Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Aralık '08

 
Kategori
Bayramlar
Okunma Sayısı
447
 

Kurban kesmek ibadettir

Gündemden uzak kalmama adına gazetelere baktım. İlginç haber vardı bana göre. Her kurban arifesinde olduğu gibi bu sene de kurbanın kesilmesi mi, yoksa bağışı mı ibadettir diye?

Bundan dolayı gündemimizin oluşumu arifeden belli oluyor denebilir.

Kurban konusunda ilginç yorumlar olabiliyor. Sizlerde gazetelerden okumuş olabilirsiniz. Veya haber bültenlerinde işitebilirsiniz. Yani kurban kesmeden de, bağış yoluyla da olur yorumlarını duymamız da mümkündür.

Kurbanın parasını bağışlamak isteyenler de olabilir. Bu gün camide bayram namazından önce vaizi iyi dinledim. Kurbanın kurban olabilmesi için anlattığına göre, hayvanın bizzat kesilmesi gerektiğini özellikle vurguladı. Kurbanın, hayvan kesildiğin de kurban olacağını anlattı.

Ayrıca her önünüze gelene de kurban ibadetini yaptırmayın. Hatta mümkünse kendiniz kesin dedi. İşin ehline kestirin hayvanlarınızı diye öğüt verdi.

Kimileri illa ki ben hayvanın kesilmesine rıza gösteremem diyebilir. Ülkemizde bu şekilde düşünen insanlarımız düşüncesini kendi çapında yapar. Parasını bağışlarım derse, kendisi iradesiyle kurbanlığın pahasını bağışlar.

İnsanlarımızın kurallar içerisinde İnancının gerektirdiği şekilde yaşama hakkı vardır.

Bizler ilahiyatçılarımızın kitaplarında, geçmiş âlimlerimizden kurban yerine bağış olur mealinde fetva okumadık, duymadık. Böyle diyen ilahiyatçı da sanırım yok.

Okuduğumuza, dinlediğimize göre kurbanın tanımında hayvanı boğazlamak var. Ayrıca kurbanla ilgili olarak birçok inceliklerini de bilmemiz icap ediyor

Dini terimleri en güzel şekilde ilahiyat camiası bilirler. Çünkü bu işin en yetkili bilgiye sahiptirler. Bu gün ülkemizde çok seçkin ilahiyatçılarımız mevcut.

Dini konuların kuralları bellidir. O yüzden kuralları konulan konularda, bizlerin yapacağı, kurallara uymaktan başkası değildir.

İbadetlerin içeriğinin değişmesi mümkün değildir. Hüküm nasıl kondu ise, o haliyle devamlılık gerektirir. Hatta kıyamete kadar uygulama aslıyla sürer.

Zamanın, asırların, rakamların değişmesi çok önemli değildir. İbadetlerimizin emrini Allah, açıklamasını son peygamber hazreti Muhammet ( s.a.v) yapmıştır.

Kurbanın terim anlamını fıkıhçılarımız net şekilde derler ki ;

Vakti mahsusta, hayvanı mahsusu boğazlamaktır.

Kurban ibadetinin süresi vardır. Kurbanlık hayvanlarında nitelikler aranır. Kusursuz olmalıdır, kurban olacak hayvanımız.

Kitaplarımızda fıkıhçılarımız, boğazlamasının en ince ayrıntısını anlatırlar. Aslında bu konuları ciddi anlamda D.İ.Bşk. lığı açıklamalıdır/ belki açıklamışlardır. Ben açıklandığına inanıyorum.

Ahmet Hakan diyor ki: Sayın Hayrettin Karaman hocamızın branş bazında fıkhı konularda yetkili merciidir. O’na da sorulabilir.

Kurbanın kutsiyeti itibariyle Allah nasıl emrettiyse öyle olmalıdır ibadet.

Peygamberimiz (s.a.v) bize nasıl gösterdiyse öyle ifa edilmeli. İbadet konularında sözden çok peygamberimiz bizlere ameli olarak örnek olmuştur.

Namazı ben gibi kılın, haccı da benim yaptığım usul üzere yapın buyurmuştur peygamberimiz.

“Kurban ibadetinde nedendir bilinmez acıma duygularımız dile geliyor”.

Kurbanın burada hayvanların öylesine kesilmesi değil ki, ibadet gayeli olarak Allah ‘a yakın olma adına kan akıtılıyor.

Bir ikincisi neslimizin gerçekten hayatın içinde mi, yoksa dışında mı olacağına da karar vermeliyiz.

Çocuklarımız şehirde yetiştiklerinden kurban kesilmesi hakkında bilgilendirmek gerekebilir. Kırsal kesimde zaten normal hayatın akışında olağandır, hayvanların kesilirken izlenilmesi.

Şehir hayatında ilk defa göreceği için belki lüzumludur anlatmak, bilgilendirmek.

Çocukken ailemiz bizi önüne oturtup; oğlum bak yarın ağıldaki koyunu kurban edeceğiz, sakın korkma demedi.

Korkma dese zaten insanlar korkar. Öyle gençlerimiz var ki, tavuktan korkuyor. Horozdan korkuyor. Kediden korkuyor.

Abartıyoruz gibi geliyor bana.

Hayatın realitesinden uzak tutarak, neslimizin doğal yaşamasını engellemiş olmayalım. Hatta bazı gençler hayvanların ismi bile geçince ürküyor. Bu kadarı da fazla mı, az mı sizce? İnsanlar içindekini yaşasın demiyor muyuz? Diyoruz işte.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 370
Toplam yorum
: 65
Toplam mesaj
: 20
Ort. okunma sayısı
: 657
Kayıt tarihi
: 12.07.08
 
 

Mehmet Şener 1964 doğumluyum, Burdur-Gölhisar'da yaşıyorum. Doğum yerim Burdur/Atınyayla . Lisans..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster