Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Haziran '12

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
1054
 

Kürtaj! (öykü)

Üçüncü tamponu çıkardığında bileğine kadar kıpkırmızı olmuştu eli. Parça parça  pıhtılar vardı pamukta. Burnuna taze kan kokusu geldi. Damarlarındaki sıvı aktıkça içi çekilir gibi oluyordu. Göz kapaklarının kendini bırakmasını, uykuya teslim olmayı hiç istemiyordu. Tıpkı bir ceset gibi boylu boyunca uzandı banyonun fayansına.. Bunu kendi istemişti. Hastalığını bile bile bu bebeği dünyaya getirmeyi o kadar çok istemişti ki yapılan bütün itirazlara kulaklarını tıkamıştı. Bu nedenledir ki çevresindekiler kısa zamanda birer birer yokolmuşlardı etrafından. Hiç kimse bu ağır sorumluluğu almak istemiyordu. Bebek ve annenin ikisinin birden hayatı tehlikedeydi çünkü...

Gün geçtikçe ilerleyen ama doktorlar tarafından bir türlü kesin tanı konulamayan hormonlarıyla ilgili (x) bir hastalığı vardı..Ve bu hastalığı bünyesini yeterince zayıflattığı için hamile kalması tehlikeliydi.Vücudu kendi yükünü taşıyamıyordu ki daha bebeği taşısın..

Sevgi dolu, çok iyi anlaştığı  bir eşi vardı ve sürekli olarak hamile kalmaması için onu uyarıyordu. Fakat o kocasının söylediklerine kulaklarını tıkadı ve hamile kalmak için gizli bir plan uyguladı. Bir gece hamilelikten korunma hapını kasıtlı olarak içmedi. Ertesi gün de içmedi..Ertesi günde.. Ve bu süreç böyle devam etti. Bir sabah uyandı ki midesi çok kötü. Kusmak istiyordu ve midesi bulanıp duruyordu.Yataktan kalkmaya çabalarken her bir yerinden soğuk terler boşalıyordu. Bu durumunu bir işaret olarak gördü ve hemen bir kadın doğum doktoruna gitti.Ve hamile olduğunu öğrendiğinde öyle çok sevindi ki sevinçten doktor beyin boynuna sarıldı. Zaten o gün ki neşesinden sonra sevinci kursağında kalacaktı genç kadının.

Hamile olduğunu öğrenen eşi günlerce onunla konuşmadı. Aslında kızgın değil kırgındı karısına. Kocasına göre onun hayatı bir bebekten daha önemliydi. Ve karısının hayatını ne bir bebeğe ne de başka hiç birşeye değişmezdi. Kocası günlerce onu ikna etmeye çalıştı .Yol yakınken hamilelik daha da ilerlemeden ''kürtaj'' olup bebeği aldırmak gerekiyordu.Yoksa bu hamilelik sonucunda bebek doğsa bile anne sağ kalmayabilirdi. Haberi öğrendiği ilk zamanlar onunla konuşmayan ve surat asan kocası zaman ilerledikçe ona yalvarmaya başladı. Kocası onun önünde diz çöküp gözleri dolu dolu yalvarıyordu ''''Ben sensiz yaşayamam karıcığım ne olur bunu bana yapma beni sensiz bırakma ne olur yapma! ''  Kocası böyle yalvarırken içi parçalanıyordu ama yapamazdı ''kürtaj '' olup çok istediği bebeğinin canını alamazdı. Bu düpedüz bir adam öldürmekle eşdeğerdi onun için.. Karnında kendisinden canından kanından bir parça, bir canlı taşıyordu. Allah'tan başka bu cana kimse kıyamazdı. Kocasının yalvarmaları da onun kararını değiştirmedi. Ne pahasına olursa olsun bu bebeği dünyaya getirecekti! Canı pahasına olsa bile!

Ve o akşam kanaması başladı.. Aslında kanama başlar başlamaz doktora gitmesi gerekiyordu ama bunu yapmadı. Neden doktora gitmediğini çok iyi biliyordu. Hamileliğinin henüz 6. ayında idi ve düşük tehlikesi vardı. Muhtemelen doktor bebek düşmesin diye sezaryenle alacaktı. Hatta bebeğin prematüre doğması ve doğar doğmaz ölme riski yüksekti.Hamileliği boyunca çok az kilo almıştı ve ultrasyondan baktıklarında bebeğin gelişim sürecini tamamlayamadığını görüp buna çok üzülmüşlerdi. Bu kadar mücadeleden sonra bunu yapamazdı. Kürtaj olmamak için çok direnmiş ve 6. ayına kadar gelmişti. Şimdi ise sezaryen engeli vardı karşısında.Sezaryen olup bebeğinin hayatını tehlikeye atmak istemiyordu. Hem doktor dememiş miydi erken doğum olursa bebeğin yaşama şansı yoktu.. Sezaryen olsa ve bebek doğsa bile yaşama şansı sıfırdı..

Dakikalar ilerledikçe damarındaki sıvının daha da arttığını gördü genç kadın.. Artık tampon koymak filan fayda etmiyordu. Banyo da ki küvetin kenarına oturmuştu.Ve kasıklarındaki kan küvetin içine doğru akıyordu. Lavabo küvete yakındı çünkü ve akmakta olan suyu yüzüne doğru çarpıp duruyordu..Kontrolünü yitirmek, bayılmak ve uyumak istemiyordu çünkü. Kan kaybından ölmek de istemiyordu. Kendi canından çok bebeğini düşünüyordu.. Ve genç kadın yaklaşık bir buçuk saat mücadele etti bu ani kanamayla.. Ve sonunda durmuştu.. Evet durmuştu.. Artık kanamıyordu vücudu.. Ne olup bittiğini anlamaya çalışırken bebeğinin ölmüş olabileceği geldi aklına.. Ve korkuyla elleri karnın üzerinde gezindi..''Bir işaret''.. ''Evet küçük bir işaret bir mucize'' diyordu kendi kendine.. Elleri titreyerek karnını avuçlarının içine aldı, yavaşça yokladı.. yokladı.. Fakat hiçbir kıpırtı yoktu.. Oysa bebeği son zamanlarda ufak tekmeler atıyordu.. Bir kaç dakika sonra elleri karnında Allah'a yalvarmaya başladı genç kadın. '' Ne olur Allah'ım o benim canımdan kanımdan bir parça yavrumu bana bağışla.. Onu benden alma ne olur Allah'ım kurtar yavrumu''  Genç kadın dualar ederek öylece bekledi. Kaç zaman o şekilde oturduğunu bilmiyordu. Hava kararmaya yüz tuttuğuna göre çok zaman geçmiş olmalıydı.. Gözyaşlarına boğulmuş vaziyette dualar ederek bekliyordu. ''Bir mucize, bir işaret lütfen Allah'ım'' Ve gün geceye yüz tutup gökyüzü yıldızlarla bezendiğinde mucize gerçekleşti. Ufak bir kıpırtı hisetti karnında genç kadın. Sonra bu ufak kıpırtı arttı..Küçük tekmeler başladı.. Bir tekme bir tane daha.. bir tane daha.. Ve genç kadın anladı ki bu mücadelesinde saatlerdir tek başına değildi.. Bebeği de onunla birlikte hayatta kalma , yaşama savaşı vermişti.. Bebeği doğmak ve annesini tanımak istiyordu bunu hisetti.. Karnını avuçlayan ellerini, avuçlarını bu defa göğe doğru açtı ve dudaklarından bir dua gibi kelimeler döküldü'' Allah'ım bebeğimi bana geri verdiğin için sana minettarım. Bebeğim senin mucizen sana binlerce kez teşekkür ediyorum Allah'ım'' Genç kadın sonra bebeğine de seslendi ''Canım bebeğim sen kazandın, benimle birlikte mücadele verdiğin için sana da çok teşekkür ederim.. Daha doğmadan hayatta kalma mücadelesi verdin ve kazandın, aferin sana bebeğim, annen seni çok seviyor çookkk''  Ve genç kadın gülümseyerek karnını okşadı.. okşadı... Gecenin içinde yıldızlar göz kırpıyordu... İki canlı da nefes almaya devam ettikleri ve yaşadıkları için çok mutluydular...

Hanife Çıta-2012 Haziran

hthhanife@gmail.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sadede gelmek istiyorum, o bir canlıdır ve alınmaması gerekir. Önemli olan olmadan evvel alınacak önlemlerdir...Millet dama çıkan kedi yavrusunu kurtarmaya çalışırken, gelecek bir nesil ve ondan sonrası nasıl yokedilir. Ellerinize sağlık güzeldi, devamını bekliyor, başarılar diliyorum... Sevgilerimle. Önerilerime ekledim izninizle

Sündüs Akkaya 
 17.06.2012 13:11
 

Anneliğin öne çıktığı çok güzel bir öykü. Kürtajla ilgili benim kişisel görüşüm, drlar tarafından alınması gerçekten elzem olmayan durumlar dışında karşı olduğumdur. Anne karnına düşen ceninin hayatına bir kulun kendi insiyatifiyle son verme hakkı olmadığını düşünüyorum. Demin ki yazdığım özel durumlar dışın da. Öykünüzde ki hanım bu riski bile bile devam ettirmiş. Genelde herkes bu kadar şanslı olmayabilir. O cenin bir gelecektir ve ondan sonra gelecek nesli ellerimizle tüketmektir. Ben cahiliye döneminde yaşamıyoruz, herkes gereken önlemi alsın diyorum. Ya da olanın hayatına son vermesinler, kendi eften püften düşüncelerle. Sağlık dışında. Tecavüz sonrası olan çocukların alınıp-alınmaması ile düşüncelerim netleşmedi. Empati dahi yapamadım. Zor bir durum, ama her halükarda o annenin kanını taşyan bir canlıdır. Yorumsuzum o konuda, ama aldırma taraftarı değilim. Tecavüzde olsa anne çocuğu dünyaya geldiğinde duyarsız kalabilir mi? Kalamaz bence. Hassas bir nokta. Sadede gelmek devamı 2

Sündüs Akkaya 
 17.06.2012 13:08
 

Sayın Hanife, Sizi kutlarım.Öykünüzü severek okudum.Günümüzde yaşanan bir olayı güzel işlemişsiniz. Ben öykülerimde Türkçeyi çok önemsiyorum, siz de bunu başarmışsınız.Başarılar dilerimç Türkay KORKMAZ turkay_korkmaz@hotmail.com

TURKAY KORKMAZ 
 16.06.2012 22:00
 

Ne var ki, bu erkek egemen kültürel damar, kadınlara da yanlış yaptırabiliyor. Dünkü gazetede şu acıklı haberi okudum: Çocuğu olmayan bir kadın eşinin küçük yaştaki yeğenini korkunç bir şekilde öldürmüş. Eylem korkunç, ama bu korkunçlukta bu beşeri kültürün hiç mi suçu yok? Anne olmak, kadın için önemli bir statü; ama olamıyorsa kadın bir hiç mi olmalı? Hayır, ama kültürel kodlarımız bu gerçeği haykırıyor! 02.06.2012 tarihli “Tartışıyoruz, ama ölçüsüz ve de ölçeksiz…” başlıklı yazımı okumanızı öneririm. Görüşmek üzere, sevgi ve saygılar…

Rıza Üsküdar 
 16.06.2012 19:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 369
Toplam yorum
: 494
Toplam mesaj
: 67
Ort. okunma sayısı
: 1941
Kayıt tarihi
: 11.08.08
 
 

1965 doğumluyum.. İstanbul'da oturuyorum.. Edebiyatla ilgiliyim.. Öykü ve denemelerim var.. Öykül..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster