Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Ağustos '19

 
Kategori
Bayramlar
Okunma Sayısı
15
 

Kurban, Kurban Bayramı, Hac

Kurban, kelime olarak yakın olmak, yaklaşmak anlamına gelir. Dini bir terim olarak Kurban; Allah’a yaklaşmak niyetiyle yılın belli günlerinde (Kurban Bayramının 1.2. ve 3. günlerinde ) belli nitelikteki  hayvana kurban denir.
 
Kurban kesmek Peygamberimizin Medine’ye hicretinin ikinci yılında emredilmiştir. Yüce Allah kur’anda “O halde Rabbin için namaz kıl  ve kurban kes.”(Kevser 108/2) buyurmasıyla kurban emrolunmuştur. Allah Hz. Muhammed’e kurban kesmesini emretmiştir. Emir her ne kadar Peygambere  yapılmışsa da, biz Müslümanlara da emir sayılır.
 
Sevgili peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v) Kurban konusunda  şöyle buyurmaktadır:
Hali vakti yerinde olup da kurban kesmeyen mescidimize yaklaşmasın. “ (İbni Mace, Edahi.2, Ahmed b. Hanbel, II/321; Hâkim, II/422)
 
Kurban kesmenin hükmü konusunda farklı görüşler vardır. Hanefi mezhebine göre kurban kesmek vaciptir.
 
Kurban kesmek için bazı şartlara sahip olmak gerekir. Bunlar;
1- Müslüman olmak,
2- Hür olmak
3- Akıllı  olmak ve ergenlik çağına girmiş olmak,
4- Zengin olmak,
5- Yolcu olmamak,
 
Kurban kesilecek hayvanlarda aşağıdaki  özellikler olmalıdır.
1- Koyun, keçi, sığır, manda ve deve cinslerinden kurban kesilir.
2- Koyun ve keçi bir yaşında, (1 yaşındaymış gibi görünen 6 aylıktan büyükler de kurban edilebilir.)
3- Sığır ve manda 2 yaşını deve ise 5 yaşını doldurmuş olmalıdır.
4- Kurbanın sağlıklı  gerekir; Hastalıklı hayvan  kurban edilmez.
5- Bir veya  iki gözü kör, dişlerinin çoğu dökülmüş, kulakları kesilmiş,boynuzlarından biri veya ikisi  kökünden kırılmış, kulaklarının ve kuyruğunun  yarıdan fazlası  kesilmiş,doğuştan kuyruğu ve kulakları olmayan, kurban kesilecek yere kadar gidemeyecek derecede zayıf ve düşkün olan hayvanlar kurban olarak kesilemez.
 
Kurban kesim işi , bayramın 1. günü bayram namazdan itibaren, bayramın 3 .gününe kadar devam eder.
 
Koyun ve keçiyi bir tek kişi kurban edebilir. Deve, sığır, ve manda bir kişiden yedi kişiye kadar kurban edilebilir. Ortakların hepsi kurban kesmeye niyet etmelidirler. Kurban ortakları birbirleriyle anlaşarak, etleri tartarak kura ile aralarında  paylaşmalıdır.
 
Kurbanın etleri mümkün olduğunca  üçe bölünerek  bir bölümü fakir ve ihtiyaç sahiplerine, bir bölümü konuk komşu ve misafirlere ikram edilir. Bir bölümü de aile fertleri için  ayrılır. Kurbanını yurt içinde veya yurt dışında kesilmek şartıyla  ihtiyaç sahibi Müslümanlar için bağış  yapılabilir.
 
Evet, Kurban ibadetinde esas olan Allah rızasını gözetmektir. Kurban sırf Allah için kesilmeli, Kurban Allah’a yakın olmak O’na sevgili olmak için  yapılan bir ibadettir. Kurban ibadetinde Allah sırf kulunun niyetine önem verir.
 
Allah  kestiğimiz ve keseceğimiz  kurbanlarımızı kabul etsin. Amin …
 
Kurban Bayramı
Kurban Bayramı, dinimizin gereklerinden biri olan ve Allah’a yaklaşmak için kesilen hayvanın Allah için kurban edilmesinden bu adı almıştır. Kurban bayramında kesilen kurban etlerinden veya bağışlanan kurbanlarla ihtiyaç sahiplerini sevindirerek onların bayramına sevinç eklemiş olunur. Kurban bayramı sevinç ve coşkunun yaşandığı, kardeşlik duygularının kabardığı, sevgi ve saygının öne çıktığı bir gündür. Bayram günlerini iyi değerlendirmeliyiz.
 
Bayramlar vesilesiyle dargınlıklara son vermeli, sırf Allah rızası için tanıdığımız veya tanımadığımız kimselerle bayramlaşmalı, hal ve hatırları sorulmalı.
 
Bayram günlerinde İslam kardeşliği bir kez daha önem kazanır. Sevgili peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v) şöyle buyurur: “Ey Allah’ın kulları kardeş olunuz.” (Buhari.nikah.45.)
 
Sevgi barış ve kardeşliğin öne çıktığı bayram günleri dışında da bu güzel hasletleri devam ettirmeliyiz. Birbirimizi Allah için sevmeliyiz. Peygamberimiz şöyle buyurmaktadır: “Mü’min olmadıkça cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de Mü’min olamazsınız…” (Müslim,İman, 93.)
 
 Kendimiz için istediğimizi din kardeşimiz için de istemeliyiz. Sevgili peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v) şöyle buyurur: Hiç biriniz kendi nefsi için istediğini (Mü’min ) kardeşi için de istemedikçe (tam) Mü’min olamaz.”(Buhari,İman, 7) Başka bir hadiste ise peygamberimiz şöyle buyurmaktadır: “Müslüman müslümanın kardeşidir, ona hiyanet etmez, yalan konuşmaz ve onu sahipsiz bırakmaz. Müslümanın her şeyi ; ırzı malı ve kanı müslümana haramdır…” (Müslim ,birr ve sıla, 32.)
 
 Bayram dolayısıyla küs ve dargınlıkları sonlandırmalı, barış ve sevgi içinde yaşamalıyız. Sevgili Peygamberimiz şöyle buyurmaktadır: “ Bir müslümana kardeşine üç günden fazla küsmesi helal olmaz. (Buhari, edeb, 57-62.)
 
 Evet bayram günlerinde şunları yaparsak Allah’ın rızasını kazanmış oluruz:
1- Bayram namazını kılmak,
2- Bayram namazı sonrasında cemaatle bayramlaşmak,
3- Bayramlaşırken selavat getirmek, Kesilen kurbana iyi davranmak, kesim işini uzmanlara yaptırmak, hayvana eziyet vermemek.
4- Kurban etlerinin üçte birini ihtiyaç sahiplerine vermek.
5- Çocukları ve yetimleri sevindirmek,
6-  Ailemizle bayramlaşmak, aile fertleri arasında sevgi ve saygıyı artırmak,
7- Komşu ve akrabalarla bayramlaşmak,
8- Hastaları ziyaret etmek, onlarla bayramlaşmak, Engelli kardeşlerimizi ihmal etmemek.
9- İkramda bulunmak,
10- Mezarlıkları ziyaret etmek, Ölümü düşünmek,
11- Dargınları barıştırmak,
12- Bayram vesilesiyle sevgi, barış, kardeşlik ve hoşgörüyü yaygınlaştırmak ve bayram sonrasına taşımak.
 
Hac İbadeti ve Önemi
Bu günlerde Hac ibadetini yerine getirmek için, hacı adayları kutsal topraklarda bulunmaktadırlar.
 
Zengin sayılan ve belli şartları taşıyan müslümanların ömürlerinde bir defa hac yapmaları İslam dininin 5 temel prensibinden biridir. Hac ibadeti çok özel bir ibadettir. Çünkü ömrümüzde bir kere yapmak zorundayız. Devamlı ve istediğimiz vakitte yapılan sıradan bir ibadet değildir.
 
Yüce Allah hac ibadeti için şöyle buyurur:
“Haccı ve umreyi Allah için tam yapın... “ (Bakara, suresi 196. ayet)
"Orada apaçık ayetler (ve) İbrahim'in makamı vardır. Kim oraya girerse o güvenliktedir. Ona bir yol bulup güç yetirenlerin Ev'i (Ka’be’yi) haccetmesi Allah'ın insanlar üzerindeki hakkıdır. Kim de inkar ederse, şüphesiz, Allah alemlere karşı muhtaç olmayandır." (Al-i İmran suresi 97.ayet)
"Hani Biz İbrahim'e Evin (Kabe'nin) yerini belirtip hazırladığımız zaman (şöyle emretmiştik:) "Bana hiçbir şeyi ortak koşma, tavaf edenler, kıyam edenler, rükua ve sücuda varanlar için Evimi tertemiz tut." (Hac suresi, 26.ayet)
"Şüphesiz, 'Safa' ile 'Merve' Allah'ın işaretlerindendir. .." (Bakara suresi ,158.ayet)
 
Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V.) de şöyle buyurmaktadır:
"İslam beş temel üzerine bina kılınmıştır: Allah'tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın Resulü olduğuna şahitlik etmek. Namazı dosdoğru kılmak, zekâtı hakkıyla vermek, Allah'ın evi Kâbe'yi haccetmek ve Ramazan orucunu tutmak." (Buhârî, Îmân , 2,)
“Ey insanlar, Allah size Haccı farz kıldı. O halde haccediniz...” (Müslim Hacc,412)
“Kötü söz söylemeden ve büyük günah işlemeden hacceden kimse, annesinden doğduğu gün gibi günahsız olarak evine döner.” (Buhari, Hac,4)
 
Hac ibadetini yerine getirirken İslam dininin “belgesel” niteliği sayılan şeyleri yerinde görmekteyiz. İslam dininde gözle görülen ve dokunulabilen kutsal yerleri görerek iman ve itikadımızı kuvvetlendirmiş oluruz. Dini duygu ve düşüncelerimizi zenginleştirmiş oluruz.
 
İslam dininde belge niteliğinde olan şeyler şunlardır. (Dokunup gördüğümüz şeyler):
Kur’an-ı Kerim, Hadis-i Şerifler,Mekke ve Kabe-i Muazzama,Hz.İbrahim Makamı,Safa ve Merve tepeleri, Arafat dağı, Müzdelife, Mina, Hira ve Sevr Mağarası, Medine ve Mescid-i Nebi, Peygamberimizin Kabri(Ravza-ı Mutahhara),Cennet’ul-Mualla ve Cennet’ul Baki mezarlıkları,Uhud dağı,Uhud şehitliği,Bedir şehitliği, Peygamberimizin ve sahabelerin yaşadığı ve savaştığı yerler v.b.
 
Bu yerleri görmek, dolaşmak, bazı şartları da yerine getirmek suretiyle ibadet etmiş oluruz. Buralar sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed’in zamanından günümüze kadar gelmiştir. Peygamberimizin ve Sahabelerin yaşadığı, dolaştığı,savaştığı yerlerdir, bunlar. Hac görevi esnasında bu duygularla dolup taşmalı insan...
 
Orada İslam dininin yayılışı ve Peygamberimizin mücadelesinin geçtiği yerleri ziyaret etmek suretiyle İslam ve Peygamberimiz Hz. Muhammed sevgisinin artmasına sebep olacaktır.
 
Hac ibadetini yerine getiren bir müslüman bir çok manevi şeyler kazanır. İslami duygu ve düşünceleri zenginleşir. Bütün dünyadaki inanan müslümanların kardeş olduğu , birlik ve beraberlik içinde olmamız gerektiği bilinci kazanılır. İnsan sevgisi yanında,hayvan,bitki ve doğa sevgisi de gelişir. Çünkü, hac görevi esnasında genel olarak hiçbir şeye zarar verilmez. Bir sineğe dahi dokunamazsınız...
 
Hac ibadetiyle özellikle Arafatta mahşer gününü yaşamış gibi oluruz. İhramlı olan binlerce hacının aynı giyimde oluşlarıyla mal, mülk, makam, mevki, gibi dünyalık şeylerin orada hiçbir öneminin olmadığı görülür. Orada tek bir şey hakimdir, Allah’a karşı yapılan ibadetler, takva ve samimiyet.
 
Arafatta mahşeri kalabalık bize ölüm sonrası dirilmeyi de hatırlatarak adeta mahşeri yaşatmaktadır. Burada da dünya menfaatlerinin önemli olmadığını anlarız. Yine sadece dünyada imanımız, yaptığımız ibadet ve iyiliklerin dışındaki şeylerin faydasının olmadığını kavrarız.
 
Diyelim ki, çok meşhur birisisin, ama Arafat dağında binlerce kişi içinden bir kişisin, seni o anda kim tanır, herkes kendi ruhi haliyle Yüce Allah’tan af diliyor, dua ediyor, zikir ediyor. Herkes o anı değerlendiriyor. Arafattaki vakfe anı ömürde bir kere yakalanabilecek bir an... İşte o an sen kim olursan ol... Başkaları için hiç bir değerin yok... Yalnız Allah’a yakınlık, yalnız takva ve yalnız samimiyet önemlidir ,o an. Aslını söylemek gerekirse her an bu duyguyu ve düşünceyi yaşatmalıyız.
 
Orada yaşadığımız Yüce Allah’a çok yakın olma,sadece O’na yönelme ve O’na yalvarma, tövbe etme, iyi ve güzel duygular geliştirme, sağlam bir inanç kazanma, düzgün bir müslüman olma, iyi ve yararlı bir kişi olma duygularını geliştirip, hac ibadeti sonrası bunları devam ettirme kararlılığı göstermek her hacı için ulaşılmak istenen bir durumdur.
 
Hacda ayrıca birbirine tahammül etmeyi ,sabrı ve saygıyı da öğreniyoruz. Orada hiçbir zaman kötü söz ve kırıcı hareketler olmaz. İbadetin özü bunu gerektirir.
 
Bazı kişiler hac için harcanan para ile ihtiyaç sahiplerine yardım edilsin. Bu hacdan daha sevaptır deniyor. Hac ibadetini yerine getirdikten sonra da iyilik yapılabilir, ihtiyaç sahiplerine  yardım  edilebilir.
 
Bakın Hac ibadeti farzdır. Yani zorunludur. Hiçbir ibadet başka bir ibadetin yerine geçmez. Hepsinin özelliği ve önemi farklıdır. Allah'ın emirleri, şartları taşıyanlar için  yerine getirilmesi mecburidir.   
 
NOT: Bu yazı ile önemli olduğunu düşündüğüm şu açıklamayı da yapmak zorunda olduğumu düşünüyorum.
 
Çevremizde devamlı bu konuyla ilgili sorularla karşılaşıyoruz:
Hac ibadetinin yapılması zorunlu olan masrafların (Yol-Yemek-Konaklama) dışında hiçbir harcama yapma zorunluluğu yoktur. İnsanlar hac parasının dışında bir sürü masraflar yaparak hac parasını toparlamanın zor olduğu bilinmektedir.
 
Yani kısaca şunu ifade etmek istiyorum. Hac yemeği ve sonrasında hediye verme Hac ibadeti dışında yapılan fazla bir şeydir. Gücü olanlar yapabilir,herkese mecbur değil,yani dinin gereği değil....
 
Mümkünse Sadece Zemzem ve Hurma ikramı yeterlidir.
(Seccade,havlu,tespih,takke,koku,yüzük,incik boncuk,oyuncak vb.şeyler haccın maddi yükünü artıran şeyler olup,hac ibadetiyle ilgisi yoktur. Zengin olup bunları yapanlara sözüm yoktur. İyilik ve hediyeleşmek her zaman yapılabilir. Unutmayalım tebessüm de sadakadır.)
 
Ne mutlu kurbanı kabul olanlara...
Ne mutlu bayramını kardeşlik içinde geçirenlere....
Ne mutlu yaptığı hac ibadeti  kabul olanlara ve hac esnasında kazandığı güzellikleri devam ettirenlere...
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 226
Toplam yorum
: 30
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 768
Kayıt tarihi
: 08.04.13
 
 

1965 Trabzon Of doğumluyum. İlahiyat Fakültesi mezunuyun.Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeniyi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster