Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Nisan '10

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
371
 

Kuş beyinli, söyleminde bulunmakla, kuşlara hakaret hakkına sahip miyiz..?

Kuş beyinli, söyleminde bulunmakla, kuşlara hakaret hakkına sahip miyiz..?
 

Öner Samanlı yine toplumsal bir kaosu irdeliyor...( Eleştiri)


 

 

 Hiç düşündünüz mü..?

 

Birisine kızıyorsunuz ve ağzınızdan şöyle bir söylem çıkıyor… 

 

-Kuşbeyinli…! 

 

Daha önceki yazılarımın birisinde eşek örneğinden yola çıktığımı yazılarımın devamlı okuru olanlar anımsayacaklardır. 

 

Neden eşeği hor görmek anlamında, eşeği aşağılayarak, hakarete maruz bırakılacağı sanılan insana böyle bir tanımlama yapılır, çok yanlış bir betimleme… 

 

Eşek için kesinlikle çok ağır bir hakarette bulunan ise, düşünme yetisi bulunan insan öyle mi…? 

 

Bunun gibi şimdi de, “kuşbeyinli” söylemine takıldım. 

 

Beynin iriliği veya küçük olmasından anlam çıkartarak, argo halk ağzı bir söylem olmuş, “kuşbeyinli”… 

 

Kuş olabilmenin temel ortak özelliği, kanatlı olması, yani uçar bir hayvan olması.  

 

Kuş denilince, küçük bir çocuk bile onu göklerde hayal edecektir. 

 

Bu kanatlının binbir çeşidi yaratılmış evrende. 

 

Genellikle de, kuş hayvan türünün, erkek olanları daha afilidir.  

 

Daha güzel renkleri vardır.  

 

Daha iyi öterler.  

Büyük Yaratan, onların erkeğini böylesine belirgin özelliklerle donatmıştır.  

 

Bir karganın et kokusunu çok uzaklardan, birkaç kilometre ileriden hissetmesi,  

 

Gülü severek aşk nağmeleri döktüren bülbülün insan ruhunu okşayan sesi,  

 

Gecelerin bilgesi, baykuş,  

 

Göklerin kralı kartal,  

 

Mükemmel bir avcılık özelliği bulunan, eğitilerek avlarda da kullanılan, atmaca,  

 

Tabiî ki birer kuşturlar ve beyinleri de kuşun beynidir… 

 

Ancak bu hayvanların beyninin, “kuşbeyinli” tanımlamasını destekliyorum. 

 

Çocuklara anlatılan bir masal vardır. 

 

Leylek ile tilki karşılaşır arkadaş olurlar.  

 

Tilki leyleği yemeğe konuk eder, yayvan bir kap içerisinde yemeği sofraya koyar, leylek bir iki gaga vurur ama beklediği sofra doyumuna ulaşamadan tilki ne varsa siler süpürür, leylek aç kalır. 

 

Bu kez sıra leyleğe gelmiştir, tilkiyi yemeğe davet eder, hazırladığı sofrada tilkinin iştahını kabartan her şey mevcuttur, fakat sunulan yiyeceklerin kapları, ince uzun ve derindir.  

 

Leylek gagasını soktuğu kaplardaki tüm yiyecekleri yer, tilki yalana yalana bakmaktan öte bir şey yapamamıştır. 

 

Oysa tilkinin davetinde leylek azda olsa gagasının ucu ile aldığı yiyeceklerden biraz tadabilmiştir. 

 

Kuşbeyinli öyle mi…? 

 

“Kuşbeyinli” demenin bence hayvan hakları örgütlerince ciddi olarak ele alınması gereken bir olgu olduğu görüşündeyim. 

 

İletişimin teknoloji çerçevesi içerisinde olmadığı süreçlerdeki, posta güvercinlerinin, üç beş günlük mesafelere götürdükleri, getirdikleri haberler ile kazanılan yada kaybedilen savaşların sayısının tarihsel süreçte araştırılmasında cidden önem vardır. 

 

İnsanların yaşadıkları kırsallarda, yılan, çıyan vb. sürüngenleri yakalayıp yiyen bu hayvanlar değil midir..? 

 

Bu yazımızı okuyanların, bundan sonra, “kuşbeyinli” söyleminden kesinlikle uzaklaşmalarını bir öngörü olarak toplumsal arenaya sunuyorum. 

 

Bundan böyle “kuşbeyinli” söyleminde bulunmuyorsunuz, bulundurmuyorsunuz..! 

 

Peki ne diyeceğiz,  

 

Haklısınız,  

 

Sorun varsa çözüm üretmenin yanındayız… 

 

“Otbeyinli” deyimini yaygınlaştıracağız. 

 

Yalnız yiğidi öldürmeyin, Öner Hoca'nın da, hakkını ihlal etmeyin… 

 

Bu söylemin isim babası, “Öner Samanlı” olarak beni arada bir yad edin. 

 

Mevcut kapasitelerini aklı selime değil de, kapı gıcırtısına tabi tutanlara, “Otbeyinli” lere karşı duran, zeki insanlar…. 

 

Sevgilide sevgiyle sevilerek, severek kalın,  

 

 

Öner SAMANLI 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 295
Toplam yorum
: 69
Toplam mesaj
: 25
Ort. okunma sayısı
: 2959
Kayıt tarihi
: 22.08.08
 
 

Prof.Dr. Öner Samanlı, yıllarını eğitim ve öğretim faaliyetlerine adamış, birçok bilimsel makalen..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster