Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Mayıs '08

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
2364
 

Kuşlar çıktı, sarışın, oyunun adı aşk

Kuşlar çıktı, sarışın, oyunun adı aşk
 

Nerden çıktılar? Yumurtadan. Ne Yumurtası? Güvercin yumurtası.
Haber: İki gri güvercinin, iki beyaz yumurtadan yaptıkları şimdilik koca gagalı, gözleri kapalı sarı çirkin iki civcivleri yumurtayı çatlatarak çıktı.

Bu işi benim balkonumda yaptılar; geçtiğimiz o soğuk kış aylarında kombinin baca borusuna bir tek güvercin sığınmıştı, ara sıra görüşüyorduk ben ona yiyecek bişeyler bırakıyorken o, ya havalanıp tekrar geri dönüyordu ya da her an havalanmaya hazır tetikte beni izliyordu.

Havalar düzelmeye başlayınca yanına bir başka güvercin kattı..
Sonraları benim balkondaki semiz otu tarlasında eşelenmeye başladılar. Tabi bu arada balkonda hayır kalmadı, kuş ...undan. Semiz otu tarlası dediğimde Deniz’in plastik kuveti. Delip çam dibi toprağını doldurduğum mavi bir kayık.

Kanser tedavisi süren bir çalışma arkadaşımla; Cevriye ile yaptığımız bir sohbet sonrası dur bende yapayım deyip yaptığım bir balkan tarlası. Cevriye hala mücadele ediyor kanserle, yaşama sevincini hiç kaybetmedi.

Ben kuşları sadece eşeleniyor sanıyordum, meğerse iyice yerleşmişler. Üç beş hafta önce yem verirken bir baktım bir yumurta, o zaman jeton düştü ben de sevinç çok, anlatıyorum sağda solda.. Bir seferinde de iki olduğunu gördüm yumurtaların..

Sonra yumurtanın üstünde oturan kuşların bu işi nöbetleşe yaptığını fark ettim, güvercinlerin bu halleri beni çok şaşırttı, bilmiyordum böyle davrandıklarını..

Onları daha çok sevdim, tanıdığım kadınların birçoğundan eşlerine yönelik “doğumumda beni yalnız bırakmıştı”, sitemini duymuşumdur. Yalnız ne yaptıysam yem verirken benden ürküp havalanmalarını engelleyemedim. Yumurtalarını da bir inceleme isteği duydum ancak bunu henüz yapmamıştım. İyi ki yapmamışım, mevzuyu paylaştığım bir arkadaşım bu konudaki deneyimini anlattıktan sonra, bir daha böyle bir şeyi aklıma getirmedim. Aslında bu güzel arkadaşın hikayesini burada aktarırdım ancak iznini alacak fırsat olmadı; şunu belirteyim kuşların yumurtasına ya da yuvasına hiç dokunmamak gerektiğini de ondan öğrendim. Yani kuşlar çıktı işte hemde sarışınlar..

Yumurta nasıl oldu? Bu kuşlar yumurtada nasıl olgunlaştı? Yumurtayı sırayla saklayıp ısıtıyorlar, bu dayanışmayı nasıl öğrendiler? Güvercin kaç takla attı? Niye öteki ‘yumurtlaklar’dan birini değil de bu ‘yumurtlakı’ seçti? Yumurtadan çıkan en azından niye öncelik sarımtrak? Sarışınlıkla ilgili hoş olmayan hitabın kaynağı bu civcivlik halinin ilk zamanlarına mı dayanıyor? Temel sorun şimdi acaba yavruların davranışı nasıl gelişecek, bu kuşlar bana alışır mı biraz, yoksa onlarda doğurtucuları gibi mi davranacak? Böyle hayati sorularım var, bu ‘çıktılar’ karşısında..
Diyorum ben, hizmetkarınız, köleniz, su taşıyıcınız, benden tedirgin olmayın başkalarından kaçın, anlamıyorlar kuş dilimi kullansam! Oda bizim uydurduğumuz bişey onu da anlamazlar… Böyle koşullanmışlar vahşi güvercinler; tedirginliğe..

Bu kadar basit çoğalmaları ben karıştırıyorum kaç takla, taklacılık kader mi, taklayı attıran alışkanlığın kaynağı ne.. Bir daha ki taklaları ‘taklalak’ aynı 'yumurtlak’a mı atacak?

Biz insanlar aşk diyoruz ya bir ucu fena halde cinsellik, balkonda, kayıkta, merdiven altında, falan olmaz tabi, eve kapatmak gerek; devletten ve mahalleden onay alıp düzene girmek gerek. Kuşlar kadar özgür olmak dedikleri ne, birde buna neden özenir millet acaba..

Kadın ve erkeğin buluşması doğaya rağmen disiplin altına alınmış; devlet, mahalle onayı, sonra miras hukukuna konu olmuş. Ayrıca cinsellik üretimsiz para getiren geniş piyasası olan çok çeşitlendirilmiş bir mal.

1400 yıl öncesinde güneydoğu’da Suriye’deki uygarlıklarda tapınaklarda genç kızların, evlenmeden önce erkeklere kendilerini sunmaları; sevişme deneyinden geçmeleri bir ibadet biçimi imiş. Yerleşik düzene geçilince otorite iktidar egemen her alana girmiş. Mal mülk edinme hali yani, mal mülk ise mezara götürülemeyeceğine göre miras evde doğana kalacak, çoğalma düzene sokulmuş: çalışmaya…Modern aşk kavramı ki tamamen burjuva çifte ve çekirdek ailenin klostrofobik kutusuna kapatılmış, kibrit kutusu yani.. Aşk tamamen özel bir olgu olmuş!

Bu güvercinler böyle davrandıklarına göre bana, -git işine biz buluruz yemi suyu şimdiye değin senin gibiler sayesinde gelmedik buralara, bu binaları da bizim tarlamıza gelip siz diktiniz diyorlardır..

Doğa ile uyumdan, insanı insan ile uyumdan uzaklaştırdıkça üretimler ve mekanizmalar; insan kendinden de uzaklaşmış, paramparça, topla toplayabilirsen.

İnsanların bir çoğu hala takla atmayı öğrenememiş aşkla taklanın kaynağını ayırt edememiş, cinsel fayda için takla atarken aşk diye süslemiş hala da süslüyor, aşkı cinsel açlıkların süslenmiş halinden çıkarmak gerek..

Günümüzde zamanın çoktan ölmüş bir şimdiyle çoktan yaşamaya başlamış bir gelecek arasında yarılmış olduğunu görmeliyiz, aradaki uçurum akıl akıl almaz hızla genişliyor, dünyada yaşanan olaylar küresel olarak bizi bu yaşayan geleceğe ok gibi fırlatacak ve bu gerçek bir siyasal aşk eylemi olacak…

Lamartin “O kişi yok ise bütün dünya insansız kalmış gibidir” demiş, ‘Aşk’ için..

Bütün dünya insansız kalabilir, doğal, olması gerekene yönelik sorumluluk almazsak. Bu aşkla olur, samimiyetle gönüllülükle saflıkla; zordan güçlü, ısrarcı, arzu mekanizmasının oluşturulması, yoğunlaştırılması, yeniden, yeniden üretilmesi süreci… Böyle dir aşk bir heves değil, cesaret ve samimiyet sürekli yenilenme içerir.

Tüm egemenliği ve iktidar ilişkilerini imha edemedikçe hayatlarımızdan, hep arayacağız onu, hep kaybedeceğiz, bulduğumuzu sanarken, hiç mutluluğa eremeyeceğiz, o hep gelgit yanılsamalar olacak hayatımızda; kendimizi kandırabildiğimiz sürece ya da vazgeceğiz, yaşarken öleceğiz..

Oysa“İnsan ve toplum aynı ve tek bir olgunun iki farklı yüzüdür.” Ve başka bir dünya/aşk mümkün…

Ortak payda..

Yeni bir insan doğası, en somut ve incelikli, kökü ortak payda da olmayan tekilliğin olmadığı, ortak bir paydadan beslenip yola çıkmayan iletişimin olmadığı; ortaklığa dayalı bir işbirliğinden kaynaklanmayan üretimin olmadığı, her bir tekilliğin doğurduğu binlerce düşünceden doğan toplum, çokluk.. Olabilecek farklılıkları dahi öngören olanları kapsayan.
İşbirliği, bilgi ve iletişime dayalı çalışma, egemenlikten arındırdığımız; ortak üretim. Faydacılık değil içten gelen ahlaklılığın toplumda çokluk olduğu, doğal kıldığı “gönüllülük” “kendiliğinden çalışma” “kendiliğinden verme” isteyene.

Kurucu güç aşk eylemidir. Sınırsız ve cömert alabildiğince en geniş ilişkilenmemiz ve sürekli ortaklaşmamızın bize getirdiği mutluluk; ölüm kadar güçlü bir aşk… Aşk olmadan biz bir hiçiz ve yeninin inşasının temeli aşktır.

Yozlaşmanın ve sahteciliğin alternatifidir. Bu süreç kendiliğinden olamaz egemenliğin her alanda imhası ve yeni demokratik kurumsal yapıların hayata geçirilmesi gerekir. Önce kendimizden...

Olgunlaşma süreci ve ayakta kalabilmesi gittiği yolda göstereceği tutarlığa bağlıdır. Yeni insanın yaratılması kendi içimizden başlayacak nihai bir aşk eylemidir.

Bizim sarı civcivler yakında güvercin olur uçar giderler ve takla atmaya başlarlar, kendiliğinden ve bunu süslemeye çarpıtmaya ihtiyaçları yok, insanlar onları yok etmezse ‘taklalaklar ve yumurtlaklar’ yaşar giderler. Oysa bizim hayal gücümüz zihnimiz daha bilmek ihtiyacımız sonsuz o derece bilinmezimiz var..

"Geçmiş şimdi"nin peşinde insan, debelenirken oyalanırken, oralarda buralarda, naşk maşk diye, aşk hiç gülmez ona, mütemadiyen kırık kalp kafa sesleri duyulur, mahkemeler, hastaneler, hapishaneler, stadyumlar evraklar, kayıtlar, kayıplar, kuyutlar boşa geçen hayatlar..

Ustalaşarak, disiplin dikkat ve özenle yaklaşılmalı hayata, çok gerisinde kalmışız geleceğin ve ölmüş şimdinin peşinde dövünüp duruyoruz, haydi acele etmeden çabuk olun yay geriliyor..

Not : Bu blog “Aydın Filizi” ile “Ceydilek Mustafa’sının” verdiği esinden önce tasarlanmıştı daha sonra onların esintilerinden kaynaklı gürleyebiliriz.. Ama bu blogta “ama doğa bu.. unutma” “mucize yok raslantı “ “temel çelişkimiz bunlar değil” hocam tespitleri ile “Evren Yüceli’yle” erdağı salih blgn’in diyaloglarının esintisi var. Niye soy adlarla ayırmışlar bir de bu duruma bakmak lazım, nereye baksanız bir tuhaflık yok mu, size de böyle oluyor mu bazen :))?

Portakal Çiçeği ve FISILTI bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

''aşk iklimdir, kendi ahlakını ister ikliminden nafile kalplerin kaçınılmaz kaderi tabiatının koşulları ya da iklim tuzağı kendi derinliği kadar sever herkes uçurum başlar bir yerinden aşk rehin alır dünyayı, aşk kusurdur hatadır günahtır yasaktır imkansızdır bu yüzden insanlık için hala bir imkandır ...'' aşk bir imkandır, insan olmak ya da kalabilmek için... sevgilerimle....

duygusel 
 19.05.2008 15:04
Cevap :
merhaba, ... ehlileşmemek düzleşmemek ve direnebilmek için yaşam için. Hakikat için, yazı birlikte yazılır, yazılıyor işte... Dedim yücele, ben yazmadım, evrenle, ceydilekle, ince ile, öz, ile duyguselle... halen yazılıyor, yazılacak.. "İmkan" kelimesi sihirli, "çokluk" bunu anlamalı ki insanlığın tarih öncesi sona ersin artık, insan olsun.. Son olarak yazı; "aşk, imkandır: kurucu güç; insana, tedirgin güvercinler çok yaşasın :)) kelimelerinden ibarettir. Sevinç ve sevgilerimle..  19.05.2008 16:30
 

Hayvanların kendi içlerinde ve doğayla dengelerini hayranlıkla izlerim hep...Biz düşünen varlıklar ise onların kurduğu dengenin yanında, düşünen aklımızla çoğu kez bozuyoruz doğayı da dünyayı da çok bilip çok yanılarak... Dilerim dediğin gibi olur aşkla sarılırız dünyaya kendimize ve insani erdemlere... Eline sağlık. sevgiler...

Hazal Özden 
 18.05.2008 22:57
Cevap :
katkınız için teşekkür ederiz sayın "bilirkişi"miz zihinler olmasa kuş gibi hafif olurduk diye düşünmek bile korkunç geldi olsun herşeye rağmen iyi böyle.. yeterki önce ikna olmaya çık tutalım kendimizi.. sevgi ve saygılarımla..  19.05.2008 12:39
 

Yavrulamak; Var olmuş tüm eriller ellerinden gelen her şeyi yapmış olsada, ruhsal ve fiziksel bütün olanaklarını kullanmış olsada doğa bu zevki ve üstünlüğü dişiye sunmuştur. Güvenciklerinizin 2 sarışın ciccivi olmuş, yakında onlarda taklalar atacak hale gelir, gagalarına bakınız o sarışın yavruların, hangisinin gagası hiç kapanmıyor ve sürekli takla atma seromonisine hazırlık amaçlı kanat hareketlerini diğer yavruya bırakakıyosa o dişidir. Aşk için "seks yapmadan önceki hazırlık silsilesi, ön sevişme" densede. "Kavuşamassın adı aşk olur" tanımlaması daha uygun geliyor bana. Yazınızı zevkle okudum... Önereceğim.

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 18.05.2008 10:32
Cevap :
merhaba cinsiyet gaga hareketinden anlaşılıyor demek yumurtalak/taklalak olmadan önce gagalaklıktan anlaşılıyor.:)) Aşk için yaptığınız 2 tanımada katılmıyorum. Aşk yüce olana bir beğeni bir kıvanç duygusudur, sürekli yenilenebilen bir karşılık beklemeyen isteme ele geçirmenin ötesinde bir duruştur. Zevki seksi elbette içeririr tutkuyla ister ele geçirir. kavuşmadan boşluk olur aşk olmaz.. kaynaşmadan ışımadan aşk boşluğa üretilmiş bir vakit kaybı, boş görünüştür. O ışımayı bulanı, içine alır.. hayatta aşk şarttır, kurucu güçtür sahtelerini üretmekten ve sahtelerinden sakınmak gerek.. katkınız için teşekkür ederim sesinizi duymak güzel sevgi ve saygılarımla..  18.05.2008 13:18
 

Aşk sözcüğü bile Türkçe değil...Belki bu yüzden çok konuşuyoruz,tartışıyoruz.Aşk yerine "sevi" demişler;ama o da tutmamış.Ne o sevici der gibi...Doğanın içinde olup güvercinleri,böcekleri,çiçekleri gözleyen insanlara gıpta ediyorum..Beton duvarlar arasında yosun tuttu yüreğim...

mustafa ceydilek 
 17.05.2008 21:57
Cevap :
:)) "bilmiyorum" ellerim havada ..sana da güvercin yapalım, kuvetten tarla terasta iyi gider, oralarda rutubet çok fazla şölee güneşe aç bağrını.. ama yosunları koru yeşillik.. biraz duvarlara bulaştır.. kolay gelsin...  17.05.2008 22:35
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 444
Toplam yorum
: 1131
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1250
Kayıt tarihi
: 13.09.07
 
 

MB zengin kültürel bir eksen; düşüncelerimizin buluştuğu, tartıştığımız, birbirimizi etkilediğimi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster