Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Ekim '08

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
939
 

Kürt Realitesi ve Pkk Meselesi (1 )

Kürt Realitesi ve Pkk Meselesi (1 )
 

Kürt vatandaşlar neye alet oluyorlar ?


Bu ülkede Kürt meselesi ne kadar zamandır tartışılıyor biliyor musunuz? Bilenler bilir? Bilmeyenler de merak edip araştırmazlar. O bilenler de, meseleyi başka bir yönden tartışırlar. Ama Türkiye halkının tüm gerçekleri bilmesi hakkı değil midir ? Vergi vermeye, ülkeyi korumak adına kanını akıtan, ölen, şehit, gazi olan, göz yaşı döken, bu halkın “bilgilenme” hakkı yalnızca gazetelerde çıkan haberler midir?

Türkiye’de Kürt hakları ve Kürtlük çok uzun yıllardan beri tartışılıyor olsa da, adam gibi bir ışık tutulmadı Kürtlük üzerine. Hep Kürtlerin hakları tartışıldı. Türkiye’de olası Kürt problemlerinin Doğu ve Güneydoğu’nun kalkındırılması ile çözülebileceği tartışıldı. Bu düşünce yerini her daim, her hükümet döneminde, her geçen yılda korudu. Korumaya devam edecektir. Peki neden Doğu ve Güneydoğu diye sorulursa, cevap herhalde çünkü “Kürtler en çok bu bölgede yaşıyorlar” diye olmalıdır. Doğrudur ? Ama böyle bir cevap verildiğinde, birilerinin de çıkıp “neden Doğu ve Güneydoğu Anadolu ? Türkiye’nin geri kalan bölgeleri bu Anadolu coğrafyasının bir parçası değil midir ? Buradaki insanların da daha iyi şartlarda yaşamaya hakkı yok mudur ? Doğudaki insanlar kötü şartlarda yaşıyor diye mi dağlara çıkıyor ? Ya, Türkiye’nin diğer bölgelerinde kötü şartlarda yaşayanlar ne yapsın ? Onlarda mı çıkacak bir dağ arasın kendilerine ? Onlarda mı silahlansınlar? “ gibi soruları sormaya hak sahibi değiller midir ? Soramazlar mı ? Bu soruların muhatabı kimdir ve cevabı ne olacaktır ?

Bakın, kimsenin dile getirmeye çalışmadığı bir gerçek vardır. Dünkü yazılarımda da yazdım. Bugün Kürt temsilcilerin başını çektiği asıl mesele, aslında Kürtlerin hak ve özgürlükleri değildir. Binlerce yıllık Anadolu coğrafyasında bugün kendilerine Kürt diyenlerle, Türk diyenler, Laz diyenler, Sünni ve Alevi diyenler hatta Süryaniler, kısmen Hıristiyanlar ve Museviler ve diğerleri, adına bugün mozaik denilen yapıyı yani Türkiye coğrafyasını oluşturmuşlardır. Bu coğrafya binlerce yıl, bu muhabbet ve karşılıklı anlayışla ayakta kalmıştır. Peki, ne oldu da şimdi, Kürtlerin hakları ve özgürlükleri sorgulanıyor? Fazla uğraşmayın, adını ben koyayım. Kürtler, aslında başlarını çektikleri silahlı gruplarla törör ve buhran ortamı yaratanlar, akabinde bunların sunuculuğunu ve savunuculuğunu da siyasi arena da sözde siyaset yaparak yapanların aslında tek bir ortak amaçlarına kurban ediliyorlar aslında. O amaç da Kürtlerin hakları, Doğu ve Güneydoğu’nun kalkındırılması falan filan değildir. Açık ve net olarak, belli bir bölgeyi ayrıştırmak ve bu bölgeyi Türkiye coğrafyasından koparmak, ileriye dönük bir projeksiyonda, Irak’ın kuzeyindeki bir bölgeyle de birleşip adına Kürdistan diyerek bir ülke kurmanın fantezisini ve ütopyasını kurmaktadırlar. Bu ütopyanın da oluşumu onlarca yıl öncesine dayanmaktadır. Bu hayal de yurt dışında başta ABD olmak üzere birçok ülkede destek bulmuştur. Zira, buna sağlam dayanaklar istiyorsanız eğer, birkaç yıldır ortalıkta dolaşan sözüm ona “Kürdistan” haritalarının menşeinin ne olduğunu sorgulayın. Bu harita ve ikinci dünya savaşından sonra şekillenerek ortalıkta dolaşmaya başlamıştır. Haritanın evveliyatı, 1896 yılında öngörülen Orta Doğu haritasında belirtilen Kürdistan bölgesine dayanıyor aslında.. Bugünkü haritalarla, o günkü harita arasında müthiş benzerlilerin olması ilginç değil mi ? Bu belki de Abd’nin Büyük Orta Doğu Projesinin bir parçasıdır. Kim bilir ?

Bugün Kuzey Irak’ta resmi dairelerin duvarlarında bile asılı olan ve Kuzey Iraklı Kürtler tarafından bastırılan Kürdistan haritasında, başta Türkiye olmak üzere, Irak, İran, Suriye ve Ermanistan’ın da topraklarının bir bölümü Kürt Devleti içinde gösteriliyor. Ülkemizin 27 ilinin yer aldığı Kürdistan sınırları kuzeyde Kars, Erzurum,ve Erzincan’a kadar dayanırken, batıda İskenderun şehri ile de Akdeniz sahillerine kadar yayılıyor. Peki, nereden geliyor bu cesaret? Neye göre çiziyorlar bu hayali sınırları? Tahmin ettiğiniz gibi. Bu cesaret elbette ki ABD’den kaynaklanıyor. ABD bir taraftan bize dost görünüp, bu dostluğu Pkk’ya karşı istihbarat yapıp bunu bize ilettiğini ifade ediyor, öbür taraftan Kandil’de, hatta Kuzey Irak’ın ortalık yerinde Kürt liderlerle el ele dolaşıyor. Hafızanızı zorlamayın. Ben size hatırlatayım, daha yakın zamanda AB’nin dışişleri bakanı Rize ile Barzani çok samimi bir görüşme yapmadılar mı ? Bugün Kandil’de ki helikopter pisti ne için ? Acaba Abd helikopterlerinin inip kalkması için midir ? Eğer öyleyse, bu araçların içinde kim ve kimlerin olduğunu, ne gibi mühimmatların taşındığını ben buradan telaffuz edemem ama tahmin ederim. Elimde bir belge olmadığı için de belirtemem ama ilgili birimlerin bunu bildiğini tahmin ediyorum. Pkk’lı itirafçılara göre de çok sayıda silah ve mühimmat getirilmiştir Kandil’e bu helikopterlerle. Ne için ? Pkk’nın ütopyasına destek için. Ne için Türkiye’nin biran önce bölünmesine katkıda bulunmak için…

Son söz olarak şunu söylemek doğru olur sanıyorum. Binlerce yıllık bu coğrafyadaki Kürtler ile bugünkü Kürtlerin beklentileri ve düşünceleri çok farklıdır. Bugünkü Kürtlerin temsilcisi olduğunu söyleyenler, terörün hızla tırmanmasına ve gittikçe koyulaşan bir “ayrılıkçı ve kutuplaşmalı bölünme” psikolojisi yaratanlar, bu ülkede barışı, dostluğu, kardeşliği ve özgürlükleri de baltalamaktadırlar. Ve bu çok boyutlu sorunun çözümü yalnız masada değildir.


../..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazınızın sonunu çok iyi bağlamış ve çözüm için masayı önşart kabul eden bir tümce kullanmışsınız. 25 yıldır süren çatışma halini aynı inatla ve aynı yöntemlerle sonlandırmaya çalışmak 'akıl karı' değil. Bence yazınızın eksik taraflarından birisi pkk-devlet çatışmasında özellikle kürtlerin sürgün edildiği yalnızlıktır. Sizin yazınızla birlikte MB'de yazılan onca pkk analizinin en büyük eksiğinin 'derin' pkk tarihidir. Hangi şartların bu örgütün yıldızını parlattığını ve kimlerin kime karşı ilk adımlarını desteklediği ve palazlanmasına izin verdiği 'cesursa' yazılıp tartışılmadıkça hep eksiğiz bu konuda. (burada keselim-eğer daha derin pkk analizleri yapmak istiyorsanız, aponun yazdıklarını ve derin devlet yakın tarihini okumanızı tavsiye ederim) Saygılar

Ali AYDIN 
 16.10.2008 14:37
Cevap :
Sayın ALi Aydın arkadaş, Pkk gerçeği bu ülkede yediden yetmişe bilinmektedir. Hatta, pkk'nın nasıl palazlandığı yada palazlandırıldığı da bilinmektedir. Bunu bilmeyenler vardır belki ama, satırlara dökülmesi bazı odakların hoşuna gitmeyeceğinden pek dile getirilmiyor. Mb sayfalraında da bunu yazacak fazla insan olduğunu sanmıyorum. Ama derin pkk tarihi ile ilgili geçmişten günümüze bir derin analiz yapmaktansa, zaten yazılarımda satır aralığında bunlardan bahsediyorum, mesajlar vermeye çalışıyorum.. Saygı ve selamlarımla...  17.10.2008 10:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 671
Toplam yorum
: 745
Toplam mesaj
: 86
Ort. okunma sayısı
: 2516
Kayıt tarihi
: 26.06.06
 
 

Anadan doğma bir İzmirliyim ve bu şehirli olmaktan gurur duyuyorum.. Hem bu şehirde doğmuş, hem b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster