Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Ekim '11

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1430
 

Kürt kardeşime mektup

Kürt kardeşime mektup
 

Ben yazarken ağladım, okurken de sen ağla


Böyle mi olacaktı bira min ya delal? (Sevgili kardeşim)

Hatırladın mı, bu kelimeleri senden öğrenmiştim. Dünyanın en güzel iki sözcüğünü: Sevgili ve kardeş.

En vahşi işkenceler uygulanıyordu gencecik bedenlerimize. Sorgulanıyorduk. Mola vermişlerdi. Aynı hücreye kapatılmıştık. Acılarımızı sırt sırta vererek azaltmaya çalışıyorduk. Sen benim yaralarıma merhem sürüyordun, ben de seninkilere.

Direneceğiz, dedim sana.

Direneceğiz, “bira min ya delal” diye karşılık verdin.

O günden sonra her Kürt benim için “bira min ya delal” idi, ben de her Kürt için “sevgili kardeştim.”

Tuvalete sen götürmüştün beni. İdrarımdan kan geliyordu, senin yardımınla edebilmiştim çişimi. O esnada patlattığın espri aklıma geldikçe hâlâ gülerim. “Dışarıda, ben bu adamın eline verdim diye dedikodu yapmazsın, değil mi,” demiştin.

Günlerce vahşete maruz kaldık. Çığlıklarımız yankılandı Birinci Şube duvarlarında. Aç ve susuz bırakıldık. Senin çığlıklarını bana dinlettiler, benimkileri sana. Direncimiz kırılsın diye. Ters tepti planları, bizim değil onların sinirleri bozuldu, biz değil onlar yenildi.

Ardından cezaevine gönderildik. Gaddarlıklar orada da bitmedi. Omuz omuza göğüs gerdik her birine.

Yıllarca hiç yargılanmadan tutulduk içeride. Sonra davalarımız açıldı, idamımız talep edildi ikimizin de.

Hatırladın mı, ne söz verdik birbirimize? Şayet hakkımızda ölüm cezası verilecek olursa, başı dik, kasıla kasıla, gerine gerine, sendelemeden, tereddüt etmeden çıkacaktık sehpaya. Öyle bir yürüyecektik ki, zindan sarsılacaktı; biz değil, cellâtlar titreyecekti.

Ya son sözlerimiz ne olacaktı, unutmadın değil mi? “Yaşasın bağımsız Türkiye! Yaşasın Kürt ve Türk haklarının kardeşliği!” diye haykırmayacak mıydık son nefeslerimizde?

Esasen sana Çanakkale’de, Antep’de, Maraş’ta, Sakarya’da, Afyon’da işgalciye karşı göğüs göğse vuruşan dedelerimizden de bahsedecektim, ama o kadar geriye gidemedim. O günleri hepimize unutturdular; unutturdular be “bira min”, hatırlamazsan hiç gücenmem.

Sonra ne astılar ne de beslediler bizi, tahliye edildik. Bir söz daha verdik birbirimize, hatırında mı? Bir gün çocuklarımız doğarsa… Ve de birimizden birimiz yaşama erken veda edecek olursa, evlatlarımız hayatta kalana emanet olacaktı.

Öyle değil mi “bira min ya delal”, söylesene!

Bak, çocuklarımız doğdu, büyüdü; bizim "memleketi kurtarmaya" çalıştığımız çağdaki yaşımızı bile geçtiler.

Peki, sonra ne oldu? Ne oldu da senin evladın benimkini pusuya düşürüyor, kurşun sıkıyor? Tıpkı o yıllarda bize yaptıkları gibi... Hain tuzaklarda, kan uykularda...

Söyler misin, hangi gerekçeyle senin oğlun, çocuğumun bindiği otobüse Molotof kokteyl atıyor, gittiği alışveriş merkezini ateşe vererek diri diri yakıyor. Sivas Madımak'ta kardeşlerimizi yakan canilerden zerre kadar farkı var mı bunun, ha kardeş?

Top oynamayı ne çok severdik, değil mi kardeş? Sen sarı kırmızı renkleri severdin, ben bordo mavi. Belki de bir tek bu konuda farklıydık seninle. Hapishane avlusunda volta atanlarla takışmak pahasına ufacık yerde tek kale maç düzenlerdik. İtiraf edeyim, ben odunun tekiydim, ama sen benden de odun.

Bak, çocuklarımız da maçlar yapıyor, ama senin oğlun, benim evladımı orada bile kurşunluyor. Hani renklerimizin kardeşliği be kardeş?"

Bu muydu birbirimize verdiğimiz söz, ha “bira min?”

Oğluna mani ol, elini tut sevgili kardeşim. Tut ki oğlumu öldürmesin. De ki ona, “Bak oğlum, orada canına kıymaya çalıştığın çocuk var ya, o senin kardeşindir. Ananız ayrı, babanız ayrı olsa da kardeşindir. Ben ve onun babasının kanı kim bilir kaç kez karıştı birbirine. Biz kan kardeş olduk, siz ise öz kardeşsiniz.”

De ki ona, "Elini tetikten çek. Çek ki, sana uzanan eli tutabilesin."

Dersin değil mi, “bira min ya delal”?

De kardeşim. Aynen öyle söyle. Söyle ki bitsin bu kardeş kavgası…

Çakma Kontes bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu konuya ilişkin pek çok insan yazıp çizdi. Hatta öyle ki, zamanla benzer söylemler neticesinde bir kısmımız bu söylenenlere karşı bir miktar duyarsızlaştı ve okuduklarından eskisi kadar etkilenmez oluverdi. Fakat siz içimizde bazen gizliden gizliye bazen açıktan kanayan bu yaraya, öyle bir sapladınız ki kaleminizi, kanamayı durdurabilene aşk olsun...Sevgi ve saygılarımla...

Esin Nefes 
 11.11.2011 12:26
Cevap :
Yorumunuza tesekkur ederim. Selamlarimla.  11.11.2011 22:39
 

"İşte budur " dedirten bir yazı.Bu gerçek bir durumdur.Biz kürt kardeşlerimizle iç içeydik.Hala da mahallemizde, apartmanımızda öyleyiz.Tuzağa düşürüldük,parçalanmak üzereyiz.Ama inanıyorum ki bizlerle beraber, gerçek kürt kardeşlerimiz PKK yılanlarının başını ezecektir.

yılmaz çetingöz 
 24.10.2011 11:49
Cevap :
Yorumunuza tesekkur ederim.  24.10.2011 12:13
 

Duygulanarak okudum, keşke keşke duysa sesinizi. Çekse elini tetikten uzatılan eli tutsa barış olsa. Sağduyulu Kürt kardeşlerimizin bunu başaracaklarına inanıyorum. Selamlar...

Şükran Okyay 
 23.10.2011 19:05
Cevap :
Ben de inanıyorum Şükran hanım. Her iki taraftaki şahinleri bastırmanın yolu güvercinlerin seslerini yükseltmesinden geçiyor.  23.10.2011 19:54
 

Çok güzel yazmışsınız,ellerinize sağlık. Emperyalist batılı güçler,sağ-sol dedi tutmadı,alevi-sunni dedi,tutmadı.Türk-kürt kozu son kozları.Aklıselim Kürt kardeşlerimizin desteği ile bunuda atlatırız inşallah...

Halil Vural 
 23.10.2011 14:12
Cevap :
Teşekkür ederim. Aşıkın dediği gibi, bu da gelir, bu da geçer, ağlama.  23.10.2011 15:43
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 179
Toplam yorum
: 304
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 2055
Kayıt tarihi
: 03.10.07
 
 

1958'de Trabzon'da doğdu. Darüşşafaka Lisesi ve M.Ü. Siyasal Bilimler Fakültesi'nden mezun oldu. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster