Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Şubat '12

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
12957
 

Kur'an bilgi kitabıdır

Kur'an bilgi kitabıdır
 

Bilgili bir insan, bilgisini satmayı bilir. Konuşmak için z orluk çekmez. Çoğu kez de karşı tarafı ikna etmeyi başarır.


Toplumların, bireylerin zaman içinde kendini ifade etme biçimleri vardır. Bu dil, bilinçli oluşturulmaktan ziyade, cahilce gerçekleştirilir.

Ancak, bilgili söylem her zaman dikkat çeker!

İşte bunlardan bir tanesi: Farabi, İslâm dünyasının en büyük âlimlerinden biri. Onun bize ulaşan bir sözü şöyle: İnsan ahlâkının temeli bilgidir. Çünkü akıl, iyi ile kötüyü bilgi ile ayırır.

Farabi, bu sözünde şunu demek istiyor: Bilgisiz kalmak, ya da başka bir deyişle cahil olmak, iyi veya kötü hangi konu olursa olsun, bir sorun karşısında çıkış yolu bulamamak demektir.

Siz şayet hala kış uykusundan uyanmamış, “iyiyi kötüyü” ayırt edecek bir bilgiye sahip olmamış iseniz, akıl yalnız kalır. Hedefine varamaz. Dolayısıyla aklın yanı sıra bilgi sahibi olmak da gerekir.

Bu koşulları mistik boyutta ele alırsak, bilgisiz bir insanın; cahil olarak tanımlanabileceğini, bu hali ile de gerçeğe varabilecek bir kapasitesinin olmadığını kabul etmek zorunda kalırız.  

Bilgisiz kalmak, aslında kötü bir insan olmak manasına gelmez, ancak bu durum, onun ‘cahil’ olarak anılmasını, bu damgayı yemesini de engellemez.

O halde gerçekleri, doğruları ve yanlışları saptayabilmek için bilgi şarttır.

Akla gelen soru şu: Bilgi sahibi olmak için ne yapmalı?

Önce bugünün biliminin mutlaka bir açıklamasının olduğu düşünülmeli,  “beyinsel işlevlerin” ne olduğu algılanmalı. Varlığın bir bütün olduğu, Newton fiziğinin ardında bulunmalı. Kuantum boyutunun, klâsik fiziğin temel yapısını oluşturması bir yana, ondan ayrı olmadığı kabul edilmeli böylece bütünlük inancı pekişmeli.

Ve bu ayrımın fark edilmesi sonucu, birimselliğin olmadığı aşaması kabullenilmeli.

Bu hususlara dikkat etmeyen, bilgiyi umursamayan, hor gören, kaba kuvvete başvurup dilediğini yaptırma yoluna giden bir toplum, sapkınlık içinde yaşamına devam eder ve asla başarılı olamaz. Çünkü beklentileri farklıdır. Kaygıları da bu düzeyde gelişir.

Bilgiyi bir kenara bırakıp gururun peşinde koşarak misyon sahibi olmayı benimseyenler, takdir edersiniz ki saygı duyulacak bir durum yaratmaz. Onlar sadece klikleşirler.

Oysa bilgi, insanı her duruma motive eder. Bu niteliğin ne denli önemli ve gerekli olduğunu hatırlatır.

Bilgili bir insan, bilgisini satmayı bilir. Konuşmak için zorluk çekmez. Çoğu kez de karşı tarafı ikna etmeyi başarır.

Kültürlü bir insan, açık ve dürüst olmayı bir zorunluluk haline getirmiştir. Ancak kimileri kendilerini saklamaya özen gösterir.

Ne yaparsanız yapın, onların ağzından bir tek kelâm çıkartamazsınız. Kargaşayı sevmeyen tiplerdir bunlar. Açığa çıkmamaları belki de bundandır.

Bazı insanlarda ‘tuhaf ve çekingen’  bir hal vardır. Onlar kendilerini anlatmakta güçlük çekerler. İşte bilgi, bu tür pasif durumların üstesinden gelir ve adeta o kişiye farkında olmaksızın terapi yaparak güven sağlar.

İşin önemi de bu noktada çıkıyor. O çekingen, mahcup tavırlı kişinin yapabileceği en önemli şey, artık bilgi dağarcığını güçlendirmek olacaktır.

Tabi bu durum, kısa vadede bir sonuç alınacağı anlamına gelmemeli. Bahsettiğim durum, asosyal hayatı benimseyen kimselerde daha çok görülür.

Şurası muhakkak ki her aşamadabilgi-ilim boyutuna ihtiyaç vardır. Bir kimseyi ikna etme yolunda zorlanılırsa, onda bilginin varlığı tartışılır.

Hele mesele daha “ciddî gerekçelere dönüştüğünde” cahil insanı ikna etmek daha zor olur.

Kur’an’ın bilgi kitabı olması bu konuda bize en güzel örnektir diyerek yazımı noktalıyorum.

 

Ahmed F. Yüksel

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Açıkçası bazı kişilerle tartışmışlığım vardır. Hangi konu derseniz, şaşırırsınız: BİLGİ ve KU’RAN..! Evet yanlış okumadınız. Çünkü bazı kişiler bilgiye- ilme böylesi önem veren bir dine sahip olmalarına rağmen, kendilerini inanan eddetmelerine rağmen, maalesef, dinle bilginin aynı kefeye konmayacağına hala (bu yüzyılda bile) inanıyor ve tartşıyorlar üstelik.. İnanmanın bilgiyle alakası yok diyorlar.. İnanın şok olmamak elde değil..Sanırım bu kişilerin KUR’AN’daki ‘’Hala tefekkür etmeyeceksiniz’’ ayetinden ve ilmi her türlü bedensel ibadetten üstün tutan ( en azından, bu ibadetlerin bilgi ve ilimle değerleneceğinden) hadis ve evliya sözlerinden haberleri yok.. Eee bu durumda en iyisi tartışmamak..

Tarkan Taşçı 
 22.11.2014 14:03
 

Yazınızda Kuran'dan bilgi ile ilgili ayetler bulacağımı umdum ama yoktu. Başlıkla çelişmiş bana göre.

Turbest 
 11.05.2012 1:44
 

Ahmet Bey sizi kutlarım! Burada sözü edilen bilgi değişmez (mutlak) bilgidir. Örneğin dünyanın kendi etrafında ve aynı zamanda güneş'in etrafında dönmesi gibi. İnanca gelince, tavsili inançta iman ya da inanç işte böyle mutlak bilgilere dayanır: Çok basitçe şunu diyebiliriz: Her şeyin bir yapanı vardır. Bu çok basit ama mutlak bir bilgidir. O halde evreni de yaratan biri vardır diye düşünmek, inanmak imandır... Selamlar, saygılar...

Dr Atanur Yıldız 
 13.02.2012 8:14
 

Bilgi ve inanç! Bilgi ve inanç yanyana gelemez, zorlama şifrelemelere göre bile bilgi ile inanç beraber var olmalarını sürdüremezler. İnança saygı duyulur ama bilgi hele yanlış bir bilgi bırakın saygı duymayı çürütülür, eğer siz bilgi ile inançın birlikte var olduğunu iddia ediyorsanız,o zaman inancınızın yanlış olabilme ve sorgulanabilmesi gerçeğini de kabul ediyorsunuz demektir. Saygılarımla.

serhatt 
 12.02.2012 12:24
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 577
Toplam yorum
: 1804
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 10749
Kayıt tarihi
: 14.12.11
 
 

Akşam Gazetesi, Radikal Gazetesi, Piyasalar Dergisi, Yedi İklim, Türk Edebiyatı, Yeni Dünya, Popü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster