Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Aralık '08

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
535
 

Kurban bayramının kökleri

Kurban bayramının kökleri
 

Dünyanın en ilkel bayramını yaşıyoruz. AB'ye gireceğiz diye biraz çeki düzen verilen Allah'a kurban armağan etme bayramı son yıllarda biraz daha gözlerden uzak yapılıyor. Anımsarsınız, yakın zamana kadar sokaklardan kanlar akardı.Tamamen düzmece dinsel bir öykünün üzerine kurulmuş olan Allah'a kurban verme, aslında ilksel (ilkel değil) inançlardan beri varolan bir dini ritüel. Eski inançlarda ve hattâ günümüzde bile ilkel ( ilksel değil) toplumlarda çok değişik yaratıklar tanrıya ya da tanrılara kurban edilirmiş. Bir zaman gelmiş genç kadınlar, bir zaman gelmiş genç erkekler kurban edilmiş tanrılara. Yunan tapınaklarında bu kurbanlar için hazırlanmış özel sunak yerleri vardı. Fakat bizler Yunan ya da Helen uygarlığından çok daha önceleri bile Mezopotamya uygarlıklarında, Arabistan yarımadasında kurulmuş bulunan birçok uygarlıklarda tanrılara kurbanlar verildiğini görüyoruz.Elbette bu kurban vermenin bir başka amacı ticaridir. Özellikle büyükbaş ya da küçükbaş hayvan kurban edilmesinin ardında yatan gerçek bu ibadeti ortaya koyanların bu işten ne kadar gelir elde ettiklerinde saklıdır. Çünkü, o sıralardaki zenginlik elbette eldeki deve ya da koyun sayısı ile doğru orantılı idi. Yani, o dönemde hayvancılık elde edilen kazançların büyük bir kısmını oluşturuyordu. İşte böyle bayram adı altında hayvan satışının arttırılması dini açıdan değil ama, ekonomik açıdan kimlerin ne kazandığına bağlıdır. İslâm dünyasında "cahiliye" döneminde de put satarak ve putlara kurbanlar isteyerek zengin olan bir sürü insan vardı.

Bayramlar elbette güzel günlerdir. Fakat, Hz. Muhammet bu bayramları Hıristiyan ve Musevi dünyasından esinlenerek ortaya koymuştur. Çünkü, Hz. Muhammet göç sırasında diğer dinlerde gördüğü iki büyük dini bayramdan esinlerek ramazan bayramını ve kurban bayramını İslâm dinine eklemiştir. Bir dini ritüel açısından hoş ve güzel olan bu bayramlar günümüzde bile eş, dost, akrabalar arasındaki kopmuş bağları yeniden sağlamlaştırması açısından önemlidir. Fakat, öte yandan hadi en iyi yorumla fakir fukara et yesin diye yapılan hayvan kesimleri oldukça üzücüdür. Kutsal kitabımız Kuran-ı Kerim'de de yazdığı gibi kurban edilen hiçbir hayvanın kanı Allah'a erişmez. Yalnızca Allah adına böyle bir girişimde bulunan kişi ile Allah arasında yakınlık doğar. Fakat, yine Kuran-ı Kerim'in hiç bir yerinde Hac sırası dışında her hangi bir yerde "kurban kesin" diye bir ayet yoktur. Var diyen varsa lütfen ayet nosu ve sure adı vererek açıklasın. Kurban, daha önce de yazdığım gibi en eski inançlardan günümüze gelmiş ve artık ilkel kalmış bir ibadet şeklidir. Eski insanlar çok değişik amaçlarla kurban keserlerdi. Fakat, bu amacın en önemli nedeni korku idi. Çünkü, o insanlar yağmurdan, yıldırımdan, fırtınadan, depremden ve diğer bütün doğal olaylardan korkarlardı. Bu tür olayların kendilerinden çok daha güçlü olduklarını düşünür ve öyleyse bu olayları ortaya çıkaranın da kendilerinden çok daha güçlü olduğuna inanırlardı. O halde, kendilerinden çok daha güçlü olan bu kişiyi hoş tutmak gerekiyor olmalıydı ki başlarına "belâ" gelmesin. Adı ne olursa olsun ama genelde tanrı kavramı ile karşılanan bu güçlü kişiye kurbanlar adandı. Her doğal olaydan sonra genç kızlar, genç erkekler kurban edildi tanrılara. Zaman içinde bu kurban hayvanlar oldu. Fakat, bilimin gelişmesi ve birçok doğal olayın akılla açıklanmasıyla somut tanrılar yerlerini tek tanrılı dinlere bıraktılar ve kurban ritüeli de birçok inançtan kalktı. Fakat, Arap yarımadasında büyük hayvan çiftlikleri olanlar kurban bayramının yapılmasında kendi çıkarları için yarar gördüler. Bugün bile Hac sırasında kesilen kurbanların kimleri zengin ettiğini araştırmamız gerekmektedir. Diğer bir konu ise bu tür bayramların ülke içinde birlik ve beraberliğe yol açtığı görüşüdür. Ben buna kesinlikle inanmıyorum. Çünkü, ulusal gelirin % 80'nini nüfusun % 20'si paylaşıyor, geri kalan ulusal gelirin % 20'sini nüfusun % 80'ni paylaşıyorsa, o ülkede değil kurban ve ramazan bayramı, hergün bayram ilân edilse yine boştur.

Ne demiş atalarımız "Biri yer biri bakar kıyamet ondan kopar."Kıyamete az kaldı.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Namazın hareketlerini anımsayalım... Tek tanrılı dinler öncesinde puta tapınmanın aynısı... Bu nasıl bir ibadet şaşırıyor insan... kan akıtarak, önünde yatıp yuvarlanarak... Tanrı kıyameti koparmasın da ne yapsın? Sevgiler diliyorum sana...

yeşilsoğan 
 10.12.2008 20:29
Cevap :
Ne yazık ki ibadeti "körü körüne tapının" anlayan düşünce sistemi sayesinde İslâm dünyası eğitimde, kültürde ve insani ilişkilerde hep geri kalmıştır. Eğer körü körüne tapının genel ilke olsaydı Kuran-ı Kerim "Oku" ile inmeye başlar mıydı? Koskoca Kuran-ı Kerim'de sanki bir tek namaz, oruç ve kurban var? Yahu o kutsal kitapta "Yalan söyleyim" diyor. "Kimsenin hakkını yemeyin" diyor. "Yönetenler insaflı ve adil olsun" diyor. "Dürüst" olun diyor. "Yaşadığınız zamana göre davranın" diyor. "Allah'a inanın ama Allah'la kul arasına bir başkasını sokmayın" diyor. "İbadetlerinizi Allah için yapın ve hiç kimseye gösteriş yapmayın ve bu ibadetinizden çıkar sağlamayın" diyor. Orada Çeçenler kelle kesiyor "Allahu ekber" diye bağırıyor, öte tarafta Iraklı kelle kesiyor "Allahu ekber" diyor. Ne kadar insanlık dışı davranış davrsa İslâm dünyasından kaynaklanıyor. Oysa İslâm dini en mükemmel din ama uygulayanlar dinini bilmiyor.  11.12.2008 10:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 278
Toplam yorum
: 681
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3229
Kayıt tarihi
: 26.05.07
 
 

İstanbul'un Kadıköy ilçesinde doğdum. Bir daha da Kadıköy'den ayrılmadım. İstanbul Üniversitesi, Ede..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster