Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Şubat '17

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
24
 

Kurtuluş

Yazan:Uçar Demirkan

Kadın, kendisini hafiflemiş, kuş gibi uçuyormuş gibi duyumsuyordu.

Gerçekten de kuş gibi uçuyordu. Gözlerinin öününden apartmanın duvarı geçiyordu. “Tuhaf, gerçekten de uçuyorum galiba”diye düşündü.

Apartmanın ikinci katındaki dairelerinin sokağa bakan bir metrelik balkonundan dışarı çıkmış, yandaki pencerenin camını siliyordu ki ayağı kaymıştı ve bir çığlık atarak yaklaşık dört metre yükseklikten aşağıdaki apartmanın giriş kapısına giden merdivenlerin üzerine düşmüştü bedeni.

Bedenine baktı. Merdivenlerde uzanmıştı. Boynu sol omzuna düşmüş, sanki biraz uzamış gibiydi.

Şimdi, otuz yaşlarındaki oğlunu görüyordu. Pencereden aşağı baktı ve bedenini gördü.”Anne” diye bağırarak merdivenleri koşarcasına inip bedeninin yanına geldi. Bedenini sarstı.”Anne, anne.. Konuş benimle”

Yanıt alamayınca hemen cep telefonunu çıkardı ve 112 yi aradı. Karşısındakine ”Annem, balkondan düştü. Durumu çok kötü. Lütfen hemen gelin.”dedi. Sonra, evin adresini verdi.

Bu sırada, çığlığını duymuş olan komşular pencerelerden dışarıya bakarak, apartmanın dışına çıkarak merdivenlerde uzanan bedenine şaşkınlıkla bakıyorlardı.

Oğlu, cep telefonundan birisini daha aradı. ”Baba, çabuk eve gel.. Annem pencereden düştü.. Annem ölüyor baba..Çabuk gel” dedi ve telefonu kapatıp yeniden açtı. Bu kez ”Abla, anneme bir şey oldu. Çabuk bizim eve gel” dedi..

O sırada, ilk yardım aracının sirenleri duyuldu. En yakındaki 112 aracı mesaj alınınca oraya yollanmıştı.

Kadın, şimdi atletik yapılı oğlunun koştuğunu görüyordu. Sollarındaki apartmanın köşesini dönüp yirmi metre daha koşarak ana yola çıkmıştı. Gelen ilk yardım aracını  evlerine yönlendirdi ve koşarak geri döndü.

Şimdi, ilk yardım aracından bir erkek ve iki genç kız çantalarıyla inip bedeninin başına gelmişlerdi. Oğlu, onun başına gelenleri anlatıyordu onlara. Adam, bedeninin nabzını yokladı. Sonra, iki elini üst üste koyup sol göğsünün altına uzattı ve bastırıp çekerek yüreğine masaj yapmağa başladı.

“Ama boşuna çaba..Ben artık o bedende değilim ki”diye düşündü. ”Ben o bedenden çıktım, ışıklı bir tünelden geçtim ve bu durumuma geldim”. Bir plazma durumunda havada kalmayı sürdürüyordu. Kimse onu göremiyor, algılayamıyordu.

O sırada, mahallenin karakolundan bir polis aracı geldi. İçinden çıkan iki resmi giyimli polis, merdivenin çevresinde toplanmış kalabalığı dağıttı. ”Dağılalım beyler, dağılalım. İlk yardımcılar rahat çalışsınlar”. Bu, mekanik olarak yaptıkları bir davranıştı. Sonra, birisi komşularından birisine sordu.”Olay nasıl olmuş?” Kadın “Vallahi, camı temizlerken balkondan aşağı düşmüş. Görünmez kaza dedikleri bu olmalı”dedi.

Demek, işgüzar bir komşusu yerel karakola telefon etmiş, durumu bildirmişti. Üzüldüğünü duyumsadı.”Bak şimdi..Görüyor musun..Oğlumla kocamın canını sıkacaklar. Olay kaza mı yoksa?.. Başka şeyler var mı? diye soruşturacaklardır.”

O sırada, kızının çığlık çığlığa bağırarak geldiğini gördü.

“Annem…Annecim..Annem öldü mü..Annem…”Kadın düşündü.”Ne kadar da tiz ve güçlü sesi varmış kızımın.”

İlk yardım ekibinin saptamasına göre, pencereden aşağıya düşmüştü. Boynu, apartmanın kapısına giden merdivenlerin kıyısındaki on santimlik beton duvara çarpmış ve kırılmıştı. Ani ölüm.”

Polis, birkaç komşuyu daha dinledikten sonar kadının bedenini dairesine ve yatak odasındaki yatağına taşıdılar.

Bu arada, kocası da işini bırakmış, koşarak eve gelmişti. Karısını yatakta boylu boyunca uzanmış görünce hıçkırıklara gömülmüştü.

Kadın ise, evin odalarının tavanında dolaşıyordu. Plazma diyorlardı, tin diyorlardı. Öyle olmuştu.

Sabaha dek yatak odasında, bedeninin çevresinde ağladılar.

“Şimdi ne formaliteler başlayacak” diye düşündü kadın.”Ölüm raporu alınacak, cenaze aracı bulunacak, gasilhanede bedenini yıkayacaklar ve gelinlik giydirir gibi kefenleyecekler, öğle namazından sonra da defnedeceklerdi.”Ne işler çıkarmıştı oğluna ve kocasına.

Sabah dokuz sıralarında kocasının sesini duydu. Mahalle camisinin minaresinden onun salasını okuyordu. Ölünün yakınları isterlerse ölünün selasını okuyabiliyorlardı. Saladan sonra, adını da söylediler.

Bu zamana dek okunan salalara dikkat etmemişti.

Birden, sonsuz bir hızla göğe yükseldi ve bir kara delikte yitti. Şimdi, tam ölmüştü.

Tüy kadar hafiflemiş ve ağır bedenden,o can kafesinden kurtulmuştu.

Mutluydu.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 134
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 448
Kayıt tarihi
: 04.09.13
 
 

1940 yılında İzmir'de doğdum İzmir Atatürk Lisesi'ni bitirdim 1961 yılında Mülkiye(Siyasa..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster