Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Ocak '12

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
721
 

Kurbağa Çorbası olmak!

Kurbağa Çorbası olmak!
 

 NLP (Neuro Linguistic Programming) eğitimi aldığım sıralarda ilk dersimizde işlenen konu kurbağa çorbasıydı :) 

Aşağıya eklediğim hikayedeki bu olay sosyal bilimlerde şöyle kullanılıyor;
Az miktarda hissedilen bir olay kademeli olarak gittikce artarsa, insanlar buna sonunda alışa alışa görmezden gelmeye ya da farketmemeye, normali oymuş gibi algılamaya başlarlar.

Şok değişimlere karşı kişiler, kurumlar yada toplumlar reflekslerini kullanarak harekete geçebilirler. Oysa tedricen (kademeli) oluşan değişimleri bünye tam algılayamaz. Bu durumun tipik örneği meşhur " suyu ısınan kurbağa" deneyidir. Bir kurbağa sıcak suya direkt atılır. Yaşadığı "şok değişim"in etkisiyle kurbağa zıplayarak atıldığı kaptan çıkar. Ikinci denemede kurbağamız bu defa içinde oda sıcaklığında su bulunan bir kaba konur. Kap bir ısıtıcının üzerine konur ve kurbağanın suyu ısınmaya başlar! Su ısındıkça kurbağa gevşemeye, rehavete ve atalete düşmeye başlar. Suyun sıcaklığı "yakıcı" seviyeye ulaştığında kurbağa zıplayıp kaptan dışarı çıkmaya çalışır ama artık bacak reflekslerinin "çalışmadığını" görür. Ataletin insanı etki altına alma şekli de yaklaşık olarak böyledir.

İnsanların hayat karşısındaki "duruşları" da kurbağın ki ile pek çok noktada benzerlik gösterir. Pek çok kişi, ya hiç eyleme geçmez ya da ertık eyleme geçmenin dahi sorunu çözemeyeceği noktada birşeyler yapmaya başlar. Insanları eyleme geçme şekillerine göre 4 gruba ayırabiliriz:

1. Bilen ve yapanlar (profesyonelce başaranlar)
2. Bilen ama yapmayanlar (ataletliler)
3. Yapan ama bilmeyenler (amatörler)
4. Yapmayan ve bilmeyenler (başarısız kişiler)

İşte bilinen bu hikaye ve sonuçları;

– Bir kurbağayı kaynar su dolusu bir kazanın içine attığımızda neler olur dersin?

Tabiki kurbağa can havliyle kazandan dışarıya sıçrayacaktır. Acı verici bir deneyim ve belki birkaç yanığın ardından, muhtemelen yaşamına kaldığı yerden devam edecektir.

– Peki, başka bir kurbağa soğuk veya ılık su dolusu bir kazanın içine atıldığında ve su yavaş yavaş ısıtıldığında neler olur dersin?

Bu sefer kurbağa yaklaşan tehlikeden habersiz, kazanın içerisinde kalmaya devam edecektir. Gittikçe artan su sıcaklığı kurbağayı daha da sersemletecektir, taaki yerinden kıpırdayabilecek hali kalmayana dek veee…“Kurbağa çorbası sever misin?”

İşte bu durum birçok insanın da yaşam öyküsüdür…

– İçerisinde bulundukları durum (sağlık, ekonomik durum, sosyal çevre, kariyer, v.s.) zaman içerisinde yavaş yavaş değişime uğrar. Bu değişimin belirtileri veya sonuçları ise adım adım, basamak basamak ve bazen de gecikmeli olarak yaşanır. Yıllarca hiçbir şikâyeti olmadan sigara veya alkol bağımlısı olarak yaşamını sürdüren birinin bir anda kalp krizi geçirmesi veya akciğer kanserine yakalandığını öğrenmesi, sonuçları gecikmeli olarak ortaya çıkan değişim süreçlerine basit bir örnektir.

– Değişim süreçleri adım adım, basamak basamak ve gecikmelerle yaşandığından birçok insan, yaşam koşullarındaki olumlu veya olumsuz yöndeki hassas fakat ivmesel değişimlere zamanında gereken tepkiyi veremez. Yaşam kalitesi yavaş yavaş fakat istikrarlı bir şekilde kötüye giden birçok kişi, kendisini bir anda şeytan üçgeninin (veya kaynayan kazanın) içerisinde buluverir ve dışına çıkabilecek gücü kendisinde bulamaz.

Ne yapabiliriz?

– Bu tehlikeli akıntılara kapılmamızı önleyecek ve yaşamda bize daha fazla kontrol sağlayacak olan en önemli unsur hedeflerimizdir. İyi tanımlanmış hedefler, bizi motive eder, algılarımızı sürekli olarak yönlendirir ve amaçlarımız doğrultusunda odaklanmamızı sağlar.

Geçtiğimiz son beş seneyi şöyle bir gözünün önüne getir. Beş sene ne kadar da çabuk geçebiliyor öyle değil mi ? Bugün bulunduğun yer, geçtiğimiz seneler içerisinde verdiğin kararlar ve odaklandığın veya odaklanmadığın hedeflerin bir sonucudur, farkedebiliyor musun? Karşına olağanüstü bir mani çıkmazsa, günümüzden beş sene sonrasına da ulaşacaksın…

Fakat nereye? Asıl önemli olan soruda budur! Varmak istediğin yeri biliyor musun? Nereye gideceğimizi bilmeden yola çıkmanın rüzgârda savrulan bir yapraktan hiçbir farkı yoktur! Aradığımız şeyi iyi tanımlamamışsak bulacağımız şeylerin, aramakta olduğumuz şeyler olduklarını nasıl bilebiliriz? Hedefler belirleyip hayatımız için bir standart koymazsak karşımıza çıkacak olanlara boyun eğmek zorunda kalabiliriz.

“Ne istediğine karar ver, çünkü değişim kararla başlar!”

Unutma, zihninde ulaşılabilir bir sonuç oluşturursan, o sonuca ulaşmak yönünde ilk ve en büyük adımı atmış olursun!

2012' ye girdiğimiz şu günlerde lütfen kurbağa çorbasına dönüşmeyin!

Dilerim 2012 yılı ;
Asıl  "hayat amacınızı" keşfedip hayata geçirmeye başladığınız, "iyi ki yaşadım" dediğiniz bir hayatın simgesi olsun...

 


Çiğdem Demirezen

 

 

 

 

Hanife ÇITA bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 9
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 6154
Kayıt tarihi
: 20.10.11
 
 

1972 yılında Almanya'da doğdum. Kendimi yenilemeyi seven biriyim. Ege Üniversitesi Elektronik Paz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster