Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Kasım '09

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
270
 

Kurban

Kurban
 

Pencereden dışarıya baktığında gülümsemeye çalışarak, “en azından gökyüzü güzel, ” dedi ama uzun sürmedi bu hali… Gökyüzü, ona inat edercesine birden karardı, kara bulutlar ortaya çıktı. Bu durumdan hiç hoşlanmadı. Gülümsemeye çalışan suratı birden değişti. Zaten huzursuzdu. Nedenini bilmiyordu ve dışarıdaki hava sanki bunu yüzüne çarpar gibiydi.

O gün bayramdı. Kurban Bayramı…

“Duymuyorlar, görmüyorlar” diye geziniyordu kendi içinde. Kafasının karışıklığı o an birçok şeyi düşünmesini engelliyordu.

Gözlerinden yaşlar akarken, burnuna garip bir koku geldi. Koku gittikçe etrafa yayılırken kokunun ağırlaştığını fark etti. Çok ağır bir kokuydu. Sanki bir kurban kesilmiş, günlerce beklemiş, çürümüş gibi… Başı zonkluyordu.

“Kurbanlar, parçalara ayrılan kurbanlar…” dedi. “Parçalara ayrılmak mı?” Tekrar “Kurban” derken kızgınlığı iyice artmıştı.

“Her yanım parça parça, lime lime. Ne kadar çoklar, ne kadar kalabalıklar… Neden durmuyorlar…”

Koro halinde sesler duymaya başladı, ses gittikçe yükseliyordu. “Biz bir şey yapmadık, biz bir şey yapmadık… Nasıl da bıçağı ellerine aldıklarını unutuyorlar hem de o bıçağın vereceği acıyı hiç düşünmeden! Evet, belki de gerçekten hiç bir şey yapmamışsınızdır. Hiçbir çaba, emek harcamamışsınızdır. Anlamıyorlar, anlamıyorlar işte, ” derken sesi çatallandı.

“Biliyorum, onlar sever gibi davrananlardı. Ya hayatınızda olurlar ya da birden hayatınıza girerler. Sahte gülüşleri ve yalan sözleri başlangıçta anlamazsınız. Oysa küçük yüreğiniz sevildiğini sanır. Sadece sevildiğini… O sevgi kırıntısının bir bedeli olabileceği hiç aklınıza gelmez. Sevdiklerini söylerken de şartları vardır.

Sonra…

Zamanlarını sende kusur bulmakla geçirirler, sen ise doğal olanı düzeltmeye çalışarak...

Hep haklı çıkmak isterler, senin tek isteğinse mutlu olmak…

Seni susturmak isterler, sen ise konuşmak, anlamak, bilmek…

Senin hesap kitabın yoktur. Onlarda ise sayfalarca…

Anlamazsın neyin yetmediğini… Olmadı sil baştan, olmadı bir daha… Bir an gelir suçlayıcı sözlerle birlikte sorumluluk alamadıklarını da görürsün. Geride sadece sessizlik kalır. Sadece sessizlik…” diye düşündü.

“Hatta kaçışlar ve sessizlik… “ derken boğazında soğuk bir dalgalanmayla ürperdi;

“O keskin bıçak bu, biliyorum. Boğazıma sürtüyorlar, zaman yaklaşıyor… Gözlerine bakmak istiyorum ama karanlık, gözlerim bağlanmış. Gözlerime bakmamak için bağlamışlar. Biliyorlar, göz göze gelirsek gözyaşlarımı, acımı, çığlıklarımı anlamak zorunda kalacaklar…

Karanlıktayım, korkuyorum, sesleniyorum ama duymuyorlar.

Ve işte o bıçak anı.

Boğazıma bir darbe!

O darbe, susmam için!

“Durun! Sizler beni sevdiğinizi söylemiştiniz, ne olur yapmayın…”

Kaçmak istiyorum, kaçamıyorum, ayaklarımı da bağlamışlar. Çırpınıyorum ve çırpınmanın işe yaramayacağını biliyorum. Ölüm anı korkarak, çırpınarak, acı çekerek geliyor. Ve o eller… Bıçağı ve boğazımı tutan eller… Sonra artık onları da hissetmiyorum.

Kanlar fışkırıyor boğazımdan. Onlar, o kanı görmek istemezken ben üstlerine fışkırtıyorum kanlarımı. Son kez haykırıyorum, “O kanlar, bana bıraktığınız acım, gözyaşlarım, nefesim, canım…”

İrkiliyorlar. Bir tek o kanın üzerlerine bulaşması onları korkutuyor.

Umarsızca derim yüzülüyor, bütün bedenim yırtılırcasına… Sonra parça parça ve parçalara ayırıyorlar…

Her şey bitiyor.

“Öldürmek… Onların yaptığı tek şey öldürmek!

Bazıları böyle yaşıyordu demek ki korkakça… Kurban seçerek… Yaptıklarını unutarak.”


İçinde gezinirken, bulduğu şey karşısında ürkmüştü.

Birden üşüdü...

“Kurban” olduğunu fark ederek, kokuyu ta derinlerde hissederek…

Katillerle yaşadığını hatırladı ve üşüdü…

Öldürüldüğünü hatırladı ve üşüdü…

Ve haykırdı; “Nefret ediyorum sizden, nefret ediyorum. Beni kandırdınız. Nefret, nefret, nefret ediyorum… Sizlere inandığım için, sizlere güvendiğim için, sizleri sevdiğim için…”


Oturduğu yerden ayağa kalkıp üşüyen bedenini ısıtmak istercesine hırkasını giyerken o bıçak darbelerinin izlerini taşıyacağını biliyordu.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

..çok içten, içten olduğu için de riyaya kaçmadan, aba-babalar kızar diye, gerçek bazılarını acıtır diye düşünmeden çok cesurca açıklamada bulunmuşsunuz. Ebeveyn-çocuk... Yaklaşımınız olağanüstü ve size katılıyorum.

Yüksel ÖNAÇAN 
 14.12.2009 12:20
 

Avrupalı, müslümanların kurban kesmelerini vahşet olarak görüyor. Kendileri düne kadar bir danayı kesebilmek kafasına demir balyoz indiriyordu, şimdi sersemletici silah kullanıyor. Yetiştirilen, hatta yetiştirilmeyen, yaşayabilmek için hayvan cinsinin çeşitli türleriyle bir yaşa gelmiş hayvancıkların da insanoğlu bir şekilde hayatına son veriyor. Bir hayata son verme eyleminin KURBAN ETMEK olması insana ürküntü veriyor. İşin en ürkütücü yanı da insanın insanı kurban etmesi. Bakire kız kurban ediliyor. Ana kurban ediliyor. Binlerce yıldır bu böyle gelmiş, böyle de gidecek sanırım. (2012'de kıyamet kopmazsa.) Güzel bir empati örneği vermişsiniz; paylaşımınız için teşekkürler.

Yüksel ÖNAÇAN 
 06.12.2009 11:16
Cevap :
sayın Yüksel bey, öncelikle yorumunuz için çok teşekkür ederim. düşüncelerinize katılmakla beraber "aslında her çocuk, anne-babasının kurbanıdır" diyorum. bunu onları incitmek adına değil, yaşanan her şeyin aslında boşa gitmediğini, anne-babadan çocuğa aktığını, çocuğun içinde onlara ait tüm kayıtların mevcut olduğunu ve olumlu olumsuz var olan herşeyin nesilden nesile akan bir bedel olduğuna inanıyorum. bunların içinde de canımızı yakan birşey olduğunda ortaya çıkan en yoğun duygunun "nefret" olduğunu biliyorum. işte o nefreti ifade etmeye çalıştım. yorumunuzla sayfamı zenginleştirdiniz teşekkür ederim.  09.12.2009 10:30
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 7
Toplam yorum
: 13
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 615
Kayıt tarihi
: 21.10.07
 
 

16 EKİM 1965 Kumluca doğumluyum. İyi ki doğmuşum.Sessiz ve yalnız zamanlarımın fazla olmasından dola..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster