Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Şubat '12

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
180
 

Kuşak çatışması… Arkadaşımı askere yolladım

Kuşak çatışması… Arkadaşımı askere yolladım
 

Dün akşam bir arkadaşımı askere uğurladım… Yanlış anlamayın askere giden normal yaşıtları yaşında, bende ellili yaşlardayım… Ama ne yapayım o benim arkadaşım yahu? Babasıyla anasıyla aynı yaştayız belki ama Murat benim hep arkadaşım oldu... Şimdiye kadar ne ben ona ‘’büyüklük’’ yaptım ne de o bana ‘’küçüklük’’ yaptı… Hep eşit olduk, olması gerektiği gibi… Zaten çok sık karşılaşırım bu durumla…

Gençlerle hep daha iyi anlaşırım… Sanırım bunun nedeni kendimi sürekli güncel tutma çabalarım… Değişme çabalarım… Çevremde çok sayıda oğlum ve kızım yaşında arkadaşım hatta dostum var… Kendi babalarından, analarından uzak duran bu kişiler beni her fırsatta ararlar… Sık sık buluşurum onlarla… Yemek yer bazen de içki içeriz… Sanırım bu olayı en çok kendi anaları babaları yadırgar… Nereye gitsem gençler beni aralarına alıp bir yerlere gitmek isterler, ama aynı yaştaki ebeveynlerini ekerler…

İnsanları elbet genç yaşlı diye ayırmıyorum… Ancak insanların yaşları ilerledikçe tutucu yanları oluşmaya başlıyor… Ayrıca bulundukları her ortamda kendini gösterme, egolarını tatmin etmek için yaşlarını kullanmaya başlıyorlar… Oysa her insan her ortamda egosunu tatmin için bulunur… Ancak yaşlı kişiler, karşı tarafın ego tatminini yok sayıyorsa elbet dışlanacaklardır… Bu öyle onore ya da gönül alma ile açıklanacak mevzu değildir… Yani yaşlı olmayı egolarını tatmin için bir araç haline getiriyorlar ve karşı tarafı yok sayıyorlar, sorun bu… Bu da her konuda ‘’bilen ve öğretmen’’ olan anlamına geliyor ortamlarda... Binlerce anı anlatmak/dinlemek olarak görünüyor şekil olarak da… Oysa yaşlı ya da genç çok önemli değil, bir kişinin hep öğretici ve bilen olması gençleri kasıyor… Çünkü her dakika öğrenmek zorunda kalmak/olmak pek iç açıcı değil… Ayrıca ‘’tecrübe’’ herkesin kendisinin tecrübesi olmalıdır…

Elbet bizim yaşlarımızda insanın her konuda konuşacak bir anısı, bir tecrübesi oluyor… Ancak hepimiz biliriz ki aynı konuda hem kötü, hem iyi tecrübelerimiz vardır… Üstelik bu konuda büyüklerimizden duyduğumuz onca ‘’tecrübeye’’ rağmen, kendi tecrübelerimizi kendimiz denemişizdir… Her konuda konuştuğumuz kadar (iyi ya da kötü) tecrübeli olsaydık bulunduğumuz yerin, alanın en iyisi olmamız gerekmez miydi? Bunu karşındaki cin gibi adam/kadın bilmez mi? Konuşuyorsun ama, senin buralarda ne işin var demez mi?

Ben yapamadım, sen bari doğrusunu yap masalına da fazla güvenmeyin… Yemez kimse… İnsanlar hele gençler başarı denilen şey için tek gerçeğin çalışmak, dürüst olmak ve ahlaklı olmak olmadığını gayet iyi biliyorlar… Her duruma göre ayrı pozisyon almayı deniyor herkes… Bunu görüyorlar ve yaşıyorlar…

Elbet bizim yapacağımız şeylerde var… Düşünmeyi, eleştirmeyi, emeğe saygıyı, sevmeyi, iyiyi, kötüyü ve şüphe duymayı, kendi yaşamınla gösterebilirsen yeter artar… Fakat dediğim gibi lafla, anıyla, öğütle değil, kendi yaşamınla… Fakat ideal olanı değil… Kendinde olanı… Ötesinde rahat bırakmak lazım genç olanları… Onlar sizi nasıl seveceğini bilir… Size nasıl saygı duyacağını bilirler… Mutlaka daha mutlu olursunuz… Siz genç olursunuz onlar yaşlı bir anda… Dediğim gibi ama bunlar izlenecek politika değil, sizin gerçek kişiliğiniz olmalıdır… Bende çağımı yaşayan, günümü yaşayan insanım demelisiniz önce…

Gelelim Murat’a; Uzun zaman göremeyeceğim onu… Buna üzüldüm. Belki yine aynı olacak, her gün görüşmüyorduk zaten… Ancak elimizin altındaydık birbirimizin.

Bu askerlik olayı elbet benim kişisel özlemlerimin dışında düşünülmeli . Yine de gençlerin hayatını tam ortadan ikiye bölüyor bıçak gibi diyorum ben… Düşünün bir, ülkemizde on beş ay sonra her şey aynı kalabilir mi? İşiniz aynı kalır mı? Sevdiğiniz aynı kalır mı? Bıraktığınız yerden başlamak isteseniz yani… Güle güle uğurladık biz Onu… Ama O güle güle gitti mi bilmiyorum? Elbet bunca yıl biriktirdiği sevgi çemberinden çıkmak, uzak kalmak kolay değildir… Son söz olarak güle güle geri geleceğine eminim diyorum… Kolay gelsin Arkadaşım Murat…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ne mutlu size, bir büyük olarak değer verip gençlere bu şekilde yaklaşmanız çok hoş. Hep yapmamaız gereken de bu aslında. Örnek alınmalı.Selamlar...

Nuray Ors 
 24.02.2012 1:09
Cevap :
Merhaba Lilacan... Teşekkür ederim bu övgü dolu sözleriniz için. Evet ben bunu yapabiliyorum demiyorum. Ama yapmaya çabaşıyorum diyorum. Sevgiler.  25.02.2012 10:09
 

Yazınız aslında örnek teşkil etmeli. İnsan karşısındakine yaşı kaç olursa olsun saygı duyup, ciddiye alırsa, karşılığını o oranda, hatta bazen daha fazlasıyla alıyor. En başta kendi çocuklarından, çocuklarının arkadaşlarından, iş çevresinden derken, o çember genişledikçe genişliyor. Siz siz olduğunuzda, yaşam pratiğinizle savunduklarınızı perçinlediğinizde, yargılamadan dinlediğinizde, tecrübelerinizi aktarırken bile dayatmacı olmadığınızda,...oluşan güven, iletişim, duygusal bağ hiçbir şeyle kıyaslanamaz kadar değerli ve sağlam oluyor. Gerçekten de onlar nasıl seveceklerini, nasıl saygı duyacaklarını çok iyi biliyorlar, kimsenin öğretmesine ya da dayatmasına gerek kalmadan...Bu da mutluluk ve huzur veriyor bizlere. Yaşanmıştır, yaşanıyordur, yaşanacaktır da Sayın Kuyucak. Selam ve sevgiler...

Can ile 
 23.02.2012 22:52
Cevap :
Teşekkür ederim Canan hanım sayfamı ziyaret ve katkılarınıza... O kadar aynı şeyleri yazmışsınız ki diyecek bir şey bulamadım. Bazen insanlar birbirlerini tanımasalarda aynı duygu ve düşünceleri hemen tanıyıveriyorlar. Ben buna duygudaşlık diyorum. Sevgiler...  25.02.2012 10:07
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 615
Toplam yorum
: 1395
Toplam mesaj
: 33
Ort. okunma sayısı
: 939
Kayıt tarihi
: 25.06.10
 
 

1959 Denizli doğumluyum.. İ.Ü. İktisat Mezunuyum.. Emekliyim ve hala çalışıyorum.. Yaşam bizden önce..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster