Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ocak '13

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
159
 

Kürt sorunu ve barış görüşmeleri...

Kürt sorunu ve barış görüşmeleri...
 

Geçmişte Kürt Sorunu gündeme geldiğinde, sadece yetkililer konuşabilirlerdi. Onlar da olayı üstünkörü geçiştirirlerdi.

O nedenledir ki; günümüze kadar geçen onca sürede, bu sorunun çözümünde elle tutulur hiç bir gelişme kaydedilmemiştir.

Ancak bu gün durum farklı; temel fark ise, herkesin barışa istekli olması ve çözüm için kafa yormaya başlamasıdır.

Ayrıca kim ne derse desin, mevcut iktidar geçmişin iktidarlarına nazaran, bireylerin aidiyet farklılıklarına daha duyarlı.

“Bu tarz yaklaşımın çözüme katısı ne olur?” derseniz, cevaben “çözüme giden tüm yollar buradan geçer.” derim.

Bilindiği üzere “medeni toplumlar” birey merkezlidir. Aidiyetler ise bireyin varlık nedenidir ve her şeyden önce gelirler.

Dahası bu toplumlarda insanlar baskıya ve kısıtlamaya maruz kalmaksızın, kendilerini aidiyetleriyle ifade ederler...

“Bunlar, nelerdir?” diye sorulduğunda; bireyin (etnik kökeni ve inancı) sosyal ve kültürel kimliğini oluşturan değerlerdir.

Bahse konu toplumlar bunlardan esinlenerek yasalar hazırlar ve evrensel hukukun ölçeğinden geçirerek, uygulamaya koyarlar.

Böylece aidiyetlere müdahale yasal teminat altına alınmış olur. Aksine davranışlarda, mağduriyeti önleyici hukuk devreye girer.

Kaldı ki ileri demokrasilerde devlet; bireyin temel hak ve özgürlüklerine müdahil olmak yerine, bu alanları geniş tutmaya çalışır.

Bunu yaparken, sivil toplum örgütleriyle sürekli işbirliği içinde ve oradan gelecek taleplere karşı duyarlı olmaya özen gösterir.

Anlayacağınız gerçek demokrasilerde kimlik ve inanç aidiyetleri bireyin toplum içinde kendini ifade etmesi için temel vazgeçilmezlerdir.

Mevcut Kürt Sorunu’na bu açıdan yaklaşıldığında, çözüm için talep edilenler, bireyin varlık nedeni olan haklardır.

Bunlar sağlandığında, bölünme ve parçalanmadan ziyade, demokrasimizin daha da pekişip, güçlendiği görülecektir.

Yersiz endişelerden, tehditlerden, itici ve kavgaya buyur edici ifadelerden uzak; barışın sihirli gücüne inanmak gerekir.

Nereden gelirse gelsin, barışa ve görüşmelere olumsuz etki eden kışkırtmalara “hayır” demek en doğrusudur.

Çünkü süreçte gelinen nokta, uzun yıllardır barış için sarf edilen ortak çabaların sonuç vermeye başladığı yerdir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 251
Toplam yorum
: 65
Toplam mesaj
: 30
Ort. okunma sayısı
: 430
Kayıt tarihi
: 29.12.07
 
 

Emekli; Öğretmen, Yönetici ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster