Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Aralık '17

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
1097
 

Kudüs’ün İşgali: Bu Noktaya Bir Günde Gelmedik

Kudüs’ün İşgali: Bu Noktaya Bir Günde Gelmedik
 

Bu noktaya, İsrail’in Tevrat inancından gelen hedefleri bir yana, yakın tarihteki 150 yıllık mücadelesinin sonunda gelindi.

Eski ABD senatörü James Abourezk, “ABD’nin Ortadoğu politikası Tel Aviv tarafından yönlendirilmektedir. Halk Amerikan hükümetinin Ortadoğu politikalarına ilgisiz kaldığı sürece İsrail ABD’nin bu bölgeye yönelik politikasını dikte etmeye devam edecektir.” diyor(1)

Aslında, Amerikan halkı Ortadoğu politikasına pek de ilgisiz kalmamış. Yahudi hedeflerini ve tezlerini desteklemiş. Bilgileri aynı kaynaktan aktaralım:

ABD’NİN ORTADOĞU’YA İLGİSİNİN TARİHÎ ARKA PLANI

“19. Yüzyıl sonunda ve 20. Yüzyıl başlarında Amerika’nın etkisini Doğu’ya yayma çabası, Hıristiyanlığı ve uygarlığı götürme arzusuna dayanmaktaydı. ABD, aydınlanmayı ve Tanrı’nın sözlerini kendisine göre karanlığa gömülmüş olan topraklara götürecekti. Amerikan misyonerlerinin faaliyetleri birçok Osmanlı şehrinde kurulan Amerikan kolejleriyle desteklendi. Amerikalılar, İNCİL’İN MEMLEKETİ OLAN FİLİSTİN’E yöneldiler. Orayı Müslümanlardan alınması ve eski İsrail krallığının yeniden kurulması gereken bir yer olarak gördüler.

1880-1920 yılları arasında Doğu Avrupa’dan ABD’ye göç eden 3 milyon Yahudi, sahip oldukları oy potansiyeli ve malî güçle Amerikan politikasında etkili olmaya başladılar. Aynı dönemde ortaya çıkan, Filistin’de bir Yahudi yurdu oluşturulmasını hedefleyen Siyonist hareket, Amerikan halkının belli derecede sempatisini kazandı. Amerikan halkı İncil’in öğretilerine paralel olarak Filistin’de Müslüman hâkimiyetinin sona erdirilip İsrail krallığının kurulmasına olumlu bakıyordu.

İnançlı bir Hıristiyan olan ABD başkanı Wilson, Ekim 1917’de İngilizlerin yayınladığı BALFOUR DEKLARASYONU’na onay vererek Filistin’de Yahudi yurdunu destekleyen ilk Amerikan başkanı oldu.

Amerikan hükümetinin oluşturduğu King-Crane Komisyonu, Siyonist programı uygulamasının Wilson’un temel ilkelerinden self-determinasyon (kendi kaderini tayin) ilkesini ciddî şekilde ihlal edeceği sonucuna vardı. Ancak komisyonun raporu Wilson’un politikası üzerinde etkili olmadı.(2)

Balfour Deklarasyonu; İngiliz Dışişleri Bakanı Balfour tarafından, Yahudi liderlerinden Rothschild’e gönderilen bir mektup. Mektupta, İngiliz hükümetinin Filistin’de bir Yahudi yurdu oluşturulmasına olumlu baktığı ve bunu kolaylaştırmak için elinden geleni yapacağı belirtiliyordu.

Mektupta ortaya konan hedef, 30 yıl boyunca olgunlaştırılıyor ve 1947 yılında Filistin’de bir İsrail devleti kuruluyordu. Devletin kurulmasından 70, Balfour Deklarasyonundan ise tam 100 yıl sonra ABD tarafından, Kudüs, İsrail’in başkenti olarak tanınıyordu.

-------------------------

(1), (2): Amerikan Dış Politikası, AÜ Yayınları, S. 169-170

NAHİDE ÇELEBİ bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Gerçekten şaşırıyor insan...

Kerim Korkut 
 19.07.2020 21:10
 

İsmail Bey,İsrail'in bu duruma nasıl geldiğini,tarihsel gelişimini özlü bir şekilde vermişsiniz..Bilgilendik.Sağ olun.

Hüseyin Başdoğan 
 11.12.2017 21:02
 

Sayın Arkadaşım! Evet bu noktaya bir günde gelmedik hep yanlış politikalar yüzünden gelindi.Selam sevgi ve saygılar.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 10.12.2017 16:27
 

Merhaba, Arapların mevcut zihniyetleri değişmedikçe daha ellerindeki toprakları bile İsrail'e kaybedeceklerdir. Bu kendi tercileri. Saygı ve selamlar...

izmirli doksanyedi 
 10.12.2017 14:39
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1413
Toplam yorum
: 4983
Toplam mesaj
: 25
Ort. okunma sayısı
: 1201
Kayıt tarihi
: 04.06.10
 
 

Ücret karşılığı hiçbir yerde çalışmıyorum. Sandıklı'da doğdum. Kuleli Askerî Lisesi, Kara Harp Ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster