Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Şubat '11

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
551
 

Kurgu, Döngü, mutluluk ve Zaman Sayacı...

Kurgu, Döngü, mutluluk ve Zaman Sayacı...
 

Sayaca bir sıfır noktasından başlamayı çok isterdim... Yok ama... Güneş kendi ekseni etrafında bir günde döner...
Buradan başlayalım isterseniz... Buda 24 saat demektir... Her saat 60 dakika, her dakika 60 saniye eder...
Saniyeleri de bölüyorlar daha ufak şeylere, boş verin onları... An diyelim isterseniz onlara da...
An deyip geçmeyin ama... Bir bakışlık an, küçük ya da az değildir... Bazen yaşamın içinde öyle büyük devinimlerin
başlangıcı olur ki, geri kalan milyarca anlar o an üzerinde şekillenir... Bu sayaçta anları göremeyiz.... Durdurup bakmak lazım...  

Ay Dünyanın etrafında bir ayda tur atar... Buna da ortalama 30 gün diyelim... Dünya güneşin çevresinde 365 günde
bir tur atar... Buna da yıl denmiş... İşte hepsi bu bizim zaman dediğimiz şeylerin nirengi noktaları...
Kaç yaşındasın sorusuna, ben doğalı, ''dünya güneşin etrafında 30 kez dönmüş'' derseniz toplumsal kurgu
sizin genç olduğunuza hükmediyor... Eğer 5 kez dönmüşse çocuk, hiç dönmemişse bebeksiniz.... Eğer 50 den fazla dönmüşse yaşlanmaya başlamışsınız çoktan... Kurgu bu...  

Sayaç bu şekilde çalışıyor.... Anlar aklın alamayacağı hızla dönüyor, dakikalar, saatler o aklın alamayacağı hıza yakın dönüyorlar... Günler, aylar, yıllar onlara göre daha yavaş ama gene de çok hızlı dönüyorlar... Kurgu bu...
Milyar denilen yılları güneşin etrafında dönen Dünyaya göre kurgulamışız.... Oysa ki Dünya Güneşin etrafında diyelim ki yüzyılda bir dönseydi kurgu başka olacaktı... Milyar yıllar on milyon yıllara, yaşlılık bir yaşa denk gelecekti... Yada bing bangten sonra ilk katılaşmaya kadar bir sene deseydik, ilk buza iki sene deseydik,
ilk canlıya üç deseydik, ilk kara delikte yok olmaya dört deseydik... Uzatabiliriz daha bunları...
Ve evrenin sonu olacak olan mutlak soğukluğa 10 deseydik mesela... Nasıl kurgulardık acaba evrenin tarihini?
Ve nasıl mücadele verirdik sona engel olmak için? Yeniden bing bang yaratmak için seferber olurmuy du insanlık?  

Neyse biz dalgamıza bakalım... O sayacı düşünelim şimdi baştan sona... Son rakamlar 10 la sınırlı...
Ancak 4 yada 5 i gösteriyor olsun zaman... Tüm evrenle beraber bizlerde epey bir hızla 10 a koşuyoruz... Bereket yol uzun, korkmaya gerek yok şimdilik... Beş kere tık etmiş daha sayaç... Sayaç üzerindeki ya öteki göstergeler nasıl aklın alamayacağı bir hızla dönüyor, bir gözünüzün önüne getirin... Kurgu bu... Döngüye biçilen kurgu bu... Kurguya giden döngü bu diyelim kafalar karışmadan...  

Tek bir evrensel değer var ama... Var galiba demek daha doğru olacak... Işık hızı! saniye de 300.000 km hız denilen normal bir standart... Yani her yerde aynı en azından... Bu hız şimdilik bir halta yaramıyor...
Döngü onun üstüne kurgulansa, bizim zaman sayacı patlar sanırım dönmekten... Bir işe yarardı ama;  

En azından evrenin bir köşesinde hapsolmuş insan oyalanmazdı aldatmacalarla... Kendi kurgusunu ve döngüsünü kurup, kaç kere mutlu oldum derdi mesela sayaca bakıp... kaç kere aldatıldım, kaç kişi saygı duydu bana yaşamımda?
Kaç gün özgür yaşadım, kaç gün köle kaldım işte görebilirdi... O hızda yaşananları bir düşünsenize...
Geçmeyen zamanı...  

Döngüyü yeniden kurgulamalı insan... Sayacı kendi numaralamalı... Sayacın hızını kendi belirlemeli...
Mutlu olduğu kertiklere göre yaşadım ya da yaşamadım diyebilmek için döngüyü kurgulamak insanın elinde olmalı...
Yoksa İsa’dan, musa’dan önce böyleydik, şimdi böyleyiz demekle baka kalırız giden yaşamın ardından...  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

babamla sohbet eden orta yaşlı bir amcanın dediği geldi aklıma. Onları dinlerken duymuştum. "Kaç bahar kaldı görebileceğimiz?" diye sormuştu. Sanırım onun sayacında rakamlar değil; baharlar vardı. Olsa olsa elli bahar görmüş kadardı o yıllarda. Ve devam ediyordu: "Asla şimdiye kadar gördüğüm bahar sayısı kadar görmeyeceğimi biliyorum. Belki on bahar belki on beş daha" diyordu içli içli. Hasta mıydı, yoksa yaşama sevinci mi yoktu bilemiyorum. Nasıl etkilemişse çocuk dimağımı, bende de sayılar değil baharlar döngüsüdür ömür. Kaleminize sağlık. Ve binlerce kere güneş turlasın dünyada ve siz de dünyadan yıldızlara bakan sağlıklı bir insan olasınız :)

Emine Supçin 
 08.02.2011 11:19
Cevap :
Bazen anlaşıldığını bilmek, hissedilmek taa içinden... Hemşom seni çok sevdim biliyormusun?  08.02.2011 20:06
 

En fazla da "ân"ı...Ân her şeyi içine alır:Görebilene...Güzeldi.Saygılarımla.

RANA İSLAM DEĞİRMENCİ 
 07.02.2011 15:52
Cevap :
Merhaba... O mutlu an'larınıziz çoğalması dileklerimle teşekkür ederim...  08.02.2011 0:06
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 615
Toplam yorum
: 1395
Toplam mesaj
: 33
Ort. okunma sayısı
: 926
Kayıt tarihi
: 25.06.10
 
 

1959 Denizli doğumluyum.. İ.Ü. İktisat Mezunuyum.. Emekliyim ve hala çalışıyorum.. Yaşam bizden önce..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster