Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Şubat '19

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
158
 

Kurtuluş…

Otuz üç yıl önce Ankara’da, Ulus’tan Dış kapı’ya, namı diğer Çankırı Kapı’ya doğru yürüyorum. Antik Roma Hamamı’nın hemen önündeki durakta tanıdık biriyle karşılaştım. İsmi Kurtuluş, kısa bir hoşbeşten sonra vaktin varsa birlikte eve gidelim dedim. Vaktinin olduğunu söyledi, eve gittik bir saat kadar oturup sohbet ettikten sonra kendisini uğurladım. 

Belki de o tarihten bugüne görmediğim Kurtuluş, bilmem ki bugün nerden geldi aklıma. Her doğan çocuğa bir isim verilir, her ismin de bir anlamı vardır; ama bazı isimler vardır ki bir isim olmanın ötesinde toplumsal çağrışımları da olan bir kavramdır aynı zamanda.

Kurtuluş ismi de bu tür isimlerden biri.

Yer Ankara olunca, bir asır öncenin kurtuluş süreci de geliyor aklıma. Biraz yukarı tarafta Hacı Bayram Camii var, 23 Nisan 1920 tarihinde Hacı Bayram Camiinde kılınan Cuma namazı sonrası açılmıştı TBMM, milletimizin kurtuluşa giden yolda önemli bir başlangıç olmuştu açılışı.

Zor günlerdi; ama her türlü zorluğa göğüs gerilecekti kurtuluş yolunda. Mustafa Kemal’in liderliğinde kurtuluş amacına ulaştığı gibi, I. Dünya Savaşı sonunda son nefesini veren Osmanlı’nın küllerinden Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu da böylesi bir kurtuluşun eseri oldu.

Zaman hızla akacaktı her zaman olduğu gibi, Mustafa Kemal’in vefatının (10 Kasım 1939) üzerinden henüz daha dokuz ay ancak geçmişti, dünya siyasetini toptan değiştirecek II. Dünya Savaşı (1 Eylül 1939) başladı. Türkiye Cumhuriyeti bu savaşa katılmasa da, savaşın yol açtığı zorlukları yaşadığı gibi, savaş sonrasında kurulan küresel ölçekli dünyaya katılmak zorunda kaldı.

1945’de Birleşmiş Milletler Teşkilatı’nın kurucuları arasında yer aldığı gibi, IMF’ye de ortak oldu. 1952 yılında NATO’ya da giren Türkiye Cumhuriyeti, kurulduğu yıllardaki egemenlik haklarını zamanla katıldığı küresel ölçekli yukarıda ele aldığımız teşkilatlarla paylaşır hale geldi.

1980’li yılların başında bu yapıda herhangi bir değişiklik olmamasına rağmen, sanki işlevini yitirmeye başladığı yıllar oldu. Bu açıkça deklere edilmese de, böylesi bir gelişmenin olduğu, gerek ülkemizdeki gelişmelerden ve gerekse diğer ülkelerdeki gelişmelerden anlaşılabilmektedir.

1980’lı yıllar aynı zamanda devletlerin yurttaşlarıyla yaptığı toplumsal sözleşmelerinde çoğu kültürel konular olmak üzere temel haklar ve özgürlüklerin askıya alınmaya başlandığı yıllar oldu. Örneğin Bulgaristan’da Türklerin, isim değiştirme başta olmak üzere daha önceleri tanınmış kültürel hakları elinden alınmaya başladı. Nitekim 1980’li yılların sonuna doğru Bulgaristan’dan 350 Bin civarında Türk nüfusu ülkemize göç etmek zorunda kaldı.

Ülkemizde de bugünlerde nelere mal olduğunu rahatlıkla gördüğümüz bir başörtü yasağı meselesi ortaya çıktı. Mayıs 1986 tarihinde, hem de Ankara İlahiyat Fakültesi’nde başladı, daha sonra diğer üniversitelere yayıldı.

Biri Bulgaristan’dan, diğeri ülkemizden bu iki örnek, benzer veya farklı biçimleriyle çoğu ülkede kültürel sorunların yaygınlaşmasına yol açtı. Hatta bu tür veriler üzerinden, 1990 yılında bugün de kendisinden söz ettiren “Medeniyetler Çatışması” tezi gündeme geldi.

Otuz üç yıl önce yapılan bu yanlışın salt bir kültürel sorun yaratmadığını, bugünleri doğuran bir siyasi projenin de hazırlık evresini oluşturduğunu zaman içinde anladık. Bir asır önceki kurtuluşun, II. Dünya Savaşı sonrası kurulan küresel ölçekli siyaset nedeniyle bir hayli budandığı bir süreçte, buna bir de toplumsal tabanlı siyasi, sosyal ve kültürel sorunları eklediğimizde, Osmanlı’nın bir asır önce yaşadığını adım adım Türkiye Cumhuriyeti de yaşamaya başladı.

Gelinen noktayı kısaca özetleyecek olursak, Hacı Bayram Camiinde kılınan Cuma namazının ardından açılan TBMM’nin Kurtuluş Savaşı’nı (1919-1922) başararak kurduğu Türkiye Cumhuriyeti, II. Dünya Savaşı sonunda kurulan ve ortağı olduğu Birleşmiş Milletler, IMF, NATO gibi teşkilatların işlevsizleşmesi, Mayıs 1986 tarihinde Ankara İlahiyat Fakültesi’nde başlayan başörtüsü yasağı ve beraberinde getirdiği siyasi, sosyal tartışmaların, yer yer çatışmaların izinde başladığı noktadan çok daha tehlikeli bir konuma sürüklenmiştir.

Hacı Bayram Camiinin hemen bitişinde Agustus Tapınağı var. Roma İmparatoru adına yapılan bu tapınak, Roma İmparatorlarının kültleştirildiğini gösteren örneklerden biridir. Bugün ülkemiz de dâhil dünyanın pek çok ülkesinde devletler, halklarından koptukları gibi, ellerindeki güç araçlarıyla da adı konmamış bir kültleşme talebiyle toplumlarının temel hak ve özgürlüklerini sınırlandırmaktadırlar. Hatta bu yolda toplumsal tabanda sivil alan diyebileceğimiz herhangi bir nokta bırakmamışlardır.

Bu nokta sadece ülkemizin değil, insanlığın da bir kırılma noktasıdır. Otuz üç yıl önce Ankara’da, Çankırı Kapı’da Antik Roma Hamamı’nın önündeki durakta karşılaştığım Kurtuluş, bugünlerde nerede bilmiyorum; ama millet olarak başlangıçtaki noktadan çok daha tehlikeli bir durumdayız.

Roma Hamamı siyaseti,  her geçen gün kirlilik katsayımızı artırırken; Agustus Tapınağı’nda birbirimizi tapınmaya davet ediyoruz. Buradan kurtulmak mümkün mü?

Mümkün; ama bir asır önceki ilke zırhını kuşanmakta gerekiyor. Bir asır önce Cumhuriyeti, Roma Hamamı siyasetiyle kurmadık çünkü. Öyle değil mi, ne dersiniz?

Rıza Üsküdar

20 Şubat 2019/Eskişehir

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kurtuluş diye biri üzerinden yapılan bu sorgulama yazısını çok önemli buldum gerçekten. Eline sağlık Rıza bey yazarım.

Kerim Korkut 
 20.02.2019 10:43
Cevap :
Kurtuluş bir isim olduğu gibi aynı zamanda çok anlamlı bulduğum bir kavramdır: Toplumların ve de genel anlamda insanlığın kurtuluşu. Tahakkümün değil, birlikte yaşamanın medeni çizgisi, sigortası olan kurtuluş. Âlemleri Yaratana, Yüce Allah’a yönelmek kurtuluşa eştir. Bildiğimizden çoktur bilmediklerimiz, onu da hakkıyla bilendir kurtuluş yolunda yönelmemiz gereken Allah. İnanç düzeyimiz elbette kişiye özeldir; ama toplumsal inancı olmayanların toplum olamayacakları da bir gerçektir. Bugün Berat Gecesi, toplumuza ve genel anlamda insanlığa kurtuluş kavramının anlamını kavrayacağımız ve de gelecek nesillere ilham kaynağı olacak bir kurtuluş dilerim. Görüşmek üzere.  19.04.2019 18:29
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 3483
Toplam yorum
: 2193
Toplam mesaj
: 195
Ort. okunma sayısı
: 567
Kayıt tarihi
: 15.08.06
 
 

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih bölümü mezunuyum. Öğretmenliğim sırasın..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster