Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Temmuz '11

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
321
 

Kuran'ın üslubu

Kuran'ın üslubu
 

Edebiyatçılar ve dil uzmanları üslûbu şu şekillerde tarif ediyorlar: 

‘’ Üslûp, yazanın veya konuşanın sözü dizmesinde ve kelimeleri seçmesinde takip ettiği metottur. ‘’ 

‘’ Üslûp, konuşanın ve yazanın, anlatmak istediğini dile getirmede başkalarından ayrıldığı tarzdır. ‘’ 

‘’ Üslûp, konuşanın; konuşma şeklini başkalarından ayıran söz söyleme sanatıdır. ‘’ 

Buna göre Kur’an üslûbu denince, onun söz diziminde ve kelime seçiminde diğer edebi türlerden ayrılması akla gelir. Çünkü Kur’an’ın Allah tarafından gönderilen bir kitap olduğunu, onun üslûbu ortaya koymaktadır. 

Kur’an üslûbu:
*** Şiirden daha ince
*** Denizden daha şiddetli
*** Sihirden daha büyüleyicidir. 

Kur’an’ın üslûp özellikleri: 

1 – Kur’an’da ilk dikkati çeken husus, onun üslubunun bilinen üslûp türlerinden farklı olmasıdır. Bu özelliği ile Kur’an genellikle Arapların kullandığı ve alışık olduğu ifade tarzlarına uymaz. Çünkü onun kendine has ifade tarzları vardır.
İfade tarzı, bilinen şiirin ve nesrin ifade tarzlarına bire bir uymaz. Kendine has ifade özgürlüğü ve anlatım şekli bulunduğu genel kabul görmüştür. 

Kur’an Allah sözüdür. Bu yüzden Allah’ın sözlerini, insanların sözlerine benzeterek ve onu insanların kullandığı metotlar ile karşılaştırarak anlamaya çalışmak yanlış olur.

Doğru olan, onu ancak kendi bütünlüğü ve metotları ile anlamağa çalışmaktır. Allah’ın sözleri ile vahyolunan Kur’an , dil bakımından kolay anlaşılır bir kitap olmasına ve ekseriyetle Arap edebiyatının metotlarına uymasına rağmen, farklı bir üslûp kullanmış; bu özelliği ile edebiyatçı ve dilcileri şaşkına çevirmiştir. 

2 – Konuları iç içe olmasına rağmen Kur’an üslûbu, edebi üstünlüğünü korur. Bilindiği gibi Kur’an’da konular iç içe bulunmakta, bir konu bitmeden başka bir konunun araya sıkıştırıldığı görülmektedir. Fakat konuların bu şekilde iç içe girmesi, üslûbun akıcılığını ve homojenliğini bozmamakta; sanki aynı konu işleniyormuş gibi konular tam bir akıcılık içinde sürüp gitmektedir.

Bu özellik yalnızca Kur’an’a has bir özellik olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu dağınık görüntü altındaki akıcılık ve uyum başka bir eserde görülmemekte ve söz ustalarının böyle bir ahengi tutturamadıkları bilinmektedir.

Aslında her edebiyatçıdan, aynı üslûp güzelliğini devam ettirerek farklı konuları işlemesi beklenemez. Çünkü edebiyatçıların uzmanlık alanları farklıdır. Onlar yetenekli oldukları alanda kendilerini gösterirler. 

Fakat Kur’an, insan gücünün ulaşamayacağı bir üslup kullanmış, dile getirdiği her konuda emsalsiz olduğunu ispat etmiştir. 

3- Kur’an bilgi seviyesi ne olursa olsun herkese hitap eden bir kitaptır. Bilindiği gibi insanlar, ilim ve kültür bakımından eşit değildir. Bilen ile bilmeyen arasında anlayış farkı bulunur. Dolayısıyla kültürlü ve belirli alanlarda uzman olanlar, Kur’an’ın kendilerine ve kendi branşlarına yönelik hitaplarını daha kolay kavrarlar. Buna karşılık ilimden ve akademik çevreden uzak kalmış ve kendini ilim ve kültür bakımından geliştirememiş kimseler, Kur’an’ın derin anlamlarına nüfuz edemezler. Fakat yine de kendi seviyelerine göre ondan faydalanırlar. İşte Kur’an’ın başka kitap veya eserde bulunamayan mucizevi bir yönü… 

Sonuç olarak Kur’an akıcı üslûbu ile ilim sahibi kimselere mesajını kabul ettirdiği gibi, cahil kimselere bile – seviyeleri oranında – bazı dersler vermektedir. 

4 – Kur’an’ın kendine has üslûp özelliklerinden biri – belki de en önemlisi – konularının iç içe bulunmasıdır.

Eskiden olduğu gibi günümüzde de insanlar, yazdıkları eserleri, kitapları belli kurallara göre; giriş, birinci bölüm, ikinci bölüm ve sonuç gibi – veya başka şekilde – bölümlere ayırırlar. Kur’anda ise bu tür bölümler bulunmayıp, kendine has bir söz dizimi ve yapısı vardır.

Mesela , Kur’an’ın en büyük suresi olan, 2. sırasında yer alan, 286 ayetten meydana gelen ve her biri 15 satırdan oluşan 49 sayfa hacimdeki Bakara Suresinin, yaklaşık 80 olay sebebi ile 80 parça halinde nazil olduğu yani indiği rivayet edilmiştir. Bu surede; birbirinden çok farklı konular ele alınmıştır: 

· Mümin, münafık ve kâfirlerin özellikleri
· Hz. Adem’in yaratılışı
· Kıblenin değiştirilmesi
· Orucun farz kılınması …v.b… gibi. 

Kur’an’da konular içe içe bulunmasına akıcılığını, ahengini ve homojenliğini aynı şekilde devam ettirir. Okuyucu bir konudan diğerine geçerken yorgunluk hissetmeden geçiverir. Bu husus Kur’an’ın belli bölümlerine has bir özellik olmayıp, bütününde karşımıza çıkmaktadır. Bu sebeple, hangi sure olursa olsun insanın ruhunu cezp eder ve okunan bölüm kendi atmosferini hissettirir. 

Manasını anlasın veya anlamasın okuyanın zevkle okuması ve dinleyenin de zevkle dinlemesi ve ondan bir lezzet duyması, Kur’an üslûbunun bir bütünlük arzettiğini ve onda ilâhi bir çekiciliğin bulunduğunu gösterir. 

Bu özelliği ile Kur’an üslûbu, insan sözlerinden kolaylıkla ayırt edilir. Başka sözler birkaç kere okumakla bıkılmasına rağmen, Kur’an ne kadar okunursa okunsun usandırmaz. Bilakis insan okudukça okumak ister; okumaya devam ettikçe yeni anlamlarını keşfe başlar 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1246
Toplam yorum
: 1718
Toplam mesaj
: 154
Ort. okunma sayısı
: 1352
Kayıt tarihi
: 18.08.07
 
 

Bir Kur'an sevdalısı, İslamda Kur'an'dan başka referans tanımayan,  amatör bir araştırmacı. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster