Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Ocak '13

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
601
 

Kürt'ün doğuşu

Kürt'ün doğuşu
 

Kürtün Doğuşu


Kürt tarihine bakıldığında farklı boyutlar taşıdığını ve bu boyutlarda nelerin nasıl yapıldığını hemen hemen hepimiz bilmekteyiz. Fakat Kürt tarihine bakıldığında yani tarihi sorunu yazan yazarlar, genç Osman döneminden önce başladığını kanaat ederler fakat Geç Osmanlı döneminde Kürt sorunu mevcut değildi.

Kürtler “Müslüman Milleti”nin bir parçasıydı. Jön-Türk döneminde bir Kürt sorunu yoktu, ön planda olanlar Kürt aşiretlerinin reisleriydi. Ve bunlar devletin merkezîleşmesinden hoşlanmıyorlardı. Toprak bütünlüğünü sağlayan ve birleşmede en çok destek verenlerden  değil de merkezleşmeyi sevmezlerdi..  Devletin onlara yönelik vergi koymasından, bir takım başka vasıtalarla kontrol tesis etmesinden, yerleşik toplulukları taciz etmelerine engel olmasından hoşnut değillerdi. Vergilerin onları büyük etkilediğini ve bu vergilerin artık canlarını tak ettiğinin belirtileri de olmuştu. Ermeni yerleşik topluluklarına saldırılar düzenlerlerdi ama sadece Ermenilere de değil. Yerleşik Kürtlere de saldırırlardı. Kürt aşiretleri bu dönemde yabancı güçlerin enstrümanları hâline geldi. Çok enteresan bir biçimde, söz gelimi Ruslar, Kürtleri Ermenilere karşı kullanmaya çalıştılar. Evet. Sizce tuhaf geldiğinin farkındayım…

Mesela 1914’te Bitlis’teki Ermeni toplumuna bir saldırı düzenlendi. Osmanlı hükümeti Ermenileri silahlandırdı. Başkent İstanbul Bitlis’ten çok uzaktaydı. Bölgeye hızlı bir şekilde asker gönderme şansı yoktu hükümetin. Hükümet Ermeni toplumunu silahlandırdı ve onlar da saldırgan Kürt aşiretlerini püskürttü.  Osmanlı hükümeti son derece zayıftı. Devlet güçlü değildi. Saldırgan Kürtler püskürtüldü ve bunların lideri Bitlis’teki Rus konsolosluğuna sığındı. Orada Dünya Savaşı patlak verene kadar kaldı. Bu ve benzeri olaylar bir bakıma savaşın sonuna dek sürdü. Cumhuriyetin ilanıyla beraber aynı sorun devam etti. Cumhuriyet devleti merkezîleştirmek istiyordu. Bir ulus-devlet kurmak istiyordu. Kürt aşiret reisleri bunu istemediler. Buna bağlı isyanlar oldu. 1925’teki en çok bilinendir, sonra da bunlar devam etti.

Kürt aşiret liderleri bir dereceye kadar parlamenter sisteme dâhil edildi, milletvekili yapıldılar. Aralarından bakan olanlar dahi çıktı. Kendilerini Kürt diye değil, Doğu Kültür Dernekleri olarak adlandırıyorlardı. Kürt sorunu “gelişmeye” devam etti ve 1980’ler itibariyle bir ayaklanmaya ve askeri bir soruna dönüştü. Ve bugünlere gelindi. Bakın… Denir ki, Jön-Türk döneminde Türk milliyetçiliği vardı. Hâlbuki milliyetçilik değil, milliyetçiler vardı. Sayıları da azdı. İttihat ve Terakki’nin gerçek ideolojisi Osmanlıcılıktı. İmparatorluğu korumak istiyorlardı. Ve imparatorluğu milliyetçi olarak koruyamazlardı. Arapları, Anadolu Rumlarını, Ermenileri ve diğerlerini elde tutmaları gerekiyordu. Bunu sağlayacak olan da Osmanlıcılıktı. Türkiye Cumhuriyeti kurulurken ise ortada imparatorluk kalmamıştı. ABD Başkanı Wilson “Dünya Savaşı sonrasında kurulacak olan devletler, ulus-devletler olacak” demişti. Türkler de bir ulusal ideolojiye gereksinim duydular. Ve Cumhuriyet, daha önce mevcut olmayan bu ulusal ideolojiyi yaratmaya koyuldu. Bugüne bakıldığında farklı boyutlara götürmektedirler. Kürtçülük ile Kürt kavramını daha değişik boyutlara taşımak için ellerinden gelenini yapanlar ve onu bir araç için kullananlar da bulunmaktadır.

Kürtler de Türkler de farklı bir sorun taşımaktadırlar. Zaten Osmanlı kavramından sonra yükselmeye başlayan Kürtler, sömürgeciliği ve vergiyi istemedikleri gibi Türkçeyi de istemediler. Bugün bile belirli sorunlar yaratarak, ön plana çıkmaya çalışan Kürt ve Türk kardeşler… Hayatın bazı gerçeklerini görmediklerini hemen hemen hepimiz de bilmekteyiz. Bunların, neden bu kadar sorun ettiklerini ve bu kavramı neden abartarak öne dürdüklerini halen anlamış değilim.

Evet. Kürt sorunu var. Türk sorunu var veya ermeni sorunu ama bunlardan hepsini bir kenara bırakarak, bunu dile getirmek istiyorum. Çerkez’in. Laz’ın, Kürdün, Kürdün veya birçok kabilenin tek sorunu “İNSANLIK SORUNU” dur. Şayet bunları konuşacak yerde neden kardeşliği, beraberliği, anarşik düşünceyi, yearşiyi veya birçok kavramı yapıyoruz. Neden kabullenme duygusu içimizde yok. Ben de istiyorum Kürt sorununun çözülmesini… Türk sorunun çözülmesini veya her şeyin çözümünü emin olun ki sizden daha çok istiyorum. Ama neden…

Araştırmacı Yazar: Hikmetullah Yetkin

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 114
Toplam yorum
: 16
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 805
Kayıt tarihi
: 15.10.12
 
 

1988 yılında Türkiye'de doğdu. Lisans eğitimini Türkiye'de tamamladı. Eğitim hakkında belirli pro..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster