Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Haziran '06

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
587
 

Kültür başkenti

Dünyadaki bir çok medeniyete ev sahipliği yapmış olan ülkemiz, coğrafik stratejisi gereği, dünya kültürlerinin dünya ticaretinin ilk adımlarından olan İPEK YOLU, BAHARAT YOLU v.b kültürel kervanların da geçiş yolu olmuştur. Kültürel mozaiğimizin genişliği, kendi öz kültürümüze sahip çıkmakla beraber bu tarz etkilenmelerle daha da renklenmiştir.

Özelikle folklorik alanda dünya çapında elde ettiğimiz başarılar ve insanları hayrete düşürecek kadar geniş ürün yelpazesinde gerçekleştirilen sergilemeler, bu konuda hepimizi gurur kaynağı olmuş ve olmaya devam etmektedir.

Burada dikkat edilmesi gereken husus önce populist anlayış daha sonra özgün değerler yerine, özgün değerlerin populist anlayışla işlediği yeni bir yapılanma, doğru kültür aktarımı v.b'dir.

Doğru kültür aktarımları yaparken ise Türk kültürü yerine TÜRKİYE KÜLTÜRÜ v.b bir terminoloji kullanılmalıdır. Oryantal ve fes meselesindeki uyuşmazlıkta budur.

1923'te kurulan Türkiye Cumhuriyeti, belirlenen sınırlar içerisindeki millet kavramı ile devletleşmiştir. Kim nerden nasıl ve ne şekilde gelirse gelsin, bu topraklarda yaşamayı kabul etmiş ve bu topraklarda milli şuur ve irade ile kendi geleneksel kültürümüzü yaymaya yaygınlaştırmaya ve yaşatmaya çalışmıştır. Ancak ve ancak yaşatmaya ve yaymaya çalışırken ortaya konulan terminoloji kargaşa yaratmıştır.

Türk Sanatı, Osmanlı Sanatı, şu etnik grubun kalıntısı bu etnik grubun kalıntısı derken, TÜRKİYE KÜLTÜRÜ'nden uzak bir tanıtım politikası uygulanmıştır.

Tarihsel zenginliğimiz bizim milli gururumuzdur. Bu kadar zengin bir yapıyı tanıtım amacı güdülen politikalarda tek bir şemsiye altında toplamak zorunluluğu vardır.

Yurt dışında ulu önderimiz ATATÜRK'ü, bir yabancıya sorduğunuzda, büyük çoğunluk, ya ismini bilmemekte yada anımsıyorum demektedir. Bilene de ATATÜRK'ü nasıl tanıyorsunuz dendiğinde de, büyük önder, Türkiye'nin kurucusu diye tarif ediyorlar. Ancak ulu önderimiz ATATÜRK'ün felsefi yönü, fikirleri v.b kavramları yanlızca tarihçilerin ve bilim adamlarının ilgi alanına girmekte.

Napolyonu PARA PARA PARA sözleri, Churchill'i purosu, Don Kişot'u değirmenlere karşı savaşması, Pinokyo'yu yalan söyledikçe uzayan burnu ile biliriz. Bu örnekleri çoğaltmak her zaman mümkündür.

Ancak biz plaj, kum, güneş, ayasofya, efes, sümela, ürgüp, pamukkale v.b reklam materyalleri ile ülkemizi tanıtmaya çalışırken, Mevlanamızı, Karacaoğlanımızı, Yörük Alimizi, Kara Yılanımızı onlara ait felsefeleri yaymayı atlamışız. Ya da kötü kullanmışız.

Dünyaya mal olabilecek bir tek çizgi film kahramınımız olmamış. Dünya çapında ünlü bir ressamımız yok. Ulvi Cemal Erkin'leri, Muzaffer Sarısözenleri, Barış Manço'ları dünya müzik kitaplarına sokamamamışız.

Dünyada en çok ün yaptığımız, derecelere boğulduğumuz Halk Danslarımızı, popülist değil diye atlamışız. Halbuki yurt dışında tertiplenen bir festival ve yarışmada kendi ülkemizi o ülke vatandaşlarına tanıttığımız gibi festivale dünyanın dört bir yanından gelen diğer konuklarada tanıtım imkanımızın olduğunu atlamışız. Bakanlığımız yurt dışına giden grubun oyun-müzik anlamında denetimini yapmaya çalışsada giden grup dahilinde kaç tane yabancı dil bilenin olduğunu denetlememiştir. Gidenler yanlızca, müzik ve dansın evrensel temaları üzerinde dil birliği sağlayabilmişlerdir. Bu da bir eğitim sürecidir. Dünya üzerinde yılda 500'den fazla folkorik etkinlik, sivil toplum kuruluşları ve ngo'lar tarafından düzenlemektedir. Bu çalışmalara destek verilmeli, kültürel kimliğimizin yüz aklarından biri olan bu çalışmalar üzerinde tanıtım olanakları pekiştirilmelidir.

Bu platformu sivil insayitifinde değerlendiriyor olmasından duyduğum mutluluk hazzı ile Avrupa Birliği yolunda, ülke insanımızın elele mücadele etmesini diliyorum.NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE

Saygılarımla

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Cumhuriyetçi aydınlar, Osmanlı anlayışında ki millet kavramından kaynaklanan, Türk kimliğini telaffuz ederek, geçmişte var olan kimliğe şahsiyet kazandırıp, Türk Milleti ve millet olma vasfını tarif etmişlerdir. Yani yeni bir milllet meydana getirmemişlerdir. Zengin bir kültür mirasina sahip olan, Türk Milletinin varlığını sürdürmesi ve geleceği için milli eğemenlik prensibiyle diğer dünya milletleri arasinda yerini almasını sağlamışlardır. Dönemin kültür anlayışı, Osmanlının eskimiş görünen kültüründen tamamen kurtulacak biçimde, milli fakat özde evrensel bir kültür anlayışı içermektedir. Cumhuriyetçi elit zümreler arasında kültür ile uygarlık ve medeniyet arasında ayrım yapamayanlar çoğunluktadır. Bu tartışmalı ortamda Atatürk, farklı bir anlayış sergileyerek şöyle diyordu,…`bence medeniyeti harstan ayırmak güçtür ve luzumsuzdur,… yüksek bir hars onun sahibi olan millete kalmaz diğer milletlerede tesir eder, medeniyet harstır. Ugarlığın yaşam biçimi olduğuna işaret etmiştir. SLM

Metin YAZAREL 
 28.06.2006 4:06
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 18
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 228
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

İstanbul Teknik Universitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuarı Mezunu .  Japonya ipek yolu muzikal..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster