Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Eylül '08

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
626
 

Küf kokuyor yaşamdan gelmeyen şiir

Küf kokuyor yaşamdan gelmeyen şiir
 

Ben kitap okumayı severim. Okumadan geçen bir günü ziyan olarak görürüm. Okumayı bu kadar sevmeme karşın, bütün hayatımı okumayla geçirmem. Yeteri kadar. Her şeyi tadında bırakmalı. Eski bir öğretinin bize önerdiği gibi, her şeye vakit ayırmak lazım. Okumaya vakit ayır, düşünmeye vakit ayır, ibadete vakit ayır, gezmeye tozmaya, eğlenmeye, dostlarla sohbete, ailene, çalışmaya ve daha bir sürü şeye vakit ayırmak lazım. Herkesin tercihi başka başka. Ne yaparsan yap, yaşamı ıskalama. İçine yaşamdan bir tutam koyamadığın şey her zaman ölü olacaktır, küf kokacaktır.

Şair ve yazarlar için de aynı şeyi düşünürüm. Şair olacaksan, önce doğuştan gelme bir şair yeteneğin olacak. Bu olmazsa olmaz bir gerekliliktir. Bu yetenek yoksa, ömür boyu şiire bulansan da, gelebileceğin en yüksek rütbe, Cevdet KUDRET’in de dediği gibi Edebiyat Memuru rütbesidir. Daha sonra da, bu şairlik yeteneğiyle donanmış olan şair, gelenek dediğimiz, geçmişten bu yana belli başlı şairleri tanımak ve onların şiirlerini okumak zorundadır. Ne kadar çok şair ve şiire ulaşılır ve tanınıp bilinirse, gelenek de o denli özümsenmiş, içselleştirilmiş olur.

Kendinden önceki şiiri kendi özünde eriten şair, bu aşamadan sonra kendi altyapısını oluşturmuş olur ve artık kendi sesini bulmanın yollarını aramaya başlar. Yani şairlik şimdi başlamış olmaktadır. Sağlam altyapısıyla şair, yaşamın içine derinlemesine dalmış olmalıdır. Buradan da görüleceği üzere dünyanın kitabını, şirini okumakla şair olunmuyor. Şairlik, bu donanıma sahip olmak koşuluyla, yaşamın içinde aranıyor. Yeteri kadar okuyup, yeteri kadar yaşama dalmak gerekiyor.

İyi şairler, doğuştan gelme şairlik yeteneklerinin üzerine gelenek bilgisini koyarak, yaşamın ortasına balıklama dalan ve onu derinlemesine yaşayanlardan çıkmıştır her zaman. Her şeyden önce halkın içinde olacaksın. Fakiriyle zenginiyle, işçisiyle köylüsüyle birlikte yaşayacaksın. Gerektiğinde dibe vuracaksın. Sonra en tepelerde dolaşacaksın. Bütün duyguları, tepkileri, düşünceleri yaşayarak edineceksin. Bir şairin kendisinin yaşayarak duyduğu duygularla, kitaplardan aktarılan duygular hiçbir zaman aynı olamaz. Bunun için de çok kitap okuyarak geleneği elde etmenin üzerine, yaşamı da kitaptan öğrenmek gereksizdir hatta zarar vericidir. Yaşam ancak yaşanarak öğrenilir. Şair okuyarak edindiği derin bilgileri yaşamın içinde test ede ede kendinin kılmak zorundadır. Kendinin olmayan, sadece okuyarak edindiğin bilgiler yaşamın taze havasını vermediğinden küf kokacaktır her zaman.

Sadece kitaplardan öğrenilen yaşamlarla yazılan şiirleri de her zaman suni bulmuşumdur. Hani arının önüne konulan şekerden elde edilen sahte bala benzetirim. . Hazırloptur bunlar. Biraz sakal, başında bir yana yatmış şapka, ağzında bir pipo , yanında karşı cinsten birileri ya da bazılarında olduğu gibi aynı cinsten birileri, akşama kadar cafelerde sünepe sünepe oturmakla şair olunmuyor. Yazdıkları şiirler de işte o kadar oluyor. Kendilerine göre bir kuş dili yaratıp kendi aralarında anlaşabiliyorlar sadece.

Oysa halkın sevdiği şairler böyle şeker balı yapan arılar gibi olan şairler değil, kendini doğanın içine bırakmış binlerce çiçeğe konarak, gece gündüz bal yapmak için koşturan arılar gibidirler. Yaşamın içinden, doğanın içinden geldikleri için şiirleri de yaşamın kendisi olacak ve iyi arıların yaptığı bal nasıl asla kokmuyorsa, bu şairlerin şiirleri de hep taze taze hayat kokacaktır.

Yaşamın içinden gelmeyen şiirleri okuduğumda içimi bir sıkıntı basıyor ve şiirin sonuna gelmeden sayfayı çeviriyorum sonra da kitabı kaldırıp yeniden rafa koyuyorum. Biçimi ne kadar güzel de olsa, ruhsuz geliyor bu şiirler. Ruhu olmayan şiir de sarmıyor beni bir türlü…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

özelde şiire dair olsa da genelde sanatla ilgili herkesin okuması gereken bir yazı. elinize sağlık. çok güzel bir yazı. umarım şair geçinen bir çok insan için bu yazı kendini gözden geçirme fırsatı yaratır. selamlar.

renklerdeki gerçeklik 
 29.09.2008 16:47
 

Bloglarda şiir yazanlar bir okusa yazınızı ne çok sevineceğim. sevgiler,selamlar

Gülün içinden 
 24.09.2008 0:18
Cevap :
Ahhh ahhh Gül Hanım. Okumak şöyle dursun kızanlar bile oluyor. Bana ' Sen kendi şiirine bak' diyenler oluyor. Ama ben yine de yazmaya devam ediyorum.Selam ve sevgiler  24.09.2008 11:39
 

Bu yazınızı okuyunca, şiir sayfalarınıza gittim. Şiir yazanlara hep söyledim, size de söyleyeyim. Ben iyi bir şiir okuruyum. Ama hiç şiir yazmadım, hatta denemedim bile sayılır.Ürktüm şiir yazmaktan. Zor zanaat ya.. elime yüzüme bulaştırmaktan korktum. Karar verdim.. Şairler yazacak, ben okuyacağım. Şeker balı yapan arıdan da kıyak bir durumdayım yani :)) Neyse.. Çocukluğumda, evde, derme çatma tahtalardan bir kitaplık vardı. Önüne bir minder atar, keyifli anlar yaşardım kitaplarla. Çoğu da Varlık yayınlarının şu küçük boy kitaplarıydı. En çok da Varlık Yıllığı adıyla küçük boy, kalın bir kitap vardı. Gri, karton kapaklı. Okur okur, bi daha okurdum içindeki şiirleri. Sizin şiirleriniz var ya.. aynen o kitaptaki şiirlerin tadında.. Bir Horoz Öttü..Çarığımı Yitirdiğim tarla.. Anadolu Manzaraları.. kitaplarının arasında duran heybetli Varlık Yıllığı! Şiiriniz çok güzel. Sevgiler..selamlar..

zelinartug 
 23.09.2008 23:28
Cevap :
Merhabalar Özellikle sizin gibi şiiri iyi bilen ve çeviriler yapan bir değerden şiirlerim için güzel sözler duymak benim için çok önemli. Daha doğrusu her şair için çok önemli. Teşekkür ederim. Bir de şiir yazıp şiir üszerine ahkam kesmek de biraz tehlikeli. Ama baxan da yazmak gerekiyor işte. Tanıştığıma sevindim.Yazılarınızı takip edeceğim. Selamlar ve sevgiler  24.09.2008 11:37
 

Evet sanırım öncelikle bir kumaşında şiir yazabilme olacak sonra da olaylardan etkilenme değil mi? Aslında tüm edebiyatçılar ve sanatçılar içi de geçerli sanki. Bu arada Kuşadası Öykü ve şiir günleri bloğum var- ekim de yapılacak bu yıl.-. haber vereyim istedim. saygılar

Ezgi Umut 
 23.09.2008 22:06
Cevap :
Merhaba Ezgi Hanım Kuşadası Öykü ve Şiir günleriyle ilgili yazınınzı okudum. Bana da mail geldi konuyla ilgili. Ben 2 yıl görev yapmıştım Kuşsadasında ve Ada Sanatevi'nde çok etkinlik yaptık. Hatta AKLIMDA SEN adlı kitabımı orada iken çıkarmıştım. Gelmeyi hiç aklımdan geçirmemiştim ama siz yazınca düşünmeye başladom. Sevgilerimle  24.09.2008 11:45
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 264
Toplam yorum
: 1089
Toplam mesaj
: 196
Ort. okunma sayısı
: 1076
Kayıt tarihi
: 30.04.07
 
 

1956 Sarıkamış Kars doğumluyum. 6 şiir kitabım ve 2 deneme kitabım var. son kitaplarımı B..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster