Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ekim '17

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
16
 

Kumlu Yol

Kumlu Yol
 

Can öğretmenimleyiz! Faruk Demirel 1966, öğretmen olmak üzereyim...


Dönüş başlamıştı, erkenden yola düştüm. Bu yolculuk başlar ama bitmez diye içten içe mırıldandım. Top seslerini duyar gibiyim, toplumca en mutlu günü yaşıyoruz. Tam doksan dört yıl geçmiş boy veren Cumhuriyet’ten. Büyük Atatürk , “Az zamanda çok işler yaptık, en büyüğü Türkiye Cumhuriyeti’dir.”  Uyarısını  dünden bugüne düşmanları olsa da savunan Cumhuriyetçiler kimseye bırakmıyor.

Okul açılınca kutlama hazırlıkları başlamıştı. Öğrencilerle sunumlar için çalışmalar düzenlendi. Küçüğü, büyüğü yaşlarını unutarak şiirlerini, söylevlerini pek güzel okuyorlardı.Yorgunluk nedir bilmeden daha on sekizinde bir Cumhuriyet öğretmeni güzel yurdumun Kelköy’ünde bayrağı yükseltiyordu. Yıl çok olmuş, geriye dönüp baktığımda altmış dokuz yazıyor günlüğümde.

Kumlu yoldan Kelköy’e iniyordum. Okulu geride, yüksek tepede maviye boyalı pencereleriyle bıraktım.Güneşli havada köyün sokak aralarından kokular geliyordu.Yürümek öyle kolay olmasa da giderilecek bir sorun olarak duruyordu kokulu sokaklar.

Köy kahvesine geldiğimde Töme köyünden Fahrettin öğretmen  Raif Aga ile oturuyordu.Beni görünce toparlanıp, “ Öğretmenim buyur.” diye yer gösterdi.”Oh be bir öğretmenim diyen çıktı. Aşağı yukarı hoca  hoca, ne o meslek mi değiştirdik diye kendime soruyordum. Sağol Raif Aga” sözlerime , “ Aldırma, onlar da anlayacak öğretmenin ayrı, hele bu Cumhuriyet kutlamasında önemli olduğunu.”

Raif Aga, “Üç çay!” diye seslendi. İstek yerini bulmuştu, garson  tezelden  çayları getirdi.Masaya yanaşan birkaç kişi hoş geldin diyerek aramıza katıldılar. Sarışın  olunca takılmadan edemedi Raif Aga’ya, “Sarışın olmak günümüzde daha da özel  Raif Aga!” diye söylendi öğretmen. Karşılık vermese de uzanıp omzuna dokundu öğretmenin. Her ikisi de hoşnuttular.

Yeni gelenlerle masamız çoğaldı. Uzun uzun konuşmalar arasına köyün önemli sorunu kokuyu giderme konuşuldu. “Öğretmen işte böyle her gittiği yeri yaşanır kılar.” diye topluluğa seslendi Raif Aga. “Yarından tezi yok bu kokuları toprak altına akıtacağız komşular, tamam mı?” uyarısı kahvedekilerin onayından geçti.

Yine okula dönme zamanı gelmşiti.Uzaktan müdür Ertuğrul Büyüklü, “Nerde kaldın, erkenden kaçtın.” diye öğretmen arkadaşına seslendi.Raif Aga, “İnsanın hası olunca biz tuttuk biraz, seni de bekleriz.” Gönüller hoş olmuştu.Kumlu yolun bitiminde okula ayrılan öğretmen Raif Aga’yı uğurladı.

Günler epeyce ilerlemiş yerlisi olmuştum Kelköy’ün artık. Uzun gündüzler kısalarına bırakmıştı yerini. Geceler uzundu. Köy kahvesinde oturmamız uzun sürerdi.Gecenin karanlığına aldırmadan aydınlık kafalarla dağılırdık evlere…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 988
Toplam yorum
: 307
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 671
Kayıt tarihi
: 24.03.12
 
 

Türkay KORKMAZ, umuda yolculuğu ertelemez. Mermeri delenin damlanın sürekliliği olduğunu bilir. Y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster