Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Ekim '21

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
9
 

Kurucu İnşada Kolektif Oluş 7

Birileri çıkıyor sizi köleci sistemin lütfuna sığınmağa, köleci yasalara tevekkül etmeğe; sadaka ve zekât yardımlarının sizi teskin eden biati içinde oluşa çağırıyordu. Davetçi çağrılar una kurtuluş deyip, köleci sisteme solunum yaptıran bu tür savaşçı ve kimi kes de davetçi çağrılara kurtuluşlu çağrı denmekle, bu çağrıyla köle kişileri teskin eden davetçilere de aziz deniyordu! 
 
Birileri çıkıyor sizi tarihsel akışlı kolektif bilince; kurucu inşaya; inşanın temeli üzerinde kaostan kaçınıcı sistem doğrultmasıyla düzensiz enerjiyi düzenli enerji akışına çevirmeğe çağırıyordu. Köleci tevekküle biate çağıranlara karşı birileri sizi: sömürü gibi soygun gibi cinayet, darp, hırsızlık, gasp gibi kaos durumlardan kaçınmağa çağırmakla; şeytan oluyordu!
 
Mülk sahibi, yatırımcı, iş bilir, iş bitirici, tüccar, müteahhit gibi tümü de "kurucu inşanın kendisi olan depo enerji entegrasyonlu parçalı kısımlardır". İnşa haricen finansman bulunup yatırım yapılmakla başlamamıştı. Ama kolektif emeği oluşan kişilerin depo enerjili kas ve emek gücü nedenle, kişilerin kolektif yatırıma başlamaları ve artık depo enerji biriktirmeleri vardı.
 
Bu depo enerji yarın yeniden ve yeniden işe başlamasını, sürdürülebilirliğin, kolektif güvenceli garantinin vs. yüklenicisi (müteahhidi) olmakla; depo enerji araştırma, geliştirme, amortisman, istihdam, oluşturma gibi hizmetin vs. hazır başlangıç enerjisi ya da başlangıç enerjisi olmakla; kolektif güçle yüklenicilik sistemi çevrime ediyordu.  
 
İşverenler özelleştirme nedenle, ihaleler nedenle, kolektif paydaşlı kamu malına yani hazır birikmiş kolektif depo enerjinin sahibi olmakla, boynumuzda boza pişiriyorlardı.
 
Kısacası kolektif yapılar, traktöre mazot koyup traktörü tarlaya yürütmek gibi, traktörü yapıp ortaya koymak gibi depo edilir başlangıç enerjisinin biriktiricisidirler. Kolektif yapılar depo enerjinin müsebbibi ve kapasitesidirler. 
 
Depo enerjili kolektif gücün ele geçirilme illüzyonuna şimdilerde hür teşebbüs, iş adamı, yatırımcı, yüklenici vb. gibi ağdalı sözcük ve anlamlar söyleniyordu. Bu söylemlerle sömürücülük geçmişin bilincini ve izini azdırıyorlar.
 
Kolektif yapıların hazır depo enerjisi dediğimiz başlangıç enerjisi kolektif alanın ertesi gün yeniden işleyişe hazır edilmesi, işe başlaması ve sistemin çevrime olması, araştırma geliştirme harcanan enerjiyi geri yerine koyma, aşınma payı vs. durumlarla amortisman içindi. 
 
Depo enerji kolektif sistemin kendi kendisine ortaya koyduğu güç; artık ve kolektif emekti. Depo enerji artık işgücünde "ayni" olarak birikiyordu. Depo emek, sistem için üretilen kolektife olmuş kişisi artık emekler gücünden birikiyordu.
 
Depo enerji şimdi tümden; ayni, nakdi ve sanal değerli kâğıt ve dijital ortam içinde egemen sınıfın elindeydi. Kolektif bir alan bağı ile bağlı bir ekonomik işbirliği içinde; bir yıl içinde üretilen emeğin harcamaları, üretim araçlarının, mal ve hizmetlere dek amortismanları çıktıktan sonra geriye kalan kolektif gücün yarattığı kolektif zenginlik vardır.
 
Bu zenginliğe "safi ulusal gelir" veya "millî gelir" denmekle, sömürenleri de, lümpenleri de üretenler içinde saymanın aymazlığıyla kolektif bilinçten ırama yapılmaktadır. 
 
Kolektif güç üreten ilişki ile üretimin ve tüketimin kaynağıdır. Artık alan içi tüketmek için üretme, üretmek için tüketme yapan kolektif özneli amaçlılıktır. Kolektif güç ertesi günkü işlerge ve işleyim gücünün başlangıç enerjisidir (finansmanıdır). Ve yine kolektif güç herhangi bir projenin başlaması için başlangıç depo enerjisidir (yatırım gücüdür, yatırımcısıdır). 
 
Egemenler kolektif gücün ortaya koyduğu depo enerjinin sahibidirler. Egemenler, yani sömürenler her zaman en az sayıda; üretenler (sömürülenler) her zaman daha çok sayıda olmuşlardır. Bir çalışan bir tane sömüreni besliyorsa; bir çalışana iki veya üç sömüren olmaz. Sömürülen kişisi kaynak kıtlığı nedenle sömürenler birbirini yerler. 
 
Sömürenlerin az, sömürülenlerin çok olması bu nedenledir. Sömürenlerin az, sömürülenlerin çok olma dağılımında sanki bir sömürü dinamiği yokmuş gibi dağılım oranına El "rızk dağıtma" demekte. Böylece monarşin sistemden beri El sömürenlerle, sömürülenlerin bu dağılımını gizleyip, bu durumu El kendisinin mülk verip, mülk vermemesi olmakla takdim etmektedir. 
 
Doğada olmayan, ancak kolektif bir üretim hareketinden sonra başlayan bu zalim uygulamaya El; "Biz rızklarınızı bir ölçüye göre takdir ettik. Paydan kiminize çok; kiminize az; kiminize de hiç rızk vermedik". 
 
"Fakire zenginden bir pay vardır. Fakiri çalışan olarak, zengine mirasçı ettik. Bunlar hikmetli sözlerdir. Bunlarda size faydalar vardır" demekle El bir de meydan okur. "Eğer doğrulardansanız bu sözlerin gerçeğini getirin" der.
 
İman akdi içinde burada geçmişin kişi hafızasını sildiğini sanan El, diğer yanda evrensel kolektif hafızayı unuttuğundan getirilen gerçekler karşısında öfkeye kapılan El; "ant olsun ki cehennemi bu azgın güruh için var ettik"  diye gerçek karşısında insanı tehdit edip, aklı susturmaktadır. 
 
Oysa inşa başlangıç temelinde enerji sağlama kaygısı, güvende olma gibi kişi kaygıların olması ve doğada zaten var olan enerji, biçimleri içinde sağlama yapılması dışında; ne inşa öncesi ne köleci sisteme kadar inşanın içinde özel bir atıfla rızk araması yoktu. 
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 386
Toplam yorum
: 6
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 108
Kayıt tarihi
: 26.11.10
 
 

26 yıllık sınıf öğretmenliğinden sonra emekli oldu. Şiir çalışmaları ve deneme türü olan, toplum ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster