Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Mart '22

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
172
 

Kültür Sözcüğü...

KÜLTÜR SÖZCÜĞÜNÜN KISA TARİHÇESİ

Kültür sözcüğünün uzun ve ilginç bir tarihçesi vardır. Sözcük “cultura”dan gelmektedir. Latincede, “colere”, sürmek, ekip-biçmek; cultura ise Türkçedeki “ekin” karşılığı olarak kullanılmaktadır. “Cultura” sözcüğü 17.yüzyıla kadar, Fransızcada aynı anlamda kullanılmıştır. İlk kez Voltaire, kültür sözcüğünü, insan aklının oluşumu, gelişimi, geliştirilmesi ve yüceltilmesi anlamında kullanmıştır.

Alman Etnolog G. Klemm (1843-52) kültür (cultur) sözcüğünü uygarlık ve kültürel evrim karşılığında kullanmıştır. Daha sonra, bu sözcük, İspanyolca, İngilizce ve Slav dillerine geçmiştir. Kültür sözcüğü konusunda ilk bilimsel tanımı İngiliz Antropologu E.B. Tylor(1871) de vermiştir. Tylor’un görüşü Alman Etnolog G. Klemm’in görüşü ile aynı ilkeleri paylaşmaktadır.  

Ancak 19.yüzyılın ikinci yarısı ile 20.yüzyılın ilk çeyreğinde, Fransızlar ve İngilizler uygarlık sözcüğünü kültüre tercih etmişlerdir. Uygarlık kavramı; bilim, felsefe, teknoloji ve endüstri alanlarında öne geçen Fransızlar ve İngilizlerce, vahşet (barbarlık), ilkellik ya da az gelişmiş bir uygarlık karşılığı olarak benimsenir. Buna paralel olarak sosyal değişme ve gelişmede söz konusu ülkelerin biraz gerisinde kalan Germenler, Fransız üstünlüğüne karşı kendilerini daha rahat hissetmişlerdir. Fransız uygarlığına karşı Alman Kültürü kavramını geliştirmişlerdin. Daha sonra Batılı etnologlar 19. Yüzyılın ikinci yarısında, vahşi ya da barbar olmayan küçük, basit uygarlıklara “culture” adını vermişlerdir.

Almanlar tarafından uygarlık karşılığı kullanılan kültür sözcüğü Batılı dillere yayılırken, Fransız dilinde yeni boyutlara ulaşmıştır. Özllikle Voltaire, “culture”ü aklın( bellek ve ruhun) bazı yetenek birimlerinin amaca elverişli düşünsel çalışma ve pratiklerle geliştirilmesidir, şeklinde tanımlamıştır. Bu anlamda kültür: “ Düşünme, seçme ve eleştiri gücümüzün geliştirilmesini sağlayan bilgi ve bilincimizin bir bütünü ve bileşkesi olarak “eğitim” kavramına yaklaşmaktadır.  

Kültür-Fizik kavramı beden eğitimi (jimnastik) karşılığında kullanılır. Öte yandan “genel kültür”den söz açtığımızda iş, meslek ve uzmanlık alanları dışında, herkesçe bilinmesi ve uygulanması gereken bilgi, görgü ve yetenekleri ve bu muhtevayı veren bir “genel eğitim” sürecini kapsar.

Bilimsel anlamdaki kültür, toplumsal değer, ilişki ve süreçlerin tümünü içerdiği halde, eğitim karşılığındaki kültür, bilgi, sanat ve yeteneklerden ancak bazılarını kapsar, hepsini değil...

Konuyu daha da genişletmek ve yeni örnekler vermek mümkündür. Örnekleri ne kadar çoğaltırsak konunun anlaşılmasını o denli zorlaştırmış olacağız. Genellikle kültürün konusu, toplumsal ve sosyaldir. Bu iki kavramın da kökeninde insan faktörü yatmaktadır.

Kültür, günlük dilde sanat, edebiyat, musiki ve felsefe gibi güzel ve yüksek sanatlar anlamına gelen kültür, kişinin bireysel gelişmesi ile eş tutulur. Sosyal bilimlerde ise kültür kavramının anlamı daha geniş kapsamlıdır.

Sosyal antropologlar kültürün yüzlerce tanımını yapmış ve değerlendirmişlerdir. Bir örnek verecek olursak:

Kültür: Bir toplumun yaşama, türünü sürdürme, örgütlerini düzenleme, öğrenilmiş davranış biçimlerini, bilgi, inançlar ve insan topluluklarında oluşan tüm etkinlikleri karşılamak ve gereksinmeleri yerine getirmek için geliştirdiği bir yaşam biçimidir.  Kısaca bu tanımdan çıkan sonuç, kültür insanın çevresine katkısıdır.

Başka bir tanıma göre kültür: Bir toplumun üyesi olarak insanoğlunun yaptığı, düşündüğü ve sahip olduğu her şeydir.

Kültür bir bütün olmasına karşın çözümleyici amaçlarla maddi ve manevi(tinsel) olarak ikiye ayrılır. Maddi kültür, kültürün tüm fiziksel ögelerini ve onların kullanış yollarını içerir.  Manevi (tinsel) kültür ise; değerler, inançlar, fikirler, gelenek ve görenekler, sosyal ilişkilerdir. Manevi ögeler ya da unsurlar daha belirsiz gibi görünseler de, çoğu zaman en önemli olanıdır. Yani kültürün ağırlıklı noktasını manevi olan ögeler oluşturur. Örneğin otomobil maddi kültürün bir öğesi iken “fırsat eşitliği” tinsel (manevi) kültürün temel bir ilkesidir. [1]                 



[1] Kaynak: Şevket Aziz Kansu, “Kültür kavramları hakkında”, Ülkü Dergisi, Mayıs 1939, Sayı 75, Cilt 13.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"KÜLTÜR BİTİNCE İNSANLIK BİTER" Yaşar KEMAL(27 Mayıs 1999) Bu özdeyiş kimsesinin aklında, belleğinde var mıdır, yok mudur, bilinmez..Bundan tam 23 yıl önce, TRT-2'de, " Akşama Doğru Programı"nda Yaşar Kemal Söylemişti. Ben de defterime not almıştım. Çünkü insanbilim için çok önemli bir sözdü.O güne dek kimseden duymamış, ne de bir kaynaktan okumuştum! Yaşar Kemal'in ölümü üzerine yazdığım makalede bu özdeyişini kullanmıştım. İnsanın, ya da okuyucunun aklına şu soru gelebilir. “Neden kültür bitince insanlık da biter? Çünkü kültür, insanın yarattığı yaptığı; onu toplum halinde bir arada tutan bilgi, inanç, sanat, etik, hukuk, adet, gelenek, görenek ve öteki toplumsal değerlerdir.Doğaldır ki insanlığın, uygarlığın var olması, yaşaması, varlığını sürdürmesi bu değerlere bağlıdır. Bunlar bitince, elbette insanlık da bitecektir. Geriye kalan, insanlık dışı değerler, çatışmalar, savaşlar, vahşice insan ölümleri, kadın cinayetleri, iktidar-muhalefet kavgaları olacaktı!

Sabri ÇAKIR 
 07.03.2022 13:56
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 42
Toplam yorum
: 17
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 222
Kayıt tarihi
: 27.03.13
 
 

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Antropoloji (Sosyal Antropoloji) mezunu 1971; F..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster