Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Şubat '21

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
43
 

Kur’an'da Allah’ın Öğretisi-15

Allah’ın İsimleri (Esmâ-i Hüsnâ=En Güzel İsimler)-11
 
Allah’ın en güzel isimleri olan doksan dokuz  ismini  açıklamaya devam ediyoruz.
 
54-KAVÎ
 
     Allah'ın en güzel isimleri olan "Esmaü'l-Hüsnâ" dan biri de el-Kavî'dir.
 
Sözlükte “güçlü olmak, gücü yetmek, bir işi gerçekleştirmek için aklen ve bedenen yeterli olmak”
 
anlamındaki kuvvet kökünden sıfat olup Allah’a nispet edildiğinde “her şeye gücü yeten, kudret sahibi
 
manasına gelir. 
 
El-Kavî, Her şeye gücü yeten sınırsız kudret sahibi, asla yorgunluğa ve zaafa uğramayan, kayıtsız
 
şartsız her şeye kadir olan, güç ve kuvveti sonsuz olan demektir.
 
El-Kavî , Kudreti en üstün ve hiç azalmaz,anlamına gelir.
 
El-Kavî ,Her şeye gücü yeten, çok kuvvetli ve kudretli olan O’dur.
 
Yüce Allah, tam bir kudret sahibidir. Gücü, kuvveti sonsuzdur. Allah, bitmezve  tükenmez bir güce
 
sahiptir. Nicelik ve nitelik bakımından üstün kudrete sahiptir. Gücünün yetmeyeceği bir şey
 
düşünülemez. O, her şeyi etkiler, ama hiç bir şey O’nu etkileyemez.
 
Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde bazı ayetlerde şöyle buyurmaktadır:
 
“Allah inkar edenleri, kinleriyle geri çevirdi, bir hayra ulaşamadılar; savaşta, inananlara Allah'ın yardımı
 
yetti. Allah kuvvetli olandır, güçlü olandır.”
 
(Ahzâb Suresi 25. Ayet)
 
“Allah’ın kadrini gereği gibi bilemediler. Şüphesiz Allah kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir.”
(Hac Suresi 74. Ayet)
 
“Emrimiz gelince, Sâlih'i ve onunla beraber iman edenleri, bizden bir rahmet olarak (azaptan)  ve o
 
günün zilletinden kurtardık. Şüphesiz Rabbin kuvvetlidir, (her şeye)  galip gelendir.”
(Hûd Suresi 66. Ayet)
 
“… Doğrusu O, kuvvetlidir; azabı da pek çetindir.” Mümin Süresi : 22. Ayet
 
“İnsanlar arasında Allah’ı bırakıp da O’na ortak koşanlar vardır. Onları, Allah’ı severcesine severler.
 
Mü’minlerin Allah’a olan sevgisi daha güçlü bir sevgidir. Zulmedenler azaba uğrayacakları zaman bütün
 
kuvvetin Allah’ın olduğunu ve Allah’ın azabının pek şiddetli olduğunu bir bilselerdi!”
(Bakara Suresi 165. Ayet)
 
55-METÎN
 
 Allah'ın en güzel isimleri olan "Esmaü'l-Hüsnâ" dan biri de el-Metîn'dir.
 
Sözlükte “sağlam, kuvvetli, sert ve dayanıklı olmak” mânasındakimetânet kökünden türemiş bir sıfat
 
olup “çok güçlü ve sağlam” demektir. Allah’a nisbet edildiğinde “fiillerinden dolayı zâtına herhangi bir
 
zorluk ve yorgunluk ârız olmayan, nihaî noktada kudretli” anlamına gelir .
 
Metîn; sonsuz kudrete sahip; son derece güçlü, kuvvetli; dayanıklı, sağlam demektir.
 
Çok güçlü olan, kuvveti eksilmeyen, hiçbir şekilde dağılmayan, çok dayanıklı olan Metin O’dur
 
Metîn olan Allah çok güçlüdür. Hiçbir şey onu sarzmaz. Mutlak güç ve kuvvet sahibi O’dur. Allah, hiç bir
 
şekilde dağılmayan  bitip tükenmeyen mutlak güç ve kudret sahibidir. Metîn olan Allah’ın gücü de,
 
kuvveti de sarsılmaz, kaynağı hiçbir şekilde bitip tükenmeyen yok olmayan anlamına gelir.
 
Yüce Allah, sonsuz bir güce sahiptir. Fiillerinden dolayı zatına her hangi bir zorluk ve yorgunluk ilişmez.
 
Kuvveti azalıp gevşemez. Hiçbir şey O’nu âciz bırakamaz. Hiç kimsenin yardımına da muhtaç değildir.
 
Her şeyi  etkileyendir.
 
“Metîn” ismi, kuvvetinin şiddetini bildirir. Dıştan gelebilecek hiç bir etkiyi kabul etmeyendir.
 
Gazzâlî ve Fahreddin er-Râzî’nin yorumlarından anlaşılacağı üzere yakın anlamlı iki isim olan kavî ile
 
metînden ilki ilâhî kudrete konu teşkil eden her şeyi kapsaması açısından nitelikte, ikincisi, çok güçlü
 
olması bakımından nicelikte kudret sıfatına ait kemal mertebelerini ifade eder. Buna göre kavî “bütün
 
mümkinatı etkileyen”, metîn ise “dıştan gelebilecek hiçbir etkiyi kabul etmeyen” mânasına gelir.
 
Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde bazı ayetlerde şöyle buyurmaktadır:
 
“Şüphesiz Allah rızık verendir, güçlüdür, çok kuvvetlidir.” (ZâriyâtSûresi 58. Ayet )
 
“Göklerin ve yerin orduları Allah'ındır. Allah çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.”
(Fetih Suresi 7. Ayet)
 
“…Şüphesiz sen her şeye hakkıyla gücü yetensin.” (Âl-i İmrân Suresi 26. Ayet)
 
“…Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Tevbe Suresi 40. Ayet)
 
Onlara mühlet veririm; (ama) benim cezam çetindir.
 
Onlara mühlet veririm; (ama) benim cezam çetindir.
 
“Onlara mühlet veririm; (ama) benim cezam çetindir.” (Araf-suresi,183.ayet)
 
Yoksa onlar Allah'tan başka dostlar mı edindiler? Halbuki dost yalnız Allah'tır. O ölüleri diriltir, her şeye kadirdir. (Şûrâ Suresi 9. Ayet)
 
Onlara mühlet veririm; (ama) benim cezam çetindir.
 
“(Bunların gidişatı) tıpkı Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin gidişatı gibidir. (Onlar da) Allah'ın
 
âyetlerini inkâr etmişlerdi de Allah onları günahları sebebiyle yakalamıştı. Allah güçlüdür. O'nun cezası
 
şiddetlidir.” (Enfâl Suresi 52. Ayet)
 
56-VELÎ
 
Allah'ın en güzel isimleri olan "Esmaü'l-Hüsnâ" dan biri de el- Velî 'dir.
 
Sözlükte “bir şeye çok yakın olmak, bir kimseyle yan yana bulunmak” anlamındaki vely ile “birinin işini
 
üstlenmek; bir ülkeyi yönetmek; yardım etmek, sevmek” mânalarındaki velâyet kökünden türeyen velî
 
“yardımcı, dost” demektir.
 
El-velî, Cenab-ı Hakk kullarına her daim yardım eden ve onlara dostluk gösteren velî’dir.
 
El-velî, Allah’u Teâla mü’min kullarını sever ve onların dostu yardımcısıdır.
 
El-velî, Dost ve yardımcı O’dur.Mü’minlerin dostu olan O’dur. Allah’u Teala sevdiği kullarının dostudur.
 
Kur’an’da veli,Allah’a nisbet edilerek O’nun müminlerin dostu, koruyucusu olduğu bildirilmektedir.
 
Kur’an’da  peygamberlerin ve müminlerin Allah’ı velî edindikleri belirtilmektedir.
 
Allah Teâlâ, sevdiği kullarının dostudur. Onlara yardım eder; sıkıntılarını, darlıklarını giderir; ferahlık
 
verir. Dünya ve âhiret işlerinde başarıya ulaştırır. Mü’minlerin yardımcısı ve koruyucusudur. Allah’tan
 
başka gerçek dost ve yardımcı yoktur.
 
Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde bazı ayetlerde şöyle buyurmaktadır:
 
“Allah, iman edenlerin dostudur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır…”( Bakara Suresi 257. Ayet)
 
“Yoksa onlar Allah’tan başka dostlar mı edindiler? Hâlbuki gerçek dost Allah’tır…” (Şûrâ Suresi 9. Ayet)
 
“…Sizin için Allah'tan başka ne bir dost ne de bir yardımcı vardır.”(Tevbe suresi,116. Ayet)
 
“…Kim Allah’a tevekkül ederse, O kendisine yeter…” (Talâk  Suresi ,3. Ayet)
 
“… Eğer mü’minler iseniz, yalnızca Allah’a tevekkül edin.” (Mâide Suresi, 23.Ayet)
 
“O, insanlar umutlarını kestikten sonra yağmuru indiren, rahmetini her tarafa yayandır. O, dost olandır,
 
övülmeye lâyık olandır.”( Şûra Suresi 28. Ayet)
 
 57-HAMÎD
 
Allah'ın en güzel isimleri olan "Esmaü'l-Hüsnâ" dan biri de el- Hamîd 'dir.
 
Hamîd kelimesi “iyilik, güzellik ve erdemlilikle niteleyip övmek” anlamındaki hamd mastarından sıfat
 
olup “övülen, övgüye lâyık bulunan”, ayrıca “öven” manalarına gelir. Âlimlerin çoğu, esmâ-i hüsnâdan
 
biri olarak hamîdi'n ilk anlamına öncelik vermiştir.
 
El-Hamîd:Tüm övgülerin tek mercii. Övülmekte eşsiz ve benzersiz olan
 
 El-Hamîd : Övülmeye layıktır.
 
Hamîd, çok övülen, övgüyle değer sıfatlarıyla hamt edilendir.
 
Bütün varlığın diliyle övülmeye layık ve her an ancak O’na hamt edilen tek yüce varlık anlamlarına gelir.
 
Hamid, hamt edilmeyi hak eden, hamda layık olandır. Çünkü O, vardı ve bütün varlıkları ve insanı
 
yoktan var etti. Sonra iki üstün nimeti akıl ve hayatı insanda topladı. sonra ona sayısız nimetler verdi ve
 
onu, bütün varlıklara üstün kıldı. Ona çalışma izni  verdi. O halde Ondan başka kim hamt edilmeye layık
 
olur? Hayır bütün övgüler ve hamdler sadece Allah’a dır, başkasına değil. Bütün bu minnet ve bağışlar
 
başkasından değil sadece Ondan’dır.
 
Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde bazı ayetlerde şöyle buyurmaktadır:
 
“Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve ışığı var eden Allah’a mahsustur.” (En'âm Suresi -1. Ayet)
 
 “Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’adır.”(Fatiha Suresi,2.Ayet)
 
“O, insanlar umutlarını kestikten sonra yağmuru indiren, rahmetini her tarafa yayandır. O, dost olandır,
 
övülmeye lâyık olandır.” (Şûrâ Suresi 28. Ayet)
 
“Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanlar Allah’ı tespih ederler. Her şey O’nu hamd ile tespih eder.
 
Ancak, siz onların tespihlerini anlamazsınız. O, halîm’dir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir), çok
 
bağışlayandır.”( İsrâ Sûresi 44. Ayet)
 
“Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Hakikaten Allah, yalnız O zengindir, övgüye değerdir.”
 
(Hac Suresi 64. Ayet)
 
“O hâlde, Rabbini hamt ile tespih et (yücelt) ve secde edenlerden ol.”( Hicr Suresi 98. Ayet)
 
58-MUHSÎ
 
Allah'ın en güzel isimleri olan "Esmaü'l-Hüsnâ" dan biri de el- Muhsî 'dir.
 
El- Muhsî; Her şeyi tek tek ve bütün ayrıntılarıyla bilen demektir.
 
El--- Muhsî;İlmiyle her şeyi sayan,büyük veya küçük hiçbir şey gözünden kaçmayan. Yüce  Allah’ın  İlmi
 
ve kuşatması sonsuzdur.
 
 Muhsî; sonsuz ilmiyle her şeyin sayısını bilen, her yapılanı bir bir sayan demektir.
 
Allah Teâlâ, her şey’i olduğu gibi görür ve bilir, yani, bütün varlığı bir yığın halinde birbirinden seçilmez
 
karışık bir şekilde değil; cinslerini, sınıflarını, zerrelerini birer birer saymış gibi gayet açık görür ve bilir.
 
Bütün mahlukatın ve insanların ilim ve amellerinin kuşattığı ve de kuşatmadığı bütün olayların sayısını
 
ve miktarını bilen demektir. O, canlıların alıp verdiği her nefesi, rızkı, insanların itaat ve günahlarını,
 
yakınlığını, yağmur ve kum tanelerinin sayısını, bütün bitkileri, hayvan türlerini, ölüleri ve canlıları
 
bilendir.Allah Teâlâ, sonsuz ilmi ile her şeyi kuşatmıştır.
 
Onun ilminden hiç bir şey hariç kalamaz. Bütün amellerin sayısını bilir, kıyamet günü bunların hepsinin
 
karşılığını verir. Hiç birini unutmaz ve atlamaz.
 
Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde bazı ayetlerde şöyle buyurmaktadır:
 
“O gün Allah onların hepsini diriltecek ve yaptıklarını kendilerine haber verecektir. Allah onları bir bir
 
saymıştır. Onlar ise unutmuşlardır. Allah her şeye şahittir.”( Mücâdele Sûresi 6. Ayet)
 
“…(Allah) onların nezdinde olup bitenleri çepeçevre kuşatmış ve her şeyi bir bir saymıştır.
 
(kaydetmiştir).”( Cin Suresi 28. Ayet)
 
“Şüphesiz biz, ölüleri mutlaka diriltiriz. Onların yaptıklarını ve bıraktıkları eserlerini yazarız. Biz, her şeyi
 
apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da) bir bir kaydetmişizdir.” (Yâsîn Suresi 12. Ayet)
 
“Kitap ortaya konur. Suçluları, kitabın içindekilerden korkuya kapılmış görürsün. “Eyvah bize! Bu nasıl
 
bir kitaptır ki küçük, büyük hiçbir şey bırakmadan hepsini sayıp dökmüş!” derler. Onlar bütün yaptıklarını
 
karşılarında bulurlar. Senin Rabbin hiç kimseye zulmetmez.” (Kehf Suresi 49. Ayet)
 
“Yaratan (yarattığını hiç) bilmez mi? O, en gizli şeyleri bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır.” (Mülk Suresi 14. Ayet)
 
“İnsan hiçbir söz söylemez ki onun yanında (yaptıklarını) gözetleyen (ve kaydeden) hazır bir melek bulunmasın.” (Kâf Suresi 18. Ayet)
 
59-MÜBDİ
 
Allah'ın en güzel isimleri olan "Esmaü'l-Hüsnâ" dan biri de el- Mübdi 'dir
 
Mübdi, İlkin yaratan,   “kainatı yoktan var eden” manasına gelmektedir.
 
Maddesiz ve örneksiz yaratıcı, yoktan yaratıp var eden.
 
Allah, bütün varlıkları yoktan yaratan ve varlığı başlatandır.
 
Varlıkları hiçbir eşi olmadan yaratan O’dur.
 
Yaratmaya il kez başlayan ve bunu tekrar eden Allah’tır.
 
Allah, her şeyi örneksiz ve hiç yokken yaratmıştır.
 
 Varlığı ilk defa yaratan O’dur.
 
İlk yaratan ve sonra da tekrar yaratacak olan ancak odur. İlk yaratmayı da, yeniden hayat vermeyi de o
 
yapar. Allah yaratışı ta başlangıçtan yapar. Başka birinin etki ve müdahalesi olamaz. 
 
 Allah Teâlâ, kâinâtı yaratırken daha önce bir benzeri ve örneği olmaksızın yaratmıştır. İşte esas
 
yaratma denilen, ilk maddesi, örneği olmaksızın yaratmadır. Bu, yoktan var etmedir ve Allah’a
 
mahsustur.
 
Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde bazı ayetlerde şöyle buyurmaktadır:
 
“Yaratmaya başlayan, sonra onu tekrarlayan O'dur, ki bu, O'nun için pek kolaydır. Göklerde ve yerde
 
(tecelli eden) en yüce sıfat O'nundur. O, mutlak güç ve hikmet sahibidir.”( Rûm Suresi 27. Ayet)
 
“O (Allah) ki, yarattığı her şeyi güzel yapmış ve ilk başta insanı çamurdan yaratmıştır.”
(Secde Suresi 7. Ayet)
 
“Allah'ın, yaratmayı nasıl başlattığını, sonra bunu(nasıl) tekrarladığını görmediler mi? Şüphesiz bu,
 
Allah'a göre kolaydır.”( Ankebût Suresi 19. Ayet)
 
“O’dur her şeyi yoktan yaratan, yarattığını tekrar edip, son olarak âhirette yeniden yaratacak olan.”                 ( Bürûc Sûresi, 13. Ayet)
 
De ki: “Allah’a koştuğunuz ortaklarınızdan, başlangıçta yaratmayı yapacak, sonra onu tekrarlayacak
 
kimse var mı?” De ki: “Allah, başlangıçta yaratmayı yapar, sonra onu tekrar eder. O hâlde, nasıl oluyor
 
da (haktan) çevriliyorsunuz?” (Yûnus Suresi 34. Ayet)
 
(Bu yazı,Diyanet İslam Ansiklopedisinden yararlanarak hazırlanmıştır.)
 
 (Devam edecek)
 
ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 296
Toplam yorum
: 36
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 709
Kayıt tarihi
: 08.04.13
 
 

1965 Trabzon Of doğumluyum. İlahiyat Fakültesi mezunuyun.Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeniyi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster