Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Onur Tuğrul Karabıçak

http://blog.milliyet.com.tr/anlambazlar

01 Ağustos '18

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
72
 

Kuş Bakışı: Medyanın Bıraktığı İdeolojik Boşluk

Kuş Bakışı: Medyanın Bıraktığı İdeolojik Boşluk
 

Türk toplumunda günümüzde Siyasal İslamcılık'ın gerçekçi karşılığına bakmak için öncelikle Türk medyasının yayınlarına bakmakta fayda var. Önce ABD basınına bakalım:

 

Salon'un haberine göre MSNBC'de geçtiğimiz yıl Trump'ın bir porno yıldızıyla yaşadığı skandal 455 kez haber değeri taşıyıp sunulurken, Yemen iç savaşı ve Yemen'de yaşanan insanlık suçlarına hiç yer vermemiş.

Türk medysında ise Yemen krizini bir ana başlık olarak görmemiz pek mümkün değil. Ancak bilgi edinmek isteyenler Hürriyet'ten emekli büyükelçimiz Oğuz Çelikkol'un şu yazısını okuyabilirler.

 

Gelelim İslamî duyarlığımıza. Daha çok anti-siyonizm üzerinden çalışan, reel politikte daha kuvvetli karşılık bulan İslamist yaklaşımımız medyatik bakımdan ılımlı islam ile radikal islam arasında hızlı geçişlere sahne olyor fakat kitlesel olarak ikisini de tam yansıtmıyor, azınlıkta kalıyor. Toplumumuzun yüzde 65'inin muhafazakar partilere oy veriyor olduğu gerçeği ve iktidar partisinin siyasi söylemlerindeki değişkenlik doğrultusunda okuduğumuzda politik olarak Müslüman Türk olgusunun daha çok karşılık bulduğunu görüyoruz.

''Müslümana zulüm'' olgusuna ise algı ve bilgi oldukça yetersiz gözüküyor. Örneğin, Yemen savaşı ile ilgili Hürriyet'te 8 ayda yalnızca 66 haber yapılmış ve bunların hiçbiri manşet değil. Buna karşın İsrail zulmü neredeyse her gün haberlerde yer buluyor.

 

Afganistan'da, Pakistan'da, Doğu Türkistan'da yaşananlara karşı verilen tepkinin azlığını medya ile ölçtüğümüz zaman son zamanlarda anti-siyonizm üzerinden propaganda yaptığımız ortada. Yani Türkiye'de muhafazakarların İslamcılık'tan öte daha çok anti-siyonist bir akımda olduğunu tespit ediyorum. İdeolog olarak değil, tepki olarak yetersiz bir anti-emperyalizmde seyrettiğimizi gözlemliyorum. Anti-emperyalizm olgusu da bizde anti-amerikancılık olarak karşılık buluyor ve solculardan öte daha çok milliyetçi-muhafazakarlar ve İslamcılar üzerinde yankı buluyor.

 

Bu durumda sanılanın aksine Türkiye'de geniş bir İslamizmin değil, milliyetçiliğin tüm dünya genelinde olduğu gibi bizde de yükselişte olduğunu görmek mümkün. Nitekim Musevîlikle Yahudilik arasındaki farkı edimsel olarak algılamış gözüküyoruz. Yahudilik ırkçılık anlamına geliyorken bizim hamasi söylemlerde haçlılara, eylemde ırkçılara karşı tepkimiz daha yüksek. Buraya bakıldığında bile en büyük tehdit algımızın ABD ve İsrail'e karşı olduğunu görüyoruz. Bu algı kesinlikle sürreal değil, politikaya baktığımızda bu kaygıların hissedilmesi normal zira ulusal çıkarlarımız çatışmakta.  Yani buna tepki olarak yükselmesi muhtemel akım milliyetçiliktir, siyasal islamın programındaki aksamanın milliyetçi muhafazakar kanala akıştan kaynaklanması söz konusu olabilir, zira iktidar partisi de aynı akımın rüzgarını arkasına almış durumda gözüküyor. Ancak, milliyetçi muhafazakar medyadaki boşluk hala liberal medya anlayışıyla sektelenmiş durumda. Toplumumuz bu şekilde tam duyarlı bir toplum haline gelemiyor, kırılma buradan başlıyor. Tıklanma üzerinden bir medya anlayışı, halkın algısını boşlukta bırakıyor ve onu haberdar etmekten aciz hale geliyor. Bizde siyasiler üzerinden bir ideolojik yaklaşım daha yaygın, zira medya toplumun algısını eksik olarak oluşturarak toplumun ve dünyanın gerisinde kalıyor.

 

Bulgar toplumunun Osmanlı'da 1840'lardaki basınının amacı üzerine İlber Ortaylı:

''Bulgar dilini sevdirmek, Bulgar tarihinin, coğrafyasını belli açılardan okuyucuya aşılamak, grameri öğretmek, Bulgar edebi dilini hayata ve kitleye mal etmek.'' diyor. Ortaylı; gazeteci, din adamı ve öğretmeni de birlikte düşünelim diyor, bu üçlünün Balkan uluslarının hayatındaki önemi özellikle vurguluyor. Çünkü bizde basın gazeteyle ortaya çıkmış, dergi ve kitap onu sonradan izlemiştir. Ancak günümüzde ana akım Türk basının önemli dış haberleri Reuters'dan ve CNN'den aktarması ortada bir boşluk yaratıyor, Balkan toplumlarıyla Orta Doğu halkları arasında bir geçiş özelliği taşıyan Türkiye Cumhuriyeti toplumunda gazetenin rolü kapitalist anlayışla sekteye uğramış ve bu da toplumun verdiği tepkilerde etkili olmaktadır. Coca-cola'yı protesto ederken Suudi'lere karşı bir yerleşik algımız yok. Bugün medyada Türk halkının ya da müslümanların niteliğini arttırıcı yayınların arka plana itilmesi zamanlama bakımından ne kadar uygundur?

 

Türkiye'de milliyetçilik çoğunluk (majority) tarafından ırka dayalı değil, kültüre ve toplumun ortak çıkarına endeksli büyümekte. Nitekim Alman tipi ırkçılıktan farklı bir yerdeyiz. Dünyanın genel eğilimlerine kendi özgün biçimimizle yanıt vermek üzereyiz ancak boşluklar bırakılıyoruz. Ne Emevî ne Alman, ne de Yahudi ırkçılığıyla paraleliz. Atatürk milliyetçiliğine yine yakınız: ''

Retrotopya, Polity 2017, s. 74.

[Türkçesi: Ali KAratay, Sel Yayıncılık, 2017.]

 

O.T.K

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 7
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 44
Kayıt tarihi
: 31.07.18
 
 

Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler okumaktadır. Ayarsız, Lirik Dergi, Ki Dergi, Öykü Gaz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster