Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Ağustos '09

 
Kategori
Futbol
Okunma Sayısı
1017
 

Kupa Süper, futbol değil.

Kupa Süper, futbol değil.
 

Kupa ile başladı, kupa ile bitsin...


Yazıma, tribünleri simetrik bölmeyi beceremeyen TFF'yi ve tribünlerde sadece Beşiktaş taraftarı varmış gibi tek yönlü bir çekim yaparak ekrana yansıtan ve maç içinde ekranın altına devamlı reklam koyup pozisyonları engelleyen yayıncı kuruluş'u eleştirerek başlamak istiyorum...

Ekran başındaki milyonlarca Fenerbahçe'li sanki deplasman maçındaymış gibi kameranın karşı tribünündeki Beşiktaşlılar'ı seyredip durdu... Fenerbahçe' taraftarının sesi vardı ama kendilerini ekrandan görmek nasip olamadı bir türlü... Üstelik kupa seromonisi sanki boş tribünlere yapılıyormuş gibi çekim devam etti... Şüphesiz bunda Federasyonun tribünleri bu şekilde bölmesinin de kusuru vardı tabi... Ama yayıncı kuruluş bu konuya dikkat edip gerekli müdahaleyi yapabilirdi pekala. Pozisyon anında maçın içine aldığı reklamlarda ise hepimiz saç baş yolduk... Avrupa'da böyle durumlarda maç görüntüsü küçültülür kalan yere reklam alınır, seyirciye saygı için...

Gelelim maça, Maçın başında Beşiktaş'ın agresif ve hızlı başladığını, Fenerbahçe'nin ise nasıl olsa birazdan geçer havasında soğukkanlı başladığını gördük...

Daum Brezilya'dan gelen oyuncuları derhal kadroya koyarken geçen senenin vazgeçilmezleri ve çok eleştirilen isimleri Uğur ve Selçuk'u yine keserek başlamıştı ama Carlos'un yokluğunda Uğur'dan hemen bu kadar kolay vazgeçmemek gerekiyor. Wederson'un ilk yarı defansda aksadığını gördük. Aslında defansda aksmayanı da bulmak zordu hani. Bilica ve Önder bir maçı daha kazasız belasız atlattılar ama bu ne kadar böyle gider belli değil... İnsan'ın her maç gözü Lugano'yu arıyor. Fenerbahçe'nin en iyi gözüken adamı Gökhan bile dönem dönem felç geçirdi o bölgede... Özellikle genç Kartal İsmail, Beşiktaş adına çok önemli hücum bindirmeleri yaptı o bölgeden... Ama Gökhan'a birşey diyemiyorum, Kâzım Gökhan'ı o kadar çok yalnız bırakıyor ki, dönem dönem Gökhan 2-3 kişiyle mücadele etmek zorunda kalıyor...

Maçın Beşiktaş adına en iyi oyuncusunun Fenerbahçe adına maçın en etkisiz oyuncusuna 2 gol attırdığı tuhaf bir maç oldu Süper Kupa... Sivok oldukça etkili gözükürken, birçok Fenerbahçe'linin Alex'e mırıldanmaya başladığı dakikalarda kazanılan frikiği penaltıya dönüştüren adamdı Sivok... 2.golde ise Okçu'nun nefis ortasına refakatçi...

Alex maç içinde o kadar az gözüktü ki, ayağına ilk top bir korner vuruşunda 13.dakika da değdi... Ama bu Alex, bir frikik topunda bulduğu penaltıyı her zamanki gibi ölümcül bir vuruşla gol yaptı ve şahane bir kafa ile de Beşiktaş'ı bitiren adam oldu... Fakat Alex'in mutlaka bu sezon mücadele anlamında biraz daha üzerine koyması gerektiğinin altını çizelim... Yoksa Alex'in forma giydiği dakikaların hızla azalabileceğini tahmin etmek zor değil...

Sıcaktanmıdır nedir, yoksa ağır kamp dönemi yorgunluğumudur nedir bilinmez ama Fenerbahçe'nin hücumda fazla çoğalamadığı bir maç izledik. Her ne kadar daha iyi top çeviren ve daha fazla şut atma cesareti gösteren takım Fenerbahçe olsa da Guiza'yı bu kadar yalnız bırakmalarına şaşırdık doğrusu. Guiza'nın yalnızlığının Dede'nin zamanında kaldığını sanıyorduk ama yanılıyormuyuz yoksa... Guiza'yı bu kadar yalnız bırakmaya kimsenin hakkı yok...

Guiza demişken, Honved yazımda Emre'nin en yeni transfer olduğunu belirtmiştim. Sanırım Guiza'da yeni transferlerinden bu sene Fenerbahçe'nin... Şimdi medya'ya sormak istiyorum müsaadenizle ; hani bu adam gitmek istiyordu ? Hani dönmeyecekti Fenerbahçe'ye ? Kalmak istemeyen veya mutsuz bir adam bu kadar istekli ve verimli olamaz... Rüştü ile girdiği mücadele nefisti... Yine aşırtma bir vuruş denedi ama olmadı. Gol atmayı çok istedi ama attırdığı gol çok güzeldi... Alex'le uyumu da artıyor. Bravo okçu aynen devam...

Sonuç olarak, Beşiktaş bu maça Porto gibi Lyon gibi takımlarla maçlar yaparak ve şampiyon kadrosuyla geldi. Fenerbahçe ise halâ hazırlık döneminde ve ilk defa böylesi bir rakip ile oynuyor... Şüphesiz henüz hazır değil Fenerbahçe. Avrupa kupaları için biraz zaman kazandı ama Daum'un Denizli'de bıraktığı gibi başlamaması için biraz daha çalışmaları gerekiyor. Carlos'un sakatlığında Boral dışlanmamalı kazanılmalı. Önder Bilica uyumu arttırılmalı Lugano olacaksa biran önce olmalı. Deivid 2.maçında bir solda bir sağda oynuyor, zaten toparlanamamıştı bu durum hepten formunu düşürüyor. Topuz biran önce gelmeli vakit kaybediyor Fenerbahçe... Kazım'ın defansif yönü çok zayıf Gökhan'ı hep yalnız bırakıyor. Hücumu kalabalık yaptığında çok etkililer ama geriye dönmekte sıkıntı olduğundan ileri çıkarkende korkuyorlar... Bu gidiş ve gelişlerdeki süratini arttırdığında Fenerbahçe Türkiye'nin en iyi takımı olacaktır şüphesiz...

Fenerbahçe bu sene bol gol atacak bu belli... Ama Fenerbahçe'yi atacağı goller değil yiyeceği goller bir yere taşıyacak... Bu nedenle defansa dikkat etmek gerek ve sanırım Lugano ile de biran önce anlaşmak gerek...

Olimpiyat stadında kupa kazanmak ve kabusu bitirmek güzel...

Ahmet ÇELİKSÜNGÜ
02.Agustos 2009

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Milliyet.com.tr sitesinden 1255 kez görüntülenmiştir

Bu blog Canlı Maç Anlatımı sayfamızda da yayınlanmaktadır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 252
Toplam yorum
: 490
Toplam mesaj
: 89
Ort. okunma sayısı
: 933
Kayıt tarihi
: 17.03.08
 
 

74'ün İstanbulunda, Sultan şehri Üsküdar'ın, kız çocuklarına "Zeynep" erkeklerine "Kamil" adı kon..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster