Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ekim '06

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
949
 

Küreseleşmeyi olumlayabilmek

Küreseleşmeyi olumlayabilmek
 

İnsanlık tarih boyunca çeşitli aşamalar kaydetmiş sürekli kendini yenilemiş, geliştirmiş ve sonuçta var olan eski sistemini değiştirerek günümüze gelmiştir. Bu süreçlerin tümünde değişime direnen ve savunanlar omuş, sonuçta değişim gerçeklşmitir her defasında. Kimi zaman bu süreçler yüzyılarca devam ederken, bir yandanda daha ileri aşamlara doğru evrilen toplumlar oluşmaya başlamıştır. Hala günümüzde feodal toplumların dahi varlıklarını nisbeten korumaları gibi.

Tüm bu değişim süreçleri ne yazıkki insanlı için olumlu sonuçları ile birlikte, olumsuz sonuçlarıda kitleleri derinden etkilemiştir. sonuçta değişim isteyen sınıflar doğal olarak kendi çıkarlarını ön plana alan bir yaklaşım göstermiş ve diğerlerinin alehine olsada, hatta kimi zaman bazı sınıfları toptan yoketse de sonuçta değişim hayat bulmuştur.

Bu yazımda da çok teknik ve bilimsel analizler yapmadan ortalama bir okunabilme düzeyinde ve gündelik hayatla ilgili değişimlerde nasıl bir rol alınabileceğini oldukça basit bir dille anlatmaya çalışacağım.

Bu gün gelinen noktada üretim ilişkilerinin toptan değiştiği emeğin göreceli olarak "değerinin düştüğü" ve sonuçta üretimsel değil de finansal ilişkilerin dünyadaki değişimi belirlediği, üretimden öte hizmet sektörünün öne çıktığı bir yapı oluşmuştur. Finansal yapıyı elinde bulunduran yapı bu gün topluma yeni bir şekil vermektedir. Bu şekillenme geniş toplum kesimlerince bir yıkım olarak yaşanmaktadır. Diğer taraftan yoksullaşan yığınlar üretilen mal ve hizmetlere mali olarak ulaşmada yetersizleşince firma karları düşmekte ve yeterli pazar oluşamamaktadır. Bu çelişki sorunun temelini oluşturmaktadır.

Üretilmesi gereken çözümlerde burada başlamaktadır. Kar veya insan odaklı bir yapılanma arasında bir tercihle karşı karşıyayız. Bu günkü koşullarda kazanca dayalı yapı insani tüm talepleri ne yazıkki yoketmeye başlamıştır. Sağlık artık insani hak olmakta çıkmakta, beslenme öyle, eğitim elit br tabakanın hakkı haline gelmekte, altyapı için insanlar daha fazla bedel ödemekte. Vergiler yanında ayrıca bir bedel alınması tüm kamusal hizmetlerden ayrı bir maliyet ve bu maliyeti karşılayamayanların hain öykülerini oluşturmaktadır.

Kendimize şunu sormalıyız küçük bir azınlık için mi yaşamalı insanlık yoksa tüm insanlar içinmi? Oluşan küreselleşme ne yazıki doğayı fütursuzca kirletmekte, sağlık, beslenme, barınma gibi temel fizyolojik ihtiyaçları dahi insanlar karşılayamaz hale gelmekte, üstelik tüm bu yoksulluğa rağmen hava kirliliği, güvenlik vb sorunlarlada başetmek zorunda kalmaktadır. Üstelik bu ülkelerin dahi güvenliğini zora sokmaktadır. Buna karşı ülkelerin tek başlarına duruşlarıda mümkün görünmemektedir.

Ne yapmalı peki? Öncelikle yaşam biçimini değiştirmek gerek, aşırı tüketim önlenmeli, kollektif yaşam biçimleri ve yöntemleri aranmalı, geçmiş deneyimler gözden geçirilmeli ve aksayan yönleri giderilerek yeni bir yaşam, tüketim ve üretim biçimi örgütlenmelidir. Doğayı koruyan ve çevresel zararları en aza indiren bir üretim planlanmalı.

Bütün bunları yapacak olan ülkeler ortak bir anlayışta birleşmeli, bu tür bir yaşam tarzı dışındaki ilişkileri olan ülkelerle ticari bağlarını sınırlamalıdır. İşin en zor yanı da budur. Çünkü ortak bir akıl geliştirmek ve bunu gelişmiş ülkelere dayatmak zor fakat imkansız değildir. Finansmana dayalı bir yapıyı ne yazıkki kırmak zorunda insanoğlu. bir anda milyar dolarlar kitlelerin cebinde buhar olup gitmektedir. Finansal kaynaklar bu yollarla en çok yoksul ülkeleri vurmaktadır.

Kaynaklarını koruyabilen gelişmekte olan ülkeler çok daha çabuk kalkınıp insanlarına daha iyi bir hayat verebilirler. Aksi durumda bugünkü soygun düzeni kalkınmalarına en büyük engel olarak duracaktır. Tüm insanlığın yararına bir çözüm üzerinde kafa yormalıyız belkide, bütün mesele neyi nasıl yapacağımıza bağlı.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İyi dilekleriniz çok güzel bunlar olmalı tespitinizde yerinde ancak sözettiğiniz durumun oluşması çabaları salt ülke yönetimlerine bırkılırsaki bu da bir dilek işimiz gerçekten çok zor... Yeni insanın salt dilek dilemekten öte çözüm önerileri sunmaları yada bu yöndeki çabaları aydınlatacak geleceğimizi... Nedir bunlar bir blog konusu... Duyarlılığınız daim olsun dileklerimle.. Saygılar emeğinize

Yücel EVRENN 
 27.10.2006 13:57
Cevap :
sorun zaten burda, yönetenlere bırakıldığında sonuç ortada. bizler ise gereken mücadeleyi vermekten uzak ve karışık bir kafa yapısıyla küreselleşmeye alternatif yerine konulacak bir proğrama sahip değiliz. ortak bir akıl oluşmalı ki onun üzerinden mücadele yürütülebilsin. Bu konuda israil de moşav ve kibutuzlardaki yaşam ve üretim biçimi incelemeye değer bence. yalnızca oradaki tarımsal yapıya uyarlanmış olanı tüm hayata uyarlamak gerek belkide . katkılarınız için teşekkürler.  27.10.2006 17:58
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 147
Toplam yorum
: 383
Toplam mesaj
: 116
Ort. okunma sayısı
: 2643
Kayıt tarihi
: 01.07.06
 
 

Ziraat mühendisi ve iktisatçıyım. yatırım danışmanlığı ve kişisel gelişim konularında  Simurg Con..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster