Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Mart '13

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
268
 

Kürt sorunu - Nevroz

Dünkü Nevroz kutlamaları münasebetiyle bu konuda aklıma gelenleri gelişi güzel bir sırada not etmek istiyorum.

Birincisi Kürt Siyasetçilerin ne kadar iyi hatip olduklarına hergün yeniden şahit oluyorum. İki misal vereyim, birincisi Osman Baydemir, ikincisi Selahattin Demirtaş. Osman Baydemir’i dün akşam bir saat kadar Haber Türk’ de Balçiçek İlter’in proğramında dinledim. Selahattin Demirtaş’ı da çok dinledim. Bir defa Türkçeyi çok iyi konuşuyorlar, Türkçeye çok hakimler, diksiyonları neredeyse bir spiker veya tiyatro sanatçısı kadar güzel ve gramer hatası yapmıyorlar. Ama en önemlisi ne biliyor musunuz ? Güzel konuştuklarını, kelime hazinelerinin ne kadar zengin olduğunu  gösterme, ispat etme gayreti içinde değiller. Malesef Türk siyasetçilerinin, entel ve aydınlarının birçoğunda en tuhafıma giden tarafları konuşurken cümlenin yarısında durup, uygun kelime aramak için hem kendi zamanlarını hem bizim zamanımızı ziyan etmeleri. Aslında o cümleyi biraz evvel söylediler, şimdi aynı cümlenin içinden bir kelimeyi çıkarıp yerine eş anlamlı ama herkesin bilmediği veya kullanmadığı başka bir kelime koyup tekrar söylemek istiyorlar. Böylece hem başkalarından daha farklı konuştuklarını gösterecekler, hem kelime hazinelerinin ne kadar zengin olduğunu gösterecekler, hem aynı cümleyi iki defa söyleyerek verilmek istenen mesajı vurgulamış olacaklar, hem de iki cümle tıpatıp aynı olmadığı ve içinde değişik bir kelime olduğu için aynı cümleyi iki defa tekrar etmemiş olacaklar, güya. Benim de içimi afaganlar sarıyor. Ahmet Türk de çok iyi bir hatip ama onun diksiyonu Kürt lehçesine çalıyor. Pardon son olarak Abdullah Öcalan’ın da hiç de fena bir hatip olmadığını gördük, dün Diyarbakır’da okunan mesajından.

Dün akşam  Osman Baydemir’in Balçiçek İlter ile yaptığı bir konuşma bana çok olumlu, çok yapıcı geldi. Çok olgun, çok içten, çok açık, çok samimi, itimat telkin eden, tahriklerden kaçınmaya ve reaksiyon uyandırmamaya azami dikkat eden bir konuşmaydı. Açık söyleyim, Abdullah Öcalan’ın mesajı da iyiydi bence. Daha nasıl olabilirdi ki, daha ne söyleyebilirdi ki, daha ne bekleyebilirdik ki? Dünkü Nevroz kutlamaları bu şekilde olmayaydı, ya da hiç olmayaydı, Öcalan’ın mesajı bu şekilde olmayaydı, ya da hiç olmayaydı, daha mı iyi olacaktı sanki. Hiç olmazsa şimdi bir umudumuz var, herkesin değil tabii ama büyük çoğunluğun.

Bize mektepte öğrettilerdi. Üç senaryo var; best case, worst case, most likely case. Yani en iyi senaryo, en kötü senaryo, ve olabilecek üçüncü senaryo nedir? Bizim için yani Türkler için en iyi senaryo nedir? Bence evrensel değerlere göre, insan hakları, hukukun üstünlüğü vs gibi kriterler ne gerektiriyorsa Kürtlere bu hakların verilmesi ve onların da bunun dışında siyasi özerklik vs gibi başkaca hiç bir talepte bulunmayıp, tek devlet içinde tek bayrak altında kardeşlik, yurttaşlık, dindaşlık bağlarının kuvvetlenmesi ve otuz yıldır savaşmakta kaybedilen enerjinin hem Türk hem Kürt fertlerinin refahının artması için kullanılması.

Türkler için (ve belki Kürtler için de) Worst Case yani en kötü senaryo Kürtlerin şimdi değilse bile ileride bir aşamada ayrı devlet veya ona yakın bir fedarasyon diye tutturmaları.

Bence ne kadar olası hiç bilmiyorum ama bir diğer ihtimal de Kuzey Irak'taki Kürt devleti ile bizim Diyarbakır’ın bir federasyon olarak birleşip ( veya buna benzer birşey), iç işlerinde oldukça müstakil ama Amerikada ki gibi, Almanyadaki gibi veya Isviçredeki gibi, bir federasyon yapısı içinde dışişlerinde Türkiye’ye bağlı bir yapıya girmesi. Tabi Federasyon deyince bunun yüz çeşiti var.. Mesela ayrı bir ordusu tabiki olmayacak ama ayrı polis gücü, ayrı vergileri olacak ve Amerika'daki gibi her ne kadar devletin kanunlarına tabi ise de kendi federal bölgeleri  içinde geçerli  tali kanunları kendisi yapacak, kendi ayrı bir meclisi ve belki kendi seçtikleri bir valileri olacak.

En kötü şey durağanlık, hareketsizlik, hiç bir şey yapmadan beklemek. Zaten otuz yıldır bekliyoruz. Otuz yıldır yaptıklarımızın aynını yaparak bir otuz yıl daha geçirmek pek akıl karı görünmüyor. Diğer taraftan, “asmayalım da besleyelim mi?” veya “urganınız yoksa alın size urgan” gibi politikaların ve politikacıların da derde deva olacağını sanmıyorum, zaten bugüne kadar da olamamışlar, halk da onları zaten iktidara getirmiyor.

Ben inaçlı bir insanım. Allaha dua ediyorum. İnşallah bu süreç Türklerin'de Kürtlerin'de hayrına olur. Bu yolda iyi niyetle çaba sarfedenlerin de Allah yardımcısı olsun. Şimdiye kadar ki iktidarlar bu işi çözemedi, şimdi ben çözeceğim diye yola çıkanlara karşı biraz daha hoşgörülü, biraz daha sabırlı olalım, olabiliyorsak destek olalım. Hep bardağın boş tarafına değil, biraz da dolu tarafına bakalm. Neticede kimse vatan haini değil, kimse cahil de değil, kimse aptal da değil; herkes bu vatanın iyiliğini hayrını düşünüyor ve onun için çabalıyor.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 321
Toplam yorum
: 178
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 902
Kayıt tarihi
: 10.03.11
 
 

Okullar: TED Ankara Koleji, ODTÜ, Bogaziçi Üniversitesi (Master) İş Hayatı: Philips, Anadolu Endü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster