Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Temmuz '12

 
Kategori
Evcil Hayvanlar
Okunma Sayısı
172
 

Kudurtmayın bizi!

Kudurtmayın bizi!
 

Alıntıdır


Oldum olası yaradılanı sevdim Yaradan’dan ötürü… Börtü böcek, dört ayaklı, sadece bitki demeden canı olan şeye kıyamadım.

Çocukluğumda tüm yalvarıp yakarmalarıma karşın kanarya haricinde hayvan sahiplenemediğimden mahallenin yavru köpeklerini getirip evde yıkar, pirelerini temizler, kedi-köpek demeden bahçede beslemeye çalışırdım. Maalesef lojmanda oturduğumuz için sonuç her zaman hüsran olur, kedicik-köpecikler bahçeden kapı dışarı edilirdi.

Büyüdüm, farklı bir şehirde üniversite okudum, eve geri döndüm, evlenmeden önce, şartlar gereği ailesince istenmeyen bir köpeği aileme can yoldaşı olsun diye eve getirdim. Geliş o geliş! Kuki, oldum olası köpekten korkan babamın gidişine kadar en iyi dostu oldu. O'nun arkasından çalan her zile günlerce uluyarak ağladı.

Evlendim, Ankara’ya yerleştim, köpeğimi geç bulup baba evine bırakınca çok özledim, kendime  yavru  köpek  aldım:) 15 sene boyunca Çiçek kızımla inişli çıkışlı bir ilişkimiz oldu, dostum yıllarla beraber yaşlandı, dört ay önce onu da uğurladık  Kuki’nin yanına…

Köpekle bebek bir arada olmaz diyenlere inat köpeklerle bir arada büyüyen kızım da merhametli, ağzı dili olmayanın derdine merhem olmaya çalışan, yaradılanı seven bir çocuk oldu ne mutlu ki! Hayvanlarla iletişimi mutlu mesut sürerken üç hafta önce tatilde, beslemeye çalıştığı  sokak kedisi elindeki ekmeği almaya çalışırken bizim kızı tırmaladı. Hem canı yanan hem korkan İnniş Hanım’a teselli olsun diye hastaneye gittik ve işi şansa bırakmadıklarını gördük.

Tırmalayan veya ısıran hayvan sahipliyse üç doz, sahipsizse beş doz ama mutlaka kuduz aşısı yapılıyormuş, biz de başladık. Aşılar arka arkaya değil, belirli gün aralıklarıyla koldan, devlet hastanelerinde uygulanıyor. Eğer  takibini yapmazsak  hastane tarafından güvenlik kuvvetleri haberdar edilecekmiş. Yani Sağlık  Bakanlığı  “kuduz” konusunu oldukça ciddiye alıyor.

 Asıl hikaye şimdi başlıyor! Bir  “GÜZEL ÜLKEM”  öyküsü.

Tatildeyken İnniş Hanım’ın ilk üç aşısı problemsizce farklı illerde yapıldı ve geçen hafta Gaziantep'e döndü. Dün dördüncü aşının yapılması gerekiyordu. Bu sıcakta başıma gelecekleri tahmin ettiğimden çocukla kapı kapı dolaşmayalım diye ilgili hastaneyi telefonla aradım.Aldığım bilgiye göre ilk önce acil servise gittik. İlk doz olmadığı için acilde yaptıramayacağımız , diğer binadaki enfeksiyon polikliniğine gitmemiz gerektiği söylendi. Araya sora bulduk.  Sekreter hanımlar   11 yaşında ki kızım çocuk bölümü hastası olarak kabul edildiği için doktora sorulması  gerektiğini söyleyerek kaydı açmadan doktoru bulmak üzere bizi ilk binada ki enfeksiyon servisine gönderdi. Araya sora orayı da bulduk veee doktorun servise de gelmediğini öğrendik. Ayrıca orası servis olduğu  için kayıt açılamazmış, daha önce gittiğimiz acil veya poliklinik bölümü kayıt açmalıymış! Ricam üzerine iyi niyetli hemşire tarafından poliklinik arandı ve sekreter hanımefendilerin mesaisinin sona erdiği öğrenildi.

- Eee, ne yapacağız  şimdi?

- Yarım saat beklerseniz  acilden kayıt yaptırabilirsiniz.

Kendime ve İnniş Hanım’a sabır telkinleri yaptıktan sonra acil sekreterliğinde :

- Geleli  45 dakika oldu ve biz hala aşı yaptıramadık. Çocukla kapı kapı geziyorum 38 derece sıcakta.

- Biz yapamayız hanımefendi, anlamıyorsunuz. Poliklinik yapacak.

- Ben sizi anlıyorum da kendimi anlatamıyorum sanırım. Oraya da gittik poliklinik kayıt açmadı, doktoru bulun dediler, bulamadık, bu sırada poliklinik kapandı ve sonuçta hala aşı yaptıramadık.

-  Acile girin doktora sorun, ben size kayıt açamam.

Hava 38 dereceyken benim yükselen sinir katsayım kaç dereceydi bilmiyorum. Bu arada “ acaba İnniş Hanım tükürükler saçarak etraftakilerden birini ısırsa mesela bir çalışanı, aşımızı yaparlar mı ?“ vb senaryolar kurmaya başladık ana-kız. Acile girdik ki sedyeler, inleyenler, ağlayanlar. Tam aşı olacak bir çocuğa göre! İlk rastladığımız doktora 45 dakikalık maceramızı baştan anlattık. Zaten rahatsız olan bende ses tükenmiş durumda. Buna rağmen nasıl bir ruh halim ve görünüşüm varsa etrafımızdaki tüm çalışanlar işi gücü bırakıp bize odaklandı. Kendi aralarında ki olurdu olmazdı tartışmalarından sonra halimize acıdılar sanırım. Ama bitti mi? Tabi ki hayır ! Konu hakkında yetkili genç doktora yönlendirildik bu sefer.

Dejavu, oynatmaya az kaldı! Hikayeyi en baştan bir kez daha bu doktora  anlattım. Sonunda ikna oldu da aşı yapılması talimatını verdi.  Aşıyı yapan genç hemşire ise son nokta oldu;

- Bu dördüncü doz , neden biz yapıyoruz? Polikliniğin yapması gerekiyor.

Allah kimseyi hastaneye ve bürokrasinin içine düşürmesin. 15 gün sonra gazetelerin üçüncü sayfasında anne ve kızı tarafından ısırılan! bir sağlık görevlisi haberi okursanız işte onlar biziz, bir doz aşımız daha kaldı da:)

Yeteeeeeer, kudurtmayın bizi!!!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 47
Toplam yorum
: 40
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 536
Kayıt tarihi
: 11.01.12
 
 

Dünyayı güzellik kurtaracak... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster