Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Ekim '21

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
15
 

Kurucu İnşa Kolektifidir 17

Aşk, cinsellik, saygı, sevgi türü şeyler içine kolektif emek, kolektif yardım sokulamayan, paylaşılmayan nötr duygusal durumlardı. Bunları dıştan kişilerle sırdaşlıklarla paylaşımlarını, sürdürülebilirliklerini yapsak ta çok büyük oranda kişiseldi kolektif ortama olabildiğince nötr yansımalarla olmalıydı.
 
Kolektif yapı herkesle olan ve herkese olan durumla bir paylaşma ve paydaşlıktı. Köleci sistemdeki El mana anlayışı HERKESLE OLAN, HERKESİN PAYDAŞLIĞI arasına, HERKESLE OLMAYAN, HERKESİN OLMAYAN durum söyleminin zıddı duruma NASİP demekle, herkesle olan bilgiyi, öz göndergeli oluşu unutturup, herkesle olan paydaşlığın arasına NASİBİ, soktu.
 
Nasip (şans, kader, kısmet) kolektif gücü ve kolektif zenginlikleri seçilmiş kişilere mülk yapıcı anlam ve anlatımdı. Bu nedenle El mantıklı söylemdi. El de kurnaz kişilerin kolektif güç ve kolektif zenginlikler üzerine kurdukları mülk edinici hayalin simge temsilcisi söylemdi. 
 
Nasip söylemi böylesi bir öznel bek raundun anlam zikri olmakla sömürücü amaca hizmet eder. Kolektif zenginliği kimi kişilere vermekle kimi kişilere mal sahipliğinin yolunu açıp, çokluğu da maldan mülkten yoksun kılan hileci ve tuzaklı söylemdir. 
 
Nasip söylemini de El şöyle zikreder; " biz rızkı katımızda bir takdire göre dağıttık. Kiminize rızktan çok pay verdik. Kimine rızktan az pay verip, onların rızkını kıstık. Kiminizin rızkını da mal sahiplerinin üzerine saçtık ki onlar da çalışıp alın terleriyle kazansınlar diye " demektedir.
 
Bu söylemlerine de "siz bilmezsiniz ben bilirim. Bunlar hikmetli sözlerdir" demekle El; açık açık ezilen yığınların kötülüğün, dilenciliğin, darp, gasp, mal uğru laması nedeniyle öldürmelerin, ganimet ilgin vs. müsebbibidir.
 
El, görüldüğü gibi kolektif emekle herkese göre olan paylaşımın arasına herkesle olmayan söylem ve inandırma işine RIZK VERME demektedir. Bu söylemlerin tümü kolektif hafızaya, kolektif bilince, kolektif akla, kolektif inşa kuralı ile sürüp giden gerçekliğe aykırıdırlar.
 
Bu nedenle El, kolektif hafızaya karşı "siz bilmezsiniz ben bilirim" demekle; herkesle olan kolektif üretim ve kolektif paylaşım yapmaya "sapıklık" diyordu. Bu tür anlayışsa inşa ile Kenan metinleri içinde "El güldü" kavram sıklıkla geçer. 
 
Ve El 'in mülk sahibi olucu soyut mana anlayışı, "İbrahim’in, İshak’ın gülme" seremonisi olan kutsal söylemle; kişisi sembolizm üzerinde billurlaştı. Böylece El 'in somut biçimi kişinin kendisinden anlaşılır olmasıyla, ortaya konmuştu.
 
El, mülk sahibi olan kişi tanımını ifade eden anlam yerine geçti. Böylece El 'i tasavvur etmek için söylenen El 'in onca anlatımı, onca tanıtımı; kişinin kendisinden yapacağı duyumlarla El 'e, zihinlerde anlaşılan bir eylem alanı açacaktı.
 
El 'e atıf edilen söylemler aslında o kişinin El olarak kendisini ifade eden çağrışıcılarla, o kişi El 'i söylüyordu. Kişiler anlatılanlarla El 'i anlıyorlardı. El de tasımcısı olan o kişiyi göreydi. İnsan biçimli antropoformist "El, ben kulumun zannına göreyim" diyordu. Böylece El 'i subliminal bir algıyla oluşan El tasımlarını inanırlar kişisinin özellikleriyle de anlıyorlardı. 
 
Sonuçta El insan biçimli olmakla kişilerin kendisinden de bir parçaydı. El ben kulumu kendi ruhumdan üfürdüm" demekle insanı kendi parçası yapıp insanın kendi duyuşunu El 'i duymak olarak belirtiyordu. El ifadesi kişisi somutluk oldu. "El güldü" söyleminde; söyletenin, söyleyenle aynı kişi olmasının tarihselliği vardır. 
 
El olan Rab "yaşlı İbrahim'e doğurganlığı bitmiş Sara'ya çocuk vereceğini" söyleyip "Gözünün gördüğü yeri sana ve zürriyetine verdim. Soyunu gökteki yıldızlar gibi çoğaltacağım" dediğinde de "İbrahim güler".
 
Çocuk doğurma yaşında olmayan Sara'nın çocuk doğuracak olması; hem bir ayrıcalıklı olmanın gülme memnuniyet ifadesiydi. Hem de akılcı sorgulamayla doğurgan olmayacak yaşta olanın nasıl doğurur olacağının şaşkınlık ifadesi gülmeydi.
 
Sara o günkü yasalara göre natidum bir kadındı. Doğurduğu çocuğu kocaya değil kutsal tapınağa veren bir kadındı. Sara İbrahim 'e çocuk vermediği için Sara'nın; köleci zaman içinde, eski yasalara göre davranmasına sara kısır diyorlardı.
 
Sara'nın İbrahim'e çocuk vermesi; doğacak çocuğun kolektif mirastan pay almasını değil de babanın çocuğa bırakacağı kişisi servetten pay alması öngörülüyordu. Bu anlatım köleci mirasa geçişi ifade eden sembolik anlatımdı. 
 
Köleci anlayışlı bu tür sembolizm söylemli anlatımlar bir yandan geçiş dönemlerini anlatmayı önemseyip kutsarken; bir yandan da geçmişi yok sayan anlatım içindeydi. Sara'ya kısır demekle eski ittifakı yasadaki natidum kadın anlatımların üzerini örtüyordu. 
 
Geçmiş kolektif süreci yok sayma nedenle Sara'nın kocaya çocuk vermeyen kadın olma tiplemesini Sara'nın kısırlığıyla söylüyordu. Ve geçiş dönemi içindeki bu tür anlatımların daha mucizeli oluşu da Sara'nın çok çok yaşlı olmasına rağmen çocuk doğuracağını söylemekle ifade ediyordu. 
 
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 390
Toplam yorum
: 6
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 107
Kayıt tarihi
: 26.11.10
 
 

26 yıllık sınıf öğretmenliğinden sonra emekli oldu. Şiir çalışmaları ve deneme türü olan, toplum ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster