Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Eylül '09

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
424
 

Kürt Milliyetçiliği ya da mücadele biçimi

Kürt Milliyetçiliği ya da mücadele biçimi
 

Yıllar önce yine internet ortamında girdiğim polemiklerden birinde "etnik kimliğe dayalı, mücadele aracının milliyetçilik seçildiği" bir siyasetin tehlikelerinden söz ettiğimi anımsıyorum.

"Ezilen ya da ezen, ayrım yapmadan milliyetçiliğin eninde sonunda diğeri için ve haliyle de kendisine olumsuz şekilde döneceğinin" altını çizmiştim.

Köken olarak MHP'li bir arkadaşımın geçenlerde yazdığım Türk Milliyetçiliği Nedir? başlıklı yazıma verdiği tepki; "sana o kadar boşuna mı anlattık, milliyetçiliği?" oldu. Sanırım karşı taraftan da Türk Milliyetçiliğini övdüğümü düşünen tepkiler de gelmiştir. Ancak bir yorum almadım.

Anadolu'ya etniğe dayalı bir ayrımcılıkla bakamıyorum. Benim için önemli olan şey bu coğrafyaya gözünü dikmiş emperyalist çıkarlara karşı güçlü bir devlet olarak durabilmek. Çevre ülkelerin halklarının da kendi kaynaklarını özgürce kullanabilecekleri ütopik bir enternasyonalizm peşindeyim belki de.

Örneğin Amerika'nın Irak işgaline tahammül edemiyorum. İki milyona yakın insanın "Saddam'dan özgürleştirme savaşına" kurban edilmesini kabullenemiyorum. Bu anlamda Kuzey Irak'ta yaşayan ve kendi özgürlükleri uğrana bu iki milyon insanın feda edilmesi işbirliğini yapan etnik unsurun bölgenin hafızasına çok derin bir şekilde kazıdığını biliyorum. Bu geleceğe doğru atılmış çok ciddi önemli bir problemin tohumudur. Bunu yazarken Saddam'ın Kürtlere yaptığını asla görmezden gelmiyorum.

Peki, devam edelim...

1980 öncesinde sol düşünce dünyasının içinde kendisine yer bulmuş muhalif kimliklerin Özalizmle birlikte çözüldüğünü görmüştük.

Türkiye hızla liberalleşirken bu kişiler de asıl öz kişiliklerine döndüler ya da onun ortaya çıkmasını sağlayacak ortamı değerlendirdiler. Önemli bir bölümünün aslında öteden beri liberalizme inanıyor olduğunu dinledik ağızlarından. Şaşırdık, bazen de kabullenemedik.

Kimi Ermeni kimliğini öne çıkardı ve Türkiye'nin demokratikleşmesinin Ermeni meselesinin çözümünden geçtiğini ifade eden bir söylemi savundu.

Kimi 1980 sonrasında Marksist olduğunu iddia eden Kürt partileriyle işbirliğine girdi. Kürtlerin önemli bölümünün Marksizmi bir araç olarak kullandığını kısa bir süre sonra parti programlarından, bayraklarından orak çekici atmalarından anladık.

80 öncesinin Türk kökenli bir kısım solcuları da bunun farkına varınca öteden beri çok ciddi ittifak yaptıkları Kürtlere karşı bir mesafe koymak zorunda hissetti kendini. Çünkü etnik kimlik Marksizmin enternasyonalizm aracılığıyla yok etmeye çalıştığı milliyetçiliğe dönüşmeye çalışıyordu.

Kürtlerin 1990'dan itibaren ABD ile yaptığı ittifak da başlı başına bir çelişkiydi zaten. Sonuçlarını da yeni milenyumda gördük.

Osmanlı'nın içinde yaşayan Ermeni, Kürt, Türk etnik kimlikleri yirminci yüzyılı geç milliyetçiliğin pençesinde çatışarak geçirdi. Bu çatışma bölgenin sürekli dışa bağımlı olmasına neden olduğu gibi emperyalist unsurların da müdahalelerine sebep oluşturdu.

Türk ve Ermeni milliyetçiliği belli bir noktaya gelmişken şimdi yepyeni bir millet yaratmaya aracılık ediyoruz: Kürt milliyetçiliği.

Bu yeni gelişen akımın Kuzey Irak'ta Musul, Kerkük ve Erbil şehirlerinde diğer etnik kimlere nasıl davrandığını biliyoruz.

Kuşkusuz geleceği tahmin etmek için yaşanmış tecrübelere ve tarihe bakmak yeterlidir. Yugoslavya’nın 45 yıl bastırdığı kimlikler devletin çözülmesiyle birlikte birbirlerini boğazlama yarışına girdi. Binlerce insan öldü, yüz binlercesi evinden yurdundan oldu.

Kürt milliyetçiliğinin çok daha ileri ve demokrat olduğunu iddia edebilir miyiz? Eğer böyle bir düşüncemiz varsa hangi sosyal veriyi kabul ediyoruz?

Şantiye duvarlarına yazılmış ve altına malum örgütün ismi kazınmış “hepinizden hesap soracağız, kökünüzü kazıyacağız.” tarzından yazıları gördüğümde arkasında yatan duygunun ne olduğunu kestirmekte zorluk çekmiyorum.

Bugün Türkiye çok ince bir çizginin üzerinde yürüyor. Bu yolu aydınlatanların yaptıkları şeyi iyice düşünüp tartıp, sağduyuyu elden bırakmayacak yol haritaları hazırlamalarını bekliyoruz.

Sorunun kaynağını kaçırıp, arkaik ideolojilerin peşinden kitleleri koşturanlar yarın tarih sahnesinde sorumlu olmamak adına bugünden tedbirlerini almaları gerekir diye düşünüyorum.

Kimlikçilik, milliyetçilik, ayrımcılık… Bu unsurların tek bir yerde olumlu bir siyasete dönüştüğünü görmedim. Çünkü kaynağında, temelinde ciddi sorun var. Kürt milliyetçiliği de bu haliyle ve beslenmesiyle içinde bir sorun taşıyor.

Uzay Gökerman

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sizinde değindiğiniz gibi yeni oluşturmaya çalıştıkları kuzey ırak yönetimi, içinde ki diğer etnik unsurlara kendi istedikleri hakları onlar içinde uygulamak için ne yapıyorlar? İyi analiz etmişsiniz. Selamlar

Nariçi 
 09.09.2009 13:35
Cevap :
Sistemin genel mantığı budur. Kitap öyle yazıyor. Kuzey Irak'ta yarın bir devlet kurulsa oradaki Türkmenlere ve Araplara sanki demokratik haklar mı verilecek?  09.09.2009 14:14
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1935
Toplam yorum
: 2001
Toplam mesaj
: 77
Ort. okunma sayısı
: 1321
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

"Keyif verici bir yalnızlık" olarak gördüğüm yazma serüvenimin en önemli merkezlerinden bir tanes..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster