içindeki o küçük kâinat...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 76
Toplam yorum
: 35
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 872
Kayıt tarihi
: 13.10.10
 
 

Doğal yaşamın korunması, evrensel insan hakları, felsefe, arkeoloji, tarih, sosyoloji, kişisel ge..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster