Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Nisan '10

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
270
 

Kur'an'ı nasıl yaşayabiliriz?

Kur'an'ı nasıl yaşayabiliriz?
 

İnsan, <ı>"iman ettim" dedikten sonra, kaynağını Kur’an’dan alan bir hayatı, Allah'ın hoşnutluğunu gözeterek yaşamalıdır. Her durumda, kalabalıkta da yalnızken de sorumluluklarının bilincinde olarak, yaşamın belli bölümlerini değil yirmi dört saatini, aile ve toplumsal yaşamını da kapsayan Kur’anî bir yaşamdır bu. Gerçek, samimi dindar olmanın yolu budur.

Günümüz toplumlarında en önemli sorunlar aşırılık, düzeysizlik, sevgisizlik, hoşgörüsüzlük, sınırlarını bilememek, adil olmamaktır. Aileleri, toplumu incelediğimizde, insan ilişkilerindeki sevgisizliği görmemek mümkün değildir. İnsanlar mutsuz, huzursuz, sevgisizdirler. Aile bireyleri arasında olması gereken sevgi, saygı ve bağlılık yoktur. Birçok insan kendi dünyasında yalnız yaşar, diğer insanları sevemez, onlara güvenemez. En yakın arkadaşlıkları her an bitebilir; evlilikleri, iş ortaklıkları sona erebilir. Dahası, biten ilişkilerin ardından birbirlerini olmadık sözlerle suçlarlar. Tüm bunların nedeni, sevgi, saygı, kardeşlik, huzur ve güveni sağlayacak olan üstün ahlak özelliklerinden uzak yaşanıyor olmasıdır.

Toplumdaki yaygın yanlış anlayışa göre, takva ve güzel ahlak yalnızca peygamberler ve onlarla birlikte olan müminler tarafından yaşanabilir. Oysa Kur’an bu insanların örneklerini, diğer insanların da aynı davranışları sergilemeleri, aynı ahlaka sahip olmaları amacıyla verir. Allah’ın hükümlerine uymak ve Kur’an ahlâkını yaşamakla tüm insanlar yükümlüdür. İnsan, samimi olduğu ve vicdanının sesini dinlediğinde, Kur’an'da örnek gösterilen müminler gibi güzel bir yaşam sürdürebilir.

Aile İçi Sorunlar

Kuran ahlakına uygun yaşayan bir ailede, birçok ailede yaşanan sorunlar yoktur. Günümüzde, anne ve babaya itaatsiz, saldırgan çocuklara ve onlara doğru ve yanlışı anlatmayan, onlarla ilgilenmeyen, birbiriyle de geçimsiz olan anne babalara çok sık rastlanır. Bu evlerde, sevgi, saygı, hoşgörü, anlayış ve şefkat yerine tartışma, kavga ve hakaret hakimdir.

Oysa Kuran ahlakının yaşandığı evlerde, anne babaya itaatli, Allah'ın buyruğu gereği onlara "öf" bile demeyen, kötülüklerden uzak duran vicdanlı çocuklar yetişir. Bu evlerdeki anne babalar çocuklarını Kur’an ahlakı ile yetiştirerek hayırlı insanlar olmaları için çaba harcayan, birbirlerine de sevgi ve saygı gösteren, davranışları ile örnek insanlardır. Kısacası bu aileler sevgi, saygı ve dayanışma içinde yaşayan insanlardan oluşur.

Aile toplumun en küçük, en temel birimidir. Aile yapısı ne denli güçlü ise, toplumun yapısı da o derece güçlü olur. Manevi değerlerini kaybetmiş ve sevgi, saygı ve beraberlik duyguları körelmiş ailelerin oluşturduğu toplumlar, aynı güvensiz, huzursuz yapıya sahip olur.

Toplumsal Sorunlar

Yaşanan dejenerasyon aile ortamlarıyla sınırlı kalmaz, toplumdaki diğer kesimlere de yayılır. Okullarda, arkadaşlık ilişkilerinde, iş yerlerinde kıskançlık, ikiyüzlülük, alaycılık, dedikodu gibi kötü davranışlar ortaya çıkar; tüm sistem çıkar ilişkileri üzerine kurulur. Adalet, insan hakları, huzur ve barış ortadan kalkar.

Bu durumdaki toplumun bireyleri dürüst, iyi, adaletli, doğru, bağışlayıcı, namuslu, hoşgörülü, merhametli olmak gibi ahlak erdemlerini terk ederek, ahlak dışı olmayı kendilerine yaşam felsefesi haline getirirler. Dejenerasyonun sonucunda da psikolojik çöküntü, saldırganlık, günahta sınır tanımama, çirkin utanmazlıklar ve her türlü ahlak dışı davranış toplumda yayılır.

Kuran ahlakını yaşayan toplumdaki bireylerin her biri ise devletine, milletine yararlı bir yurttaş, ailesini seven, saygılı bir evlat, özverili bir arkadaştır. Bu yapıdaki bireylerin oluşturduğu bir milletin huzurlu, mutlu ve birlik ruhuna sahip güven dolu bir yaşamı olur.

Sevgisizlik Eziyettir


Sevgisizliğin günümüzde tüm dünyayı sardığı, insanların birbirlerine daha yabancılaştığı çok açık gerçektir. İnsanlar arasında sevgi ve muhabbet yoktur. Sevgi, saygı ve şefkati tanımayan insanlardan oluşan bir toplum, bireylerinin birbirini kucaklayamadığı bir toplumdur. Kendilerini hep yalnız ve sevgisiz hisseder, yalnızca kendilerini ve kişisel çıkarlarını düşünürler. Din ahlakını yaşamayınca hem ruhsal, hem bedensel, hem de maddi yönden çöken insanlar, sürekli hata yapar, suç işler ve şeytanın bataklığa benzer karanlık sisteminde yaşarlar.

İnsanların birçoğu, kendilerini başıboş ve sorumsuz zannetme yanılgısı içindedir. Eşcinsellik toplumda adeta ‘moda’dır; kumar, rüşvet yaygındır. İnsanların birbirlerine güvenememelerinin, evlilik öncesi birlikteliğin modernlik zannedilmesinin, dürüst ahlak gösterenlerin saflıkla nitelendirilerek yadırganmasının ardında yatan neden, dinsizliğin yaygınlaşmış olmasıdır.

Yaşamı boyunca asla rüşvet almadığını söyleyen din ahlakından uzak bir insan, çıkarları için kolaylıkla yalan söyleyebilir. Koşullar değiştiğinde, mecbur kaldığı mazeretine sığınarak, hiç yapmayı düşünmediği kötü bir tavır sergileyebilir. İnsanların, çevrelerinde güvenebilecekleri çok fazla kişinin olmaması, karşılıksız yardım edecek birinin bulunmaması, sokakta kendilerini güvende hissedememeleri, ihtiyaç duyduklarında adaletin gereği gibi tecelli etmeyeceğini düşünmeleri, dejenerasyonun boyutlarının somut örnekleridir.

Çözüm

Güzel ahlaktan ödün vermemek, irade ve sabır gösterebilmek için insanın önemli bir amacının olması gerekir. İnanan insanlar Allah'ın hoşnutluğunu ve cennetini kazanmayı amaçladıkları için her koşulda güzel ahlak gösterirler. Ancak yaratılış amacından uzak ve din ahlakından yüz çevirmiş bir insanın böyle bir irade ve sabır göstermesi için bir nedeni yoktur.

Allah'a ve hesap gününe kesin bilgiyle inanan insanlar, Allah’a duydukları içli korku ve saygı nedeniyle güzel ahlaklarında kararlı ve sabırlıdırlar. Temelinde bencillik, aç gözlülük, acımasızlık, umursamazlık gibi hastalıklar yatan sorunlara gerçek ve kalıcı çözüm; gerçek anlamda din ahlakının yaşanmasıdır. Çünkü tüm insanları yoktan var eden Yüce Allah, onların en rahat edecekleri, refah, huzur, güven duygusu ve mutluluk içinde yaşayacakları sistemi de yaratmıştır.

Bu nedenle inanan insanların çok ciddi bir tavır sergilemesi gerekir. İnsanları güzel ahlaka davet etmek, Allah sevgisinin o kucaklayıcı sıcaklığına insanları yaklaştırmak, gerçek sevginin ve aşkın güzelliğini insanlara anlatmak, her şeye Allah aşkıyla bakmak, dünyadaki güzel ve mutlu yaşam için esastır. İnsanlar ancak iman ettiklerinde gerçek anlamda mutlu olacaklardır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 727
Toplam yorum
: 242
Toplam mesaj
: 28
Ort. okunma sayısı
: 952
Kayıt tarihi
: 09.02.10
 
 

Ekonomi okudum. 5 yıldır haber siteleri, portal ve dergilerde yayınlanan yazılarımı ve inandıklar..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster