Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ekim '07

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
321
 

Kule günlüğü / Yol çivileri

Kule günlüğü / Yol çivileri
 

Saatimi sekize kurmuştum, ama çok daha önce uyandım. Pencereden içeri süzülen günün ilk ışıklarıyla sorumluluklarımı anımsayarak kalktım, çay koydum ve kahvaltı yaptım. Gözlerimi gökyüzüne dikerek bir bardak çay daha içtim.

Tatlı bir rüzgar esiyordu. Belirsiz, ama yine de umut dolu gündü …

Bu ılık sonbahar mevsiminde, her şeyin düşlediğim gibi olmasını diledim. Fakat içimde bir huzursuzluk vardı … Beni asıl sıkan, her şeyin fazlasıyla yüzeysel olmasıydı.

Elime aldığım dergilerin yararı yoktu. Aklım başka yerlerdeydi. Aynı sayfayı defalarca okuduğumu fark edince, yürümeye karar verdim. Kafamdaki düşünceleri atmak istiyordum. Sorularıma mantıklı yanıtlar bularak kendi kendime yardımcı olmam gerekiyordu.

İnsanın içinde bulunduğu andan daha iyi ve güzel bir zaman yok sanırım. Doğada, temiz havada yürürken, bütün gereksiz ayrıntıları bir kenara atarak herhangi bir konunun can alıcı noktasına gelip, en uygun ve en önemli kararlar verilebiliyor. Fakat insanın çok iyi anladığını sandığı şeyleri hiç anlamamış olduğunu anlaması garip bir duygu …

Bilinç, düşünceyle gerçekleşiyor. İnsanın bilinçli etkinlikleri, sağlıklı düşünmesinin sonucu. Toplum açısından bakıldığında, tarihten gelen kültürel zenginliğimizin sistemli biçimde zayıflatılmaya çalışıldığını görmek mümkün. Geleceğimize yönelik bütün çalışmalar dış güçlerin onayından geçiyor ne yazık ki.

Televizyon kanalları beyinlere hükmeden yaratıklar gibi … Uyuşturucu salgılıyorlar ve her şeyi kemiriyorlar. Dünyalarımıza giriyorlar izinsiz. Uzak kaldığımız, hayalimizde bile olmayan çirkinlikleri, yanlışlıkları doğru gibi sunuyorlar. Bir grup izleyicinin değerlerinin parçalanması, başka bir grup izleyicinin de posaya dönüştürülmesi sağlanmış oluyor. Sonuçta, boyanmış gözlerle bakan, oyulmuş gözlerle bakan insanlar asıl görmeleri gereken şeyleri görmemiş, kaçırmış oluyorlar.

Medya yaşamın her alanında etkili bir yönetmen oldu. Ekonomi, politika, sanat … Ayrıca Emperyalizmi kamufle etmekte de çok başarılı.

Yakın tarihlerde, bir gün baktım, televizyonda haber eşliğinde, oldukça yakından çekilmiş tankın paletlerinin görüntüsü … Dönüyor, dolayısıyla tank ilerliyor. Bir gün baktım, televizyonda haber eşliğinde, uygun adımda yürüyen askerlerin dizlerine kadar görüntüleri. Yani çok sayıda postal …

Dikkatimi çekti. Spiker önündeki metni okurken, bazı görüntüler eşliğinde dinletilen müzikler, korku, macera ve soygun filmlerinde tercih edilen özel müziklerin aynısı. Çoğu izleyici, haberin heyecanına kapılıp olayın parçası konumuna geliyor.

Saddam Hüseyin’in devrildiği günlerde, Irak’la ilgili yayınlanan haberlerde, egemenlerin silahlarının tanıtımı yapılmış, bu arada insan onuru da incitilmişti.

ABD, Irak halkının mutsuz olduğunu, demokrasiyle yönetilmediğini iddia etmişti. Irak’ta gerçekten bir değişim olması gerekiyorsa, bunu yine o ülkenin insanları başarmalıydı. Fakat ABD yöneticileri vahşice davranıp, kültürel değerlerin yıkılması, bir devletin parçalanması işlemlerini kademeli olarak başardılar.

Bugün ülkemizde de dış dayatmalar, diz çöktürücü ağırlık kazandı. Yalnızca kendimize güvenmek, kendimizi kurtarmak zorundayız. Çünkü bu son gemi bilinmeyen yöne doğru çekiliyor.

Yeryüzünde İngiltere, Amerika ve İsrail üçlüsünün mevcut barbarlıklarının süreceği anlaşıldı. Roller sonuna kadar oynanacak. Onlar yarınları belirlemişler. Onların kavgası yapılıyor her köşede. Ateşler onlar için yakılıyor … Tartışmalar, savaşlar, seçimler, belgeler, filmler, teknoloji hep onların geleceklerini sağlamlaştırmak için …

Uluslar arası stratejik düşünme grubu ( Asia Pasific Foundation ) başkanı Nj Gohel: Türkiye’nin, başarılı olmak istiyorsa, Irak sınırından en az 60 kilometre içeri girmesi gerektiğini ve çabuk olması gerektiğini söylüyordu geçen haftalarda. İngiliz Haber Ajansı Reuters, Avrupa’lı askeri ve siyasi uzmanlarla konuşuyordu sık sık. Paul de Bendern: NATO’nun ikinci büyük ordusu olan Türk ordusunun, PKK’nın deneyimli militanlarının uzun yıllardır elinde tuttuğu, zorlu bir coğrafyada takılıp kalmaktan kaçındığı yorumunu yaptı.

Devletimiz, ordumuz, dinimiz, paramız egemenlerin masalarında ele alınıyor ve bize sürekli sömürge gözüyle bakılıyor. Bizi bizden daha iyi kontrol ediyorlar. Yürümemizi istedikleri yolda gidiyoruz. Saygılı çocuklar gibiyiz …

Öğretim üyelerimizden biri katıldığı programda ( uyarı niteliğinde): ABD ’nin terör örgütüne para ve silah desteği belgelerle kanıtlandı. Sınırdan Türkiye ’ye gönderilen teröristlerin eğitimleri bölgedeki İsrail subaylarınca sağlanmaktadır. Komşumuz Yunanlıların da zaman içinde bu tür katkıları olmuştu dedi.

Ortadoğu, komploların, karanlık, sinsi ve kanlı işlerin döndüğü bir yer olma özelliğini koruyor. Çünkü buna düzenli katkı sağlayan çok sayıda gelişmiş ülke bulunuyor.

Derin bir soluk aldım … Elimdeki kalemi öylesine sıkı tutmuşum ki, ortadan ikiye bölünüverdi. Bana armağan edilen bir kalemi nasıl kırdım ?

Yaşadığım kentin sesi, sanki gerçek değilmiş gibi kulağıma uzaklardan ve boğuk biçimde geliyordu. Yüreğime bıçak gibi saplanan acılarımı bastırmak için tüm irademi kullandım. Hiçbir şeyin beni yıpratmasına izin vermemeliydim. Duygularıma sarıldım. Yüreğim çarpmaya başladı.

Küresel elitlerin, küresel sermayelerin, küresel katillerin dokunulmazlığında bocalayan borçlu ve yoksul ülkelerin yöneticilerinin içinde bulundukları pozisyonları düşündüm … Geçen zamanı düşündüm …

Eve döndüm. Çorbamı içerken ağzımı yaktım. Çünkü dalgındım ve yaşadığım ülkemde rahatsızlık duyduğum şeylerin sayısı her geçen gün artıyordu …

Yazan ve paylaşan - Claudius

İzinsiz kopyalanamaz - çoğaltılamaz

Copyright

TYRANNOS Edebi Ürünler

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 56
Toplam yorum
: 29
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 330
Kayıt tarihi
: 12.06.07
 
 

İzninizle hayatıma dair satır başlarını aşağıda sunuyorum. Yolunuz düşerse günün birinde beklerim. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster