Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Temmuz '11

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
533
 

Kürt meselesinin çözümü nasıl sağlanır?

Kürt meselesinin çözümü nasıl sağlanır?
 

Taş Bülbülü - Sarı Kırmızı ve Yeşil doğada en fazla birarada bulunan renklerdir, birçok kültürde yer


Hasan Cemal’in haziranın son haftasında Milliyet’te yayımlanan Karayılan röportajını okudum. “Devletin Kandil yerine İmralı’yla görüşmesi gerektiği” dillendiriliyor. Daha başından çelişkilerle dolu meselenin, bu bağlamdaki çelişkisi sorular yumağı olarak karşımıza çıkıyor. Devletten anlaşılan nedir? Bu devletin milletvekili seçilen, devletin tüm olanaklarından yararlanan Kürtlerin Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni tanımadıklarını, devletin kurumlarına, görevlilerine, halkına zarar verdiklerini biliyoruz zaten. Devletten kasıt AKP Hükümeti’yse, Devlet kanadı açısından çözümden çok çözümsüzlüğü temsil eden, eksik bir taraf olduğu açıktır. Kandil (Karayılan) yerine, terör örgütünün İmralı’daki başı Abdullah Öcalan’ın muhatap alınması, çözüme katkı sağlar mı?... 

Nasıl, Erdoğan ve AKP hükümeti tek başına Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni bu meselede temsil edemezse, APO, PKK ve DTP de Kürtlerin tamamını temsil edemez. Özellikle Abdullah Öcalan, devletin karşılıklı masaya oturması gereken değil, görüşleri değerlendirilecek bir kişi ve temsilci olabilir ancak. Sorunun kaynağında bulunan, varlık nedeni çözüm değil; terör ve bölücülük olan bir örgütün ve kişinin, devletçe muhatap alınması akla uygun mudur? 

Çözümü içtenlikle istemek… 

Öte yandan, Doğu ve Güneydoğu’da zamanında eğitim, sağlık, ekonomi (yatırım, üretim, istihdam, kaynak sağlayıcı), sosyal politika alanlarında gerekli önlemleri almayan devletin, yöredeki ağalık düzenine ve sömürüye son verememesi en eleştirilecek yanıdır. Bölge halkı biraz aydınlanıp, gönenseydi, PKK terör örgütü bu denli yandaş bulamaz, palazlanamazdı. Çelişki gibi görünen, terörünün asıl amacını anlaşılır kılabilecek acı bir gerçek; yörede hizmet veren kamu görevlilerine, hatta eğitim, sağlık çalışanlarına, sanayi ve üretim tesislerine en büyük zararı yine teröristlerin ve yandaşlarının vermesidir. Diğer büyük çelişki; gerek BDP gerek sağ partiler aracılığıyla siyasete atılıp, seçilen, hatta bakan olabilen (çoğu aşiret reisi ve varsıl) politikacıların, sorunun kaynağına yönelik çözümler sunup, yöreye yatırım yapmak yerine; ya kendi ya da terörist başının çıkarlarını gözetmesidir. 

Bejan Matur, Türkiye’de Kürt sorunu üzerine düşünen, yazan, sağlam kaynaklara rahatlıkla ulaşabilen bir isim sayılıyor. Geçtiğimiz günlerde onunla yapılan, BDP’li milletvekillerinin yeni Meclis’i boykotuna ilişkin görüşlerini de içeren söyleşiyi okudum. Son zamanlarda ilk kez bir Kürt aydınının bu kadar nesnel ve gerçekçi açıklamalarda bulunduğunu görüyorum. "Özellikle Kürt sorununun çözümünü gerçekten samimiyetle istiyor muyuz?" derken, AKP ve DTP de dahil bütün kesimlere gönderme yaptığını sanıyorum. Şunu da bilerek belirtiyorum. Sorunun çözümünü ve terörün bitmesini en çok isteyen Asker'dir. Aslında istemeyenler, sorunsaldan nemalanan çıkar çevreleri ve siyasetçilerdir! 

Gerçekçi ve yapıcı olmak 

Çözüm çözüm diyoruz ama, bir de çözümden ne anlaşıldığını, tarafların beklentilerini bilmek lazım. Toplumsal uzlaşı ve barış mı? Yörenin kalkınması mı? Terörün son bulması mı? Anadilde eğitim gibi kültürel haklar mı? (bazıları hep bunun üzerinde durduğu için yazıyorum. Yoksa, yasal olarak bütün yurttaşların aynı hak ve özgürlüklere sahip olduğunu biliyoruz) Özerklik, federasyon ve ayrı devlet mi? 

Çözümü içtenlikle istemek kadar; bu konuda gerçekçi ve yapıcı düşünerek adımlar atmak da önemli. 

Gazeteci Banu Avar, İlk Kurşun’da (4 Temmuz 2011) yayımlanan yazısında, Amerikalı yazar ve öğretim üyesi Meghan L. O’Sullivan’ın (16 Haziran 2011’de yayımlanan) yazısına gönderme yapmış: Amerikalı yazar, Kürtlerin ‘yaygara koparmadan’ hareket etmeleri halinde Ortadoğu’daki değişim dalgasından yararlanarak, yeni devlet için harekete geçebilecekleri belirtirken “Ufukta görünen yeni anayasa sayesinde istediklerine kavuşacaklar” diye yazmış. Ayrıca, “ABD ve müttefikleri bu yol haritasını salt Kürtlerin iyiliği için değil; kendi çıkarları için çizmektedirler” demiş. 

Bundan, ABD, AKP ve DTP (PKK)’nin aynı çizgide buluştuğunu anlıyoruz. ABD’li bir öğretim üyesi, gazeteci, yazar bu denli açıkça dile getirdikten sonra, hala “Hayır, ayrı bir devlet, ülkeyi bölmek istemiyorlar” diyenler, bence ya çok ebleh ya da art niyetliler. Nitekim Banu Avar da yazısında ‘ılık suda kaynamayı bekleyen kurbağa’ benzetmesinden yararlanarak, gerekli uyarıları yapıyor. 

Şimdilik salt özerklik ve federasyon sözünün edilmesi, asıl hedefi fazla toz kaldırmadan, palazlanmış olarak gerçekleştirme niyetindendir. Bir yandan, merkezini Diyarbakır saydıkları sözde özerk ya da federatif Kürdistan’da Türkiye’nin her türlü olanağından yararlanırken, diğer coğrafi bölgelerde de iyice palazlanıp, değil yönetime ortak olmak; yönetimi tamamen ele geçirmek düşünü kuruyor olabilirler de... Türk soyadından gocunmadan Kürtçü siyaset yapan şovenist zihniyet, Türkiye Cumhuriyeti’ni Kürt devleti yapmayı da düşler. Bunun çözüm ve gerçekçi bir niyet olamayacağı açıktır. 

Bu satırlara dek, meselenin nasıl ve neden çözülemeyeceği üzerinde durdum. Çözümü, barışı, toplumsal huzuru ve oydaşmayı hedeflemeyen söz ve eylemlerin meseleye katkısı olmayacağını bilerek, kendi görüş ve önerimi belirtmek isterim: 

Devleti temsilen hükümet yetkililerinin yanı sıra muhalefetten, üniversitelerden, sivil toplum örgütlerinden ve aydınlardan konuya hakim, yapıcı, barışçı, sağduyulu, vatansever, insan sever, adil kişilerden oluşan bir heyetin aynı masaya oturup (interaktif bir tartışma zemininde; halkın görüşlerini de dikkate alıp, halkı da bilgilendirerek) tartışması, ortak çözüme ulaşılması ve bunun en kısa zamanda yaşama geçirilmesi şarttır. Doğrudan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ve Türk halkının meselesi olan bu iş, dış güçlerin güdümünde, terör örgütünün ve uzantılarının talepleri doğrultusunda halledilemez. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 133
Toplam yorum
: 101
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 809
Kayıt tarihi
: 06.07.11
 
 

Ankara Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu (İletişim Fakültesi) Radyo ve Televizyon Bölümü mezun..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster