Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Aralık '11

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
1473
 

Kuşkulu olmak ya da olmamak?

Kuşkulu olmak ya da olmamak?
 

Doğruları bulmaya götüren kuşkuya sözüm yok... Ama hayatın tam ortasına yerleşip; zihnin ve yaşamın geneline, insan ilişkilerine, özelinde de kadın erkek ilişkilerine hakim olan, olmaya başlayan "kuşku" bir kemirgene benzer... Sizi ve ilişkilerinizi kemirir durur!

Siz onu yönetemezseniz, o sizi yönetmeye başlar. İlkin öğrenilmiş kuşkular zihnimizde yer bulur; anne-babadan bir çeşit miras gibi... Aşırı bir "kuşku, şüphecilik, kıskançlık" mirası devraldı iseniz, onu mantığınızla avlayıp, zihninizi iyileştirmeniz gerekir. Aksi takdirde zihinler de, korkular da, kaderler de birbirini neredeyse tekrarlar durur.

Bir kadın ve bir erkek, öğrenegeldikleri kuşkuları karşısındakine yükler; kendi içinde farklı olmakla birlikte. Aileden ve sosyal çevreden bilinçaltına depoladıklarını ya da kendi zihninin derinliklerinde kendisi ile ilgili farkedip de onaylamadıklarını karşı tarafa aksettirir; çoğu kez de haklı olmaksızın.

Bazen yaşamımızın tam ortasına birini koyarız ve her şeyi onun üzerinden belirlemeye kalkarız. Yaşamın tam ortasına kendimizi koymak, ne kadar sağlıksızca egoyu besleyecekse başka birini koymak da kendimizi değersizleştirme, hiçleştirme noktasına kadar götürebilir!

Sözgelimi bir erkek, babasından gerekli ilgi, onay ve sevgiyi alamamış da annesinden bu beklentisini karşılamışsa ve en çok kendisine ait olsun istemişse hele de orada bir takım şeyler eksik, yarım kalmışsa farkında olmaksızın, yetişkin hayatına giren ve yaşamını paylaştığı "kadın" figürünü de yine farkında olmaksızın, fazlaca hayatın merkezine koyabilir ve kıskançlık, şüphe, kuşku ilişkilerinin kalitesini zehirleyebilir. Aynı varsayım, bir kadının babası ile ilgili yarım kalmış bir duyguyu yaşamına aldığı erkek üzerinden tamamlamak istediğinde ve onu yaşamın tam merkezine koyduğunda da geçerlidir. Kendine (özellikle bazı konularda) güveni tam olmayan, zihninin içinde yaşamakta olan kendisiyle ilgili kuşkularını, dışarıdaki yaşama yansıtır; temelsiz bir durumdur. Çoğu kez karşılığı da yoktur. Kendimize bu soruları sormak ve onlara acıtsa bile objektif cevaplar vermeliyiz!

İnsan zihni en çok boş kaldığında, kendisine yeni bir malzeme verilmediğinde kuşkuya ve korkuya sarılır. En çok kuşkuları ve korkuları beslemeye eğilimlidir. Ve o kuşkular ve korkular, beslediğiniz oranda size geri döner! "Korktuğum başıma geldi!" sözü boş yere söylenegelmez. Bu yüzden zihne meşgul olacak daha sağlıklı ve değerlli malzemeler vermeli...

Yeryüzünde kötü niyet temsilcileri olduğu kadar, iyi niyet temsilcileri olduğuna, yine herkesin içinde iyi ve kötünün birlikte yaşadığına kendimizi ikna etmeliyiz. Aksi takdirde kuşkular, bizi ve bizimle yaşayanları, ilişkilerimizi bir virüs gibi hasta etmeye hazırdır. Sınıra yaklaştıkça, paranoyaya dönüştükçe yaşamı çekilmez, hatta emin olun yaşanmaz kılar! İçerisinde yaşayan ve kuşkuları hak etmeyenler için azap verici bir ruhsal işkencedir! Yaşamlardan çalar!

Sizi zaman zaman haklı çıkartacak sebepleriniz varsa da o haklı sebepleri yaratanları yaşamınızdan kalıcı olarak çıkartmak en iyisi olacaktır... Bunu yapamasanız da aranıza mesafe koymak bile sizi o zihinsel yükten kurtarır.

Sizinle aynı değer yargılarını paylaşmayan insanlarla yaşamınızı paylaşıyorsanız, paylaşmaktan vazgeçebilirsiniz. En doğrusu, sizinle aynı paralelde değer yargılarına sahip olan insanlarla yaşamı paylaşmak ve birleştirmektir. Böylece kuşkulanmak için sebepler de kendiliğinden ortadan kalkar. Bu duygunun enerjinizden ve zamanınızdan, dikkatinizden çaldıklarını yaşama verirsiniz... Yaşamınız da size olumlu cevaplar verir...

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 76
Toplam yorum
: 35
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 862
Kayıt tarihi
: 13.10.10
 
 

Doğal yaşamın korunması, evrensel insan hakları, felsefe, arkeoloji, tarih, sosyoloji, kişisel ge..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster