Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Haziran '12

 
Kategori
Blog yazarları tartışıyor!
Okunma Sayısı
435
 

Kürtaj ve Ana Rahminden Kaldırıma Düşmek!

Kürtaj ve Ana Rahminden Kaldırıma Düşmek!
 

Temsili Resim


 

Bazı insanlar yaşama gerçekten de bir sıfır yenik başlıyorlar!

Dünkü gazetelerin İnternet sayfalarında yer alan bir haber ve haberin bir videosu vardı.(Milliyet)

Ama ne haber! Haberin videosundan da görüldüğü üzere, Bağcılar, Mahmutbey mahallesinde gece saat 00:35 de, anne ve babasıyla yolda yürüyen 16 yaşındaki bir kız, karnında taşıdığı bebeği yürümekte iken doğuruyor, kız birşey kaybettiğini ancak birkaç adım daha attıktan sonra farkediyor.  Her üçü de durup iki adım geride yerde yatan „şeye“ hayretle bakıyorlar ve hemen sonrasında, hiçbir şey olmamış gibi yollarına devam ediyorlar.

Bu olay saniye saniye kameralarca tesbit ediliyor.  Olayın sonrasında, annesinin rahminden doğrudan doğruya soğuk kaldırım taşları üzerine düşmüş olan bebek, bir zaman  orada yatıyor. Yoldan geçen biri nihayet onu farkediyor. Derken birileri daha geliyor. İnsanlar ellerini kollarını sallayarak birşeyler konuşuyorlar. Hareketlerden anlaşıldığına gore, cep telefonuyla bir yerlere haber veriyorlar. Dakikalarca sonra nihayet bir ambülans geliyor. Ambülanstan inen görevliler yaklaşıp yerdeki “şeye” bakıyorlar, tekrar ambülansa gidiyorlar. Bebek hala yerde yatıyor. Daha sonra bir polis arabası geliyor. En sonunda nihayet bir şeyler getirilip bebek yerden alınıyor ve ve ambülansa konuyor.

Haberin devamında, onaltı yaşındaki genç annenin, mahallesindeki bir gençten hamile kaldığı, olayı ailesine anlatamadığı, sonrasında o gencin ağabeyi ve bir arkadaşı tarafından da şantaja maruz kalarak tecavüze uğradığı anlatılıyor. Kızcağız karnındaki bebeğin babasının kim olduğunu da bilmiyormuş. Hamileliği saklanamaz hale gelip gece yarısı doğum sancıları tuttuğunda da, anne ve babası kızlarını alarak bir hastahaneye doğru – yürüyerek- yola çıkmışlar. Bu yürüyüş esnasında bebek kaldırıma düştüğünde de, bebeği düştüğü  yerde bırakıp, kızlarını almışlar ve üstündeki kanlı elbiseleri değiştirip bir hastahaneye götürmüşler.  Hastahanedeki doktor kızın yeni doğum yaptığını anlayınca polise haber vermiş. Öte yandan yoldan geçenlerin farkettiği bebeğin de bulunmasıyla olay ortaya çıkmış.

Haberin bugünkü devamında, bebeğin götürüldüğü hastahanedeki doktor, bebeğin daha once doğurulmuş olabileceği konusunda şüpheler belirtse de, video doğumun gerçekten de kaldırımda yürürken meydana geldiğini açıkça gösteriyor.

Neresinden tutalım bu olayı, hangi yönüne dertlenelim?

Yaşamın tuzaklarından bihaber, yeterince korunamamış 16 yaşındaki bir kızın başına gelenler mi; yaşama saygıdan bihaber, toplum yasakları arasında sıkışmış anne babanın çaresiz cahilliği mi; korunmasız bir kızı çıkarları doğrultusunda kullanmakta tereddüt etmeyen vicdansızlar mı yoksa, dünyaya gözlerini açtığı ilk günde, sıcak anne rahminden soğuk kaldırım taşlarına fırlatılmış, ciğerlerine çektiği ilk nefesten itibaren kimsesiz kalmış, şu zaten zor dünyaya, birkaç katlı zor bir başlangıç yapmış zavallı kız bebek mi?

Çocuk yapmak işte bu kadar kolay!!

Küçücük bir yumurta ile, mikroskopik bir sperm hücresinin birleşmesi!!!

Her yerde, her zaman mümkün. Bir anlık bir zevk için, ötesini düşünmemek, ötesini umursamamak işte bu kadar kolay! Hele sorumluluk duygusu yoksa, dünyaya bir insan getirmenin ne demek olduğu hiç düşünülmemişse.

Bu tehlikeli doğum anındaki ölüm tehlikesini aşmış, yaşamda kalabilmişse bile, ne şansı var şimdi bu olaydaki bu kız bebeğin? Anne, bebeğini istemediğini ve devlete vermek istediğini söylemiş.

Devlete bağlı bir kurumda büyüyecek. Anne, baba, aile ne demek bilmeyecek. Sevgiyi belki de hiç öğrenmeyecek ya da ona ömür boyu hasret yaşayacak. Belki tüm olumsuzluklara rağmen normal bir insan olabilecek, büyük olasılıkla ama, çeşitli bakımlardan eksik bir insan yaşamı sürmek zorunda kalacak. Belki maddi bakımdan bir yerlere gelecek ama manevi açlığını hiç gideremiyecek. Belki topluma uyumlu bir insan olabilecek, belki de yaşamda kavuşamadıklarının acısını bu toplumdan çıkarmaya çalışacak. Ve dünyaya nasıl geldiğini ömür boyu unutamıyacak.

Bebeklerin hamilelik döneminde ve doğum esnasında yaşadıklarını hafızalarına kaydettikleri ve hatta bu yaşadıklarının, olumsuz iseler, daha sonraki hayatlarında birçok defa travma sebebi olduğu, bugünkü tıpta kabul edilen birşey. Bu yüzden hamile kadınlar karınlarındaki bebeklerine müzik dinletiyor, onlarla konuşuyorlar ve bu yüzden günümüzde doktorlar, anne karnından çıkardıkları bebeği derhal annenin göğsüne yatırıyorlar ki, yaşamdaki ilk saniyelerinde sevgi ile karşılandığını hissetsin, yaşama olumlu bir başlangıç yapsın.

Anne rahmini terkeder etmez kaldırımın soğuk taşlarına düşmek ve orada çırılçıplak, yapayalnız bırakılmak!!!! Bu nasıl bir başlangıçtır?

Bu ve benzeri olaylar, son günlerdeki “kürtaj” tartışmalarına belki başka bir açıdan bakmayı gerektirmelidir aslında.

Bu kızcağız ve ailesi biraz daha bilgili olsalardı ve olayın en başlangıcında, bir bebeğin, bir insanın omuzlarına böylesi bir yük bindirecek bir doğumu doktor ve kanun denetiminde engelleselerdi, hem bu cocuk anne, hem aile hem de bebek açısından, daha iyi olmaz mıydı acaba?

Elbet ki böyle bir durumu önceden engellemenin başka akılcı yolları da var, çocuk yaştaki kızları bilgilendirmekten başlayarak, kondom ve çeşitli gebelik önleyici yöntemlerin kullanılmasına kadar. Ama olay bir kere bu hale gelmişse ve gebelik gerçekleşmişse?

Bir bebeği, bir insanı, daha baştan kaybedilmiş bir yarışa, daha en başından mağlup olmuş bir hayata mecbur etmenin mantığı nerede?

Eğer “kürtaj” her  hal-ü karda cinayetse, bu ve buna benzer durumlarda, bebeğini rahminden kaldırım taşlarına fırlatıp kaçıp giden anneyle ailesi ve bu çaresiz kıza tecavüz edenler ve  onu hamile bırakmış olan vicdansız ne yapmış oluyorlar? 

İlgili haberin linki:

http://gundem.milliyet.com.tr/insafsizligin-bu-kadari-soke-etti/gundem/gundemdetay/07.06.2012/1550475/default.htm

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Gerçekte en büyük sorun kadına reva görülen tecavüz;bugünkü gazetede de polis okulunda vukuu bulan tecavüzü yazıyor.Eskiden bekçiler ve polis en güvenilinirimizdi şimdi hak getire.SAĞ GÖZÜ SOL GÖZDEN SAKINMAK GEREK.Önce kadını koruma altına alabilsinler de görelim. Bunca memleket meseleleri varken,hergün şehit haberi gelip ocaklar yanarken kürtaj ve sezeryan konusu mu kalmıştı çözülmedik???

SAHAFÇA 
 22.06.2012 14:01
Cevap :
Evet, kadının sorunları gerçekten de dağ gibi. Herşeyden önce yeterince korunmuyor, haklarına saygı gösterilmiyor, eşit eğitim ve gelişme olanaklarına sahip değil, yer yer adam yerine bile konmuyor, listeyi uzatabiliriz. Tecavüz olaylarının hiç şüphesiz önüne geçilmesi gerek. Şüphesiz ülkenin binbir başka çok önemli sorunu da var. Yazıda değindiğimiz de, cehalet ve baskı kıskacındaki yaşamların dramlarından bir örnek. Çocuk açısından bakıldığında çok acı bir örnek. Son cümlenizdeki sorunuzu, tartışmayı ortaya atanlara sormalı. Yorumunuza teşekkürlerimle.  23.06.2012 1:00
 

Sayin Zühal hanim tecavüz konusunda size tam olarak katiliyorum. Bununla beraber istisnai durumlardan ziyade söz konusu olan kürtaj/sezaryeni dogum kontrolü olarak uygulanmasi. Sizde Avrupada yasadiginiz icin cok iyi bilidiginiz gibi Avrupa ülkeleri icinden cikilmaz borc krizinden haric ayni zamanda varoluşsal nufüs ve yaslanma sorunu ile karsi karsiya. Mesela Almanyada calisan nufüs 2050 yilina kadar 40 milyondan 22 milyona düsecegi tahmin edilmekte ve her Avrupa ülkesinde emeklilik sistemleri cökme asamasinda. Böyle bir ülkenin yasamsal konusunda sadece kadinin özgür kararina odaklanmak toplumun gelecegini karanliga atmak anlamina geliyor. Olaya bir kadin olarak bir de bu yönden bakmanizi tavsiye ederim.

Necmettin Kadi 
 11.06.2012 17:45
Cevap :
Evet, haklısınız. Avrupa ülkelerinde ve bilhassa Almanya'da böyle bir korku var. Genç nüfusun azalmasından, yaşlı nüfusun gitgide artmasından ve göçmen nüfusunun fazlalaşmasından endişe ediliyor. Ama bu ülkelerde herhangi bir yasak koymak kimsenin aklından geçmez, bildiğiniz gibi kişisel özgürlükler ön plandadır. Buna mukabil, nüfusunu besleyemeyecek durumda olan ülkelerde kontrolsüz nüfus artışı da rasyonal bir yol değildir. Kürtajın doğum kontrolü şeklinde kullanılması da hem kadın sağlığı hem etik açısından doğru olmaz. Doğum kontrolünün başka yöntemlerle yapılması gerekir. Bütün bunlara rağmen, neticede insanları eğitmek, onlara denetim altında doğru yolları göstermek, herhangi yasaklar konulmasından daha demokratik ve daha akılcı bir yoldur. Yorumunuza ve katkınıza teşekkürlerim ve selamlarımla.   11.06.2012 22:49
 

Nasıl bir şey bu...ne yazacağımı bilemedim...''tanrım çocukluk günlerinde mi yarattın şu uzun Anadolu'yu''...saygılar...

nedim üstün 
 10.06.2012 10:13
Cevap :
Haklısınız, bazı durumlarda insan ne yazacağını, ne düşüneceğini bilemiyor. Bilgisizlik ve baskılar insanlara neler yaptırıyor. İlginize teşekkür ve selamlarımla.  10.06.2012 23:17
 

" ONU HAMİLE BIRAKMIŞ OLAN VİCDANSIZ ". İşte bütün mesele burada. Kürtajda suçlu olan erkekler. Kürtaj isteyen kadınlar.Bu bizim hakkımız diyorlar.Vücuduma dokunma hey devlet diyorlar. Bu büyük çelişkinin farkında değiller. Kürtajın suçlusu biz erkekleriz. Kadınlarımızın bizlere hücum etmesi gerekirken, onlar haklarını başka yerlerde arıyorlar.

yılmaz çetingöz 
 09.06.2012 23:36
Cevap :
Aslında bir çelişki yok. Devlet vatandaşlarının hak ve hukukunu koruyacak kurallar ve yaptırımlar koymakla yükümlüdür. Kürtaj yaptırmak zorunda kalan bir kadın, tek başına, müsebbib erkekten nasıl hakkını alsın? Kendisini mağdur durumda bırakan erkeğe eli erişmediği için olarak devletten bekliyor hakkının korunmasını. Bu tabii zorbalıkla hamile bırakılmış olanlar için geçerli. Kürtaj çok boyutlu bir sorun. Bir de yeri, zamanı, durumu müsait olmayan, istenmemiş olan hamilelikler var. Orada da hem erkekte hem kadında sorumluluk. Kadın böyle durumlarda da karar hakkının elinden alınmamasını istiyor. Kürtaj kararı her kadın için zaten kafi ağır ve ömür boyu izler bırakan vicdani bir karardır ve bir yerde kadının kendi kendine verdiği kafi bir cezadır. Sebep ister kişisel olanaksızlıklar ister toplumsal baskılar olsun. Kürtaj yasağına karşı olan kadın, bu karara herhangi resmi makamların ve kuralların karışmamasını istiyor.   10.06.2012 23:33
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 165
Toplam yorum
: 554
Toplam mesaj
: 96
Ort. okunma sayısı
: 1377
Kayıt tarihi
: 03.08.07
 
 

Uzun yıllardır yurt dışında yaşıyor. İsviçre'de Adalet Bakanlığı'ndaki mesleği yanında tiyatro ya..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster