Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Temmuz '10

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
833
 

Kum Saatindeki Yalnızlıklar

Bir insan, bir yalnızlık demek. Yanlış! Bir insanda binlerce yalnızlık var (Bir kum saatinin içindeki binlerce yalnız kum tanesi gibi). Her gün, her saat artan cinsten; diğer insanlara temas ettikçe çoğalan. Çocukken yalnız değildik, büyüdükçe yalnızlaştık; büyüdü yalnızlığımız ve biz, içinde kaybolduk. Etrafımızdaki insanlar, sahte yüzler, sahte duygular, sahte yaşanmışlıklar arttıkça, bizim de yalnızlığımız arttı. Kendi derinliklerimize çekildik. O kadar çekildik ki artık hiçbir el yetişmiyor, kendimizi çektiğimiz o derin mesafeye.

Kendi kuyumuzu kendimiz kazdık (Ama kazmamız gerekiyordu!). Bu dünyada kimse kendini gün ışığında göstermiyor. Herkes kendi kuyusunun içinde yaşıyor, kuyusundan çıkar çıkmaz da sisli, puslu bir havanın içinde kaybettiriyor kendini. Kimseyi göremiyorsunuz tam anlamıyla, tepeden tırnağa. Yaşarken de bir kuyunun içindesiniz, öldükten sonra da.

Herkes kendi benliğinde, kendi sürgününü yaşamakla meşgul. Bazısı kendi sürgününde koşulların diğerlerininkinden iyi olduğu konusunda sevinçli, övünmekte(mutluluk!). Ne fark eder ki; bir sürgün değil mi sonuçta…

Yalnızdık, bilinçleştikçe yalnızlaştık. Bir kumsaldaki kum taneleri gibi yalnızdık, milyarlarca yalnızlık! Birisi gelip üstümüze basana kadar varlığımızı hissetmedik, üstümüze basılınca ise daha aşağılara gömüldük. Bir kumsaldaki en mutlu kum tanesi olmayı düşledik. Sonra bir kum saatinin içine tıkılmış halde bulduk kendimizi. Zamanla sınırlandık(Zamanla anlayacaktık bunu ama anlayınca zamanı geçmişti). Tepetaklak olduk, bir el sürekli değiştiriyordu yönümüzü. Ama hep aynı kabın içindeydik ve süreyle sınırlıydık. Küçük bir boğumun içinden geçtikçe sevindik, zamanı yakaladığımızı sandık. Yanıldık, sadece yönümüz değişiyordu(güzergâhı değişmeyen yönümüz). Değişmeyen bir kum saatinin sınırları içindeki süreli yolculuğumuzdu. Kimi baş aşağı bir yerlere, bir şeylere yuvarlanıyorduk; kimi diğer binlercesiyle beraber ne olduğunu anlamadan boşlukta yan yana, üst üste “zamanı” geçiriyorduk. Ta ki, o el bizi çevirip durmayı bırakana kadar. Üstümüzdeki elin çekilmesi, zamanın bitmesi ve süreyle sınırlı yalnızlığımızdan süresiz, sınırsız yalnızlığımıza geçiş yapmamız anlamına geliyordu.

Bir insan, bir yalnızlık demek. Yanlış! Bir insanda binlerce yalnızlık var (Bir kum saatinin içindeki binlerce yalnız kum tanesi gibi)…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Tıpkı atmış olduğum başlık gibi, hiç yalnız olmadık aslında... kum taneleride yalnız değil, hep yan yanalar...Bir rüzgar bir dalga mıdır yalnızlığa itiliş öylemi zannediliyor...Hayır yine yalnızlık yok , başka kum tanelerinin yanına hooppa....Yani sadece savruldukça alışmaya çalıştığımız yeni sıcak-soğuk ülkecikler... Hayata yalnız bakmayı tercih ettiğimiz noktada yalnızız ve sitemlerimiz rüzgarla alabora..... Biz hiç yalnız olmadık o yalnızlığı tatmadık bile.. öyle hissetmekle yaşamak çok farklı üstadım... Mesela ben sizin yazılarınızı okuduğum ilk gün yalnız değilim demiştim:)) Sizi tanıdığım günse yalnız olmaması gerekenlerden olduğunuzu anlamıştım... Dilimin döndüğünce anlatmaya çalıştım hatta... Yalnızlık hangi pencereden baktığınla alakalı... bazen ne yana bakarsan o yan yok biliyorum ama bu sadece evre.. bir süre içini daraltacak sonra geçecek bir evre... Mükemmel bir insansın ve bunun değerini bil... ve inanıyorum ki hiç yalnız kalmayacaksın...... Gönülden sevgilerle...

Kezban EKİCİ 
 24.08.2010 14:13
Cevap :
söylediklerinin hepsine kabulüm kezban ama o "mükemmel insan" titrini reddediyorum:) ben de herkes kadar kusurlu, zaafları olan ve hatta çoğu yönlerden kendimi diğerlerinden eksik hisseden biriyim. ama insanın böyle şeyler işitmesi gururunu da okşamıyor değil, ne kadar haketmesem de güzel sözlerin için teşekkür ederim, yorumun için de. hoşçakal..  25.08.2010 10:10
 

kalabalıklar içinde ki yalnızlığımızdır. Bazen kendimi çam ormanında tek başına kalmış bir gül fidanı kadar yalnız hissederim. Elinize, yüreğinize sağlık.

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 28.07.2010 9:22
Cevap :
haklısınız. belki de varoluşumuzdan bize hediye kalan ve yaşarken bazı bazı hissedeceğimiz ve ne olursa olsun kurtulamayacağımız bir duygudur bu yalnızlık. yorumunuz için teşekkür ederim. hoşçakalın.  28.07.2010 10:22
 

Doğru dersiniz .. binlerce kum tanesi kimse kimsenin yalnızlığına dokun(a)maz .Teşekkürler

A.Solmaz 
 24.07.2010 23:48
Cevap :
Ben teşekkür ederim yorumunuz için. Hoşçakalın.  26.07.2010 9:17
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 32
Toplam yorum
: 93
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 1247
Kayıt tarihi
: 31.07.06
 
 

1979 yılında doğmuşum, kuzey yarım kürede Doğu Karadeniz denilen bölgede merhaba demişim dünyaya...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster