Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ekim '11

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1913
 

Kürt olmanın utancını yaşıyorum

Kürt olmanın utancını yaşıyorum
 

KÜRT OLMANIN UTANCINI YAŞIYORUM


Küçüklüğümde hergün kapıda bekleyen bir annem ve okuldan çıktığımda "nerdesin lan eşşeoğlu eşşek"diyerek tokatı patlatan bir babam vardı ve ben onları asla anlayamazdım. Ta ki üniversite yıllarımın ardından memleketime dönerek evlenip kızımı okula gönderinceye kadar.

Meğerse onlar hergün beni kim kaçırdı, başına birşey mi geldi diye beklerlermiş. Evet PKK nın insanlarımızı dağlara kaçırdıkları dönemlerdi o zamanlar. Akranım olan birçok genç kaçırılarak götürülmüşlerdi örgütün dağ kadrosuna.

Şimdi ise ben kızlarım için, oğlum için, kardeşlerim için, yeğenlerim için endişeleniyorum. Bir taraftan beyinleri yıkanacak diye, diğer taraftan kaçırılacak diye. Ya da her hangi bir yerde patlatılacak bombanın kurbanları olacaklar diye.

Bu bir lanet sanki üzerimizde. Doğu Anadolu'nun, Güneydoğu'nun ve şimdi de bütün Türk coğrafyasının üzerine yağan bir lanet. Öyle bir lanet ki bende okula giderken aynı korku vardı ve kardeşlerim de giderken yaşıyorduk. Şimdi ise çocuklarımızda yaşıyoruz aynı endişeyi.

Bu öylesine bir lanet ki aynı anda dağda olan bir kardeş askerde olan diğer kardeşini öldürüyor. Ya da ikisinden biri öldüğünde şehit muamelesi yapılıyor ve cenaze namazı kılınıyor.

Bu öylesine bir lanet ki milyonlarca insanımıza yetecek milli servet dağlara taşlara mermi olarak yağıyor.

Bu öylesine bir lanet ki huzuru unuttuk ve hergün sokaklarda eylemler oluyor ve şehirlerimizin üzerlerine karabulutlar misali siyah dumanlar çöküyor.

Evet zamanında bende şehrin içerisinde herbiri haşa birer tanrı gibi dolaşan polis amcalardan tokat yemiştim ve babam itilip kakılmıştı. Hiç aklımdan çıkmıyor askerimize elli metrafe uzaktan yürüyebiliyorduk o zamanlar. Onların bizleri korumak için varolduklarının unutturulduğu bir bilinçle bilinçlendirilmiştik ama bu bizim onlara taş atmamızı, kurşun sıkmamızı gerektirmiyordu.

Kısacası doğunun insanları bir dönem ağalık rejimleri ve töre muhabbetiyle, bir dönem siyasi kavgalar nedeniyle ve bir dönem de polis ve askerin içerisindeki insan azmanı zalimler nedeniyle çok kötü badireler atlatmıştı.

Ancak yaklaşık on yılı aşkın bir süredir her şey çok çabuk gelişti ve değişti. Globalleşen dünya ve hergün daha çok sosyalleşen bir toplumun insan haklarına verdiği değeri arttırması yoksun kaldığımz bir çok hakkın geri verilmesini sağladı. Özgürlüğe bakış açısı değişti, iletişim gelişti ve ulaşım gelişti.

Yani kısaca herşey değişti ama eski kafalar ve  vahşi düşünceler değişmedi. Birbirinin sırtından geçinmeyi iş haline getirmiş asalaklar halen zorbalıkla kendi insanlarını katletmeye devam ediyor.

Ben işim gereği Doğu Anadolu'nun heryanına girdim çıktım ve Güney Doğu'yu avucumun içi gibi bilirim. Zenginini fakirini ve orta hallisini. Her zaman mutaassıptı bu toplum. Bu kadar çok yatkın değildi başkaldırma fikrine. Edepliydi namusluydu. Kendi sorununu kendisi çözecek kadar delikanlıydı. Karısını çocuğunu polisin jopu karşısına çıkarmayı bırakın avlu dışına çıkarmaya haya edecek kadar namusluydu.

Örgüt dedikleri aynı kişileri birgün Ağrı'ya, birgün Doğubeyazıt'a, birgün Şırnak'a birgün Hakkari'ye otobüslerle götürüyor ve eylemler yaptırıyordu bir dönemler. Yok şunun yakalanma, bunun tutuklanma, bilmem ilk silahlı mücadele günü bahaneleriyle halkı kışkırtıyorlardı. Ardından kandırdıklarını kendi saflarına katıyorlardı.

Tarafsız olmak gibi bir lüksünüz yoktu. Ya onlardan olacaktınız ya da bizim olduğumuz gibi vatansever olacaktınız. Tabi o zamanlar devlet etkiliydi ve güçlüydü. Şimdi ise onlar yürüttükleri korkutarak sindirme politikasıyla ne oy kullandırıyorlar ne de sokağa çıkılmasına müsade ediyorlar.

Çünkü her an evinizi ve arabanızı hatta ve hatta işyerinizi kundaklayabilirler. Çocuklarınızdan birini dağa kaçırabilirler. Günün ortasında acımadan sizi ve ailenizi katledebilir, yargısızca hain diye infaz edebilirler. Yani bir dönemde dağ köylerinde yaptıklarını şimdi şehirlerde çok rahat yapabiliyorlar.

Neden mi çok kolay Avrupalı ülkelerin kendileri için geliştirdikleri ama mecbur kalınca kendilerinin bile tınmadıkları Avrupa birliği uyum yasaları biz henüz giremediğimiz için önem taşıyor. Bu yasalar, İnsan Hakları ve Birleşmiş Milletler orantısız güç kullanmayı kabul etmiyor. Her yaptığınız şey onlara rapor ediliyor.

Bu da demek oluyor ki adamların zaten çulları yok ve sizin evinizi, barkınızı, arabanızı ve servetinizi yağmalıyor ama siz güç kullanamıyorsunuz. Onların zaten kaybedecek birşeyleri yok.

Haliyle ortalığı karıştırarak Doğu ve Güneydoğuyu dünyanın en büyük uyuşturucu üretim merkezi olan Afganistan haline getirmek isteyen bir örgüt ve iki kelimeyi birararaya getiremeyen kişilerden oluşan bir siyasi parti Kürt halkının temsilcisi haline gettiriliyor.

İşte burada benim aklım fikrim tükeniyor. Çünkü biliyorum ki PKK yıllardır sınırdan geçirilen kaçak eşyanın, yükte hafif pahada ağır ticari malların, mazotun ve uyuşturucunun güvenliğini üstlendi. Çoğunluğu aşiret ağalarına ve bölge halkına ait olan bu ticaretlerden vergisini aldı ve örgütün başındakilerde arslan payını yedi. Kürtlük kürdüz diye diye kendi halkından haraç topladı.

Baktılar ki ekmek elden gidiyor ve insanlar uyanıyor, pazarları elden gidecek, kazanç kapıları kapanacak işte o zaman siyasi mücadele başlatmaya karar verdiler. Kendilerince seçtikleri hainleri lider diye önce kendi içlerindekilere kabul ettirdiler. Stk lar kurdurdular ve sözüm ona sadece kendileri demokratik toplummuş ve diğer bütün insanlar ikinci sınıf insanlarmış gibi platformlar kurdular.

Saf ve temiz Kürtlerin beyinlerini bir güzel yıkayarak binbir türlü entrikanın içerisine soktular. İki kelime Türkçe bilmeyen ninelerimize, annelerimize ve evlatlarımıza "annecim eve git başına taş gelir" diyen polisi ve askeri sana küfür ediyor diyerek kandırdılar ve ellerine molotf kokteylleri, taşlar, spoalar tutturarak güvenlik güçlerine saldırttılar.

Peki ya ne oldu işte sonuç ortada. Hergün bir o taraftan bir bu taraftan birçok insan yok oluyor. Dünyanın serveti ve zamanı bu uğurda harcanıyor. Peki kim kaybediyor, kim kazanıyor, kime ne oluyor.

Çok basit vatanımızı parçalamak isteyen dış güçler maddi ve manevi kazançlar ediniyor ve hiç birşeyin farkında olmayan Türkler kaybediyor, Kürtler, Lazlar, Çerkezler, Aleviler, Sünniler kısacası Türkiye kaybediyor.

Ne zaman anlayacaklar yeni bir dil ve devlet anlayışı ile geri bıraktırıldıklarını. Yarın kurulabilecek bir devletin herşeye yeniden başlaması gerekeceğini. Dilinin yeni nesle entegrasyonunun, okullarının açılmasının, anayasasının düzenlenmesinin, resmi kurumlarının kurulmasının, üniversiteler kurulup bilim adamları yetiştirilmesinin en az yüzyıl süreceğini.

Bu süreç Osmanıldan arta kalan ve kurtarılan topraklarda kurulan Türkiye Cumhuriyetinin kaderiyle aynı değil mi. Önce saltanat kalktı, halifelik kalktı, harf yasası getirildi, neredeyse tamamı arap alfebesiyle okur yazarken yapılan bu devrimle latin harflerine geçildi ve bütün herkes okuma yazma bilemez hale geldi. Sonrasında kılık kıyafet devrimleri, tekke ve zaviyelerin kapatılması vesaire vesaire.

Kaldı ki bunlara gerek de yok. Ben doğulu bir Kürdüm. Okulumu okudum, askerliğimi yaptım, ticaretle uğraştım ve siyasete bulaşmadım. Bugüne kadar bana şurdan kalk şuraya otur diye kimse demedi. Kendi halkımdan korktuğum kadar kimseden çekinmedim.

Üstüne üstlük bir terör örgütü ve onun içinden çıkma bir siyasi parti ataları Çanakkale'de birlikte savaşmış bir milletin temsilcisi olarak kabul etmiyorum. Biz vatansever kürtler bunu kabul etmiyoruz. Türkiye Cumhuriyeti devleti bizim devletimiz ve toprakları bizim vatanımızdır. Bu toprakların bütünlüğü bizim namusumuzdur.

Bir zamanlar henüz ar damarları çatlamamış bir ülke vardı ve batıya her gittiğimde birileri doğulu namusludur, doğulu dini bütündür, doğulu delikanlıdır derlerdi ve bundan gurur duyardım. Oysa ki ben şimdi doğuda doğduğumdan, kürtçülük adına vahşice katliamlara imza atan canavaralarla aynı kanı taşıdığımdan  ve Kürt olduğumdan utanıyorm.

Diyorum ki yüce milletine "yalvarırım her kürdü aynı sanmayın, şehitlerimize bizim de içimiz yanıyor ve yüreğimiz kan ağlıyor. Bizler bu vahşetin ve hıyanetin birer parçası değiliz. Bizi sindirdiler ve sindiriyorlar. Belki bu yazdıklarım yüzünden yarın benim de başım kopacak ama yüce Allah'a yemin ederim ki Şeref sayarım. Dinime, vatanıma ve insanlarıma bir değil binler canım feda, sonuna dek kanım feda"

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Tüm bu gerçekleri bizlerin yazması önemli ama sizlerin yazmasının yanında devede kulak kalır. Sair nedenlerle ağalık sistemini ve onun halka çektirdiklerini görmezden gelen, diğer bir deyişle halkına sahip çıkamayan hükümetlerinde bu sorunların oluşmasında katkısı var. Ve yapılan bu yanlışlar ne yazık ki terör örgütüne ve terör örgütünden çıkar sağlayan iç ve dış güçlerin ekmeğine yağ sürüyor. Sizi çok iyi anlıyor ve üzülüyorum. Fakat üzülmekten daha çok yapabileceğimiz bir şeyler olduğunu da düşünüyorum. Mesela sizin bu yazıyı yazmanız bizim de duygularınızı anlayabilmemiz bile bir umuttur. Selam ve saygıyla...

Ayrıntıda gezinmek 
 22.10.2011 2:32
Cevap :
Katkınız için çok teşekkür ediyorum. Zaten bizlerinde istediği anlaşılabilmek. Çünkü Doğu Anadoluda ve Güney Doğuda sessiz kalarak sindirilmeye çalışılan bir sessiz çoğunluk var. Benim istediğim herbiri benim gibi düşünen bu sessiz çoğunluğun sesi olabilmek. Saygılarımla  23.10.2011 13:20
 

Var ol Sevgili İsmail.Olayları yaşamış olduğun için gerçekleri içeriden görebiliyorsun.Cinsiyeti ne olur ise olsun çocuk kaçırmak nasıl bir kişiliktir,bunu çözmemiz gerekir bence.Batman'da yoksul ailelerin oğlan olsun kız olsun 'dağ kadrosuna' gittiğinde ya da belirli bir para karşılığında örgüte katıldığında; o gençleri soranlara anla artık anlamında:Gelin ettik,uzaklara yolladık,denildiğini duymuştum bir belgesel çekimim sırasında.Bu süreçte inşallah 'pişman olarak' aramıza dönenleri yeniden kazanırız.Yoksa durumlar kötü.Gerçekçi tespitlerin için var ol can.'İnsana insan olduğu için değer veren dürüst ve saygılıyım', diyorsun.İşte sorun da burada.Kimliğimiz ne olursa olsun 'önce insan olmak' gerekiyor.Evrensel değerlerden biri de bir başkasını hiç bir suçu yokken ve yargılama yapılmadan öldürmektir.Biz etle tırnak gibi kaynaşmışız.Anlaşıldı ki örgüt de onun siyasi uzantıları da hukuktan demokrasiden nasiplerini alamamış zavallılardır. ALLAH sabrımız artırsın kardeş.

Ömer Faruk MENCİK YILMAZ 
 21.10.2011 17:28
Cevap :
Sizde varolun sizde sağolun. Birbirimizi anlayabilediğimiz ve etle tıırnağı bırakın etle kemik olduğumuz bilincini kaybetmediğimiz sürece inanıyorumki bizleri kimse bölemeyecek. Dağa çıkarılan veya satılan insanlarımıza yüreklerimiz yanmıyor sanmasın kimse. Benimde canyoldaşlarım vardı aralarında ama hayattan habersizdiler gittiler dönmediler. Ben gitmedim ama. Kaçırılanlara diyecek söz yok çünkü o da ayrı bir katliamı örgütün. Yani sadece askerimi değil hemşehrilerimide kaçırarak zorla silahlı mücadeleye sokup katlediyor.Allahü Teala Hazretlerinin bu yangını söndürmesini ve insanlarımızı hidayete erdirmesini niyaz ediyorum. Saygı ve sevgilerimle  23.10.2011 13:26
 

eline diline sağlık kürt kardeşim. Senin kökenin kürt ama syazdıklarınla türklüğünü ispatlamışsın. bugünlerde sağduyuya ihtiyaç var. Allah var bu patlamalar olduğun ulan şu kürtler diyorum ama arkasından can ciğer kürt arkadaşlarım aklıma geliyo ve pkk ya geçit vermeyen milyonlarca kürt kardeşimi. biliyorum ki kürtlerin %80-90 ınına yakını pkk dan nefret ediyordur. Ama bu sessiz çoğunlukta tepkisini artık göstermeli Saygılarımı sunuyorum size....

aykut demirci 
 21.10.2011 16:57
Cevap :
Ben gerek burada ve gerek başka arenalarda bunu dile getirerek sessiz çoğunluğun sesi olmayı deniyorum. Diliyormki başaracağız. Diliyorumki bu yangı sönecek.Düşünceleriniz konusunda tamamen haklısınız. İlginize ve samimiyetinize sonsuz teşekkür ediyorum. Bu arada sizinde elinize,dilinize,yüreğinize,bedeninize,ruhunuza sağlık. Saygılarımla  23.10.2011 13:29
 

Kürtler için utanılacak bir şey yok. Siz bu konuyu çok güzel dile getirmişsiniz. Sağduyulu Kürtlerin de bu yazıya imzalarını atacaklarına inanıyorum. Zaten PKK ile Kürt kökenli vatandaşlarımızı hiçbir zaman aynı kefeye koymadık. Hepimizin ezeli düşmanı PKK nın yöneticileridir. Ne yazık ki meclisin içindeki bir partinin üyeleri de bu PKK yöneticilerinin ağzına bakmaktadırlar. Esas üzücü olan da bu durumdur. Selamlar....

Erol Özışık 
 21.10.2011 15:40
Cevap :
Size kesinlikle katılıyor ve sağduyulu yaklaşımınız için minnettimi arz ediyorum. ayrıca bizlerle onları aynı kefeye koymamanız ne kadar güzel. Sizede diğer yorum yapan dostlarım gibi teşekkür ediyor saygılarımı sunuyorum.  23.10.2011 13:31
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 55
Toplam yorum
: 43
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 971
Kayıt tarihi
: 21.10.07
 
 

İnsana insan olduğu için değer veren dürüst ve saygılıyım.Güzelliği fiziki olarak düşünmeyen gönül g..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster