Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Haziran '11

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
522
 

Kuşlarda ruhaniyet bulmak

Kuşlarda ruhaniyet bulmak
 

Bu kuş hiç uğramıyor bizlere (Sabahattin Gencal)


Zaman zaman pencerelerimize, bahçemizdeki ağaçlara, komşu çatılara kuşlar konar. Bunları izlemek dinlendirici olduğu kadar düşündürücü de. Bu kuşlar anlamlı anlamlı öterler. Doğrusu ben kuğuların, kargaların bir de martıların seslerinden başka sesleri ayırt edemiyorum. Bu kuşlar olmadığı zaman serçelerin seslerini de ayırt edebiliyorum. Kuş sesleri beni öyle fazla heyecanlandırmaz; ama bu sesleri dikkatle izleyen eşim dikkatimi çeker. “Acaba ne konuşuyorlar.”der. Bazen sözlerine söz katar. Jest ve mimikleri, ses tonundaki değişiklikleri görülmeye değer. O da bir an için kuş gibi olur. Kuş gibi hafiflemek ne güzel. Eşimin kuşlarla arası iyi. 20 yıl kadar önce muhabbet kuşları vardı evimizde. Nasıl da muhabbet ederdi onlarla. Muhabbet bir yana adeta saklambaç oynarlardı. O zaman da kuşlar yüz vermezdi bana. 10 yıldır Yuvacık’ta oturuyoruz. Eve kuş almaya gerek yok; her yerde kuş var. Kuş sesleri mutluluğun işareti olsa gerek. Ben bu mutluluk anlarını, ne zamandır yazmak istiyordum; ama uygun bulmuyordum. Eşimin “Kuşlar konuşuyor, kuşlar anlaşıyor.”…vb. sözlerini fantezi olarak kabul ediyordum… 

Ne oldu da bu konuyu yazdığıma gelince. TDK’nun mektup Özel Sayısını okuyordum.1974 yılında okumuştum bu sayıyı. Tekrar okuyorum. 

 

“Latife söylemiyorum Ekrem, buranın kuşları lakırdı söylüyorlar. Ta’mik-i sathiyat ile me’luf olan ben (Yüzde olanları derinleştirmeye, sırrına ermeye alışmış olan ben) bu kuşlarda insaniyet görüyorum, ruhaniyet buluyorum.Her sabah beni bîdar-yahut ikaz-eden (Uyandıran yahut uyaran) bu tabiat şairlerinin elhanıdır.((Ötüşleridir) (Abdülhak Hamit Tarhan’ın Bombay’dan Recaizade Ekrem Bey’e 5 Mayıs 1884’te yazdığı mektuptan.) 

 

Ta’mik-i sathiyat ile me’luf değilim. O kadar ki yazdığım bu kelimelerin ne anlama geldiğini bile ancak sözlüğe bakarak anlayabiliyorum. Derinleştirme, sırrına erme iddiası taşımadan gözlem yaptım bu sabah. 

Saat 05.00’te balkon kapısını açtım. Güneş henüz doğmamış; manzara harika. Ama benim gözüm kuşlarda. Ciik, ciiiik sesleri. Serçeleri göremiyorum. Herhalde güller arasındalar. Gugo, gogoo, guug…Kuğu sesleri kelimelerle nasıl yazılır ki? Kuğu sesleri biraz uzaktan, komşu bahçelerinden geliyor. Küçük bir çift karga uçuyor. Biraz sonra sesleniyorlar. Çatıdaki bir karga cıyaklayıp uçuyor. Her halde yem haberi aldı. Arada horoz sesleri de var. Müzisyen olmalıydım ki notalarla durumu aydınlatmalıydım.” Do – si – lâ – sol” Bu notalar kuşların notası değil. Nota deyince taa ilköğretmen okuluna gittim de. 1957 yılına gittim. Müziğim pek iyi değildi. Dersten sonra arkadaşlarım takıldılar bana do-si- lâ- sol la başlayan notaları yanlış söylemişim de… Müziğe önem vermiş olsaydım kuşların konserinden haz duyardım. Gerçi bir şeyler duymuyor değilim. Duyuyorum, duyuyorum; ama ifade edemiyorum. 

Bu anda, yani bu satırları yazdığım bu dakikalarda da (06.44’te) konser devam ediyor. Kuşlar sahnesini görmüyorsam da sesleri duyuyorum. Güneş de doğuyor odama. Ah, ne güzel, ne güzel … deyip geçiyoruz. Oysa A.H. Tahran tabiat şairlerinin elhanını (ötüşlerini) dinleyip geçmiyordu. Derinleşmek, sırlarına ermek istiyordu. Ben derinleşemiyorum. Derinleşmek için herhalde konsantre olmam gerek. Türkçe’mizi ne hale getirdik. Osmanlıca’dan kurtulamadan Avrupa’dan bir çok kelime almışız. Baksanıza ben de konsantre olmak deyiverdim. Odaklanmak deseydim ya. Neyse, kuşlara odaklanamadım. Çünkü aklım sizde. Sanki sizinle konuşuyorum ya. Bir taraftan da “Sohbet yazmıyorsun, deneme yazmaya çalış, sen kendinle konuş…”falan diye kendimi uyarıyorum; ama olmuyor işte. Olmuyor, olmuyor. Gözüm güneş ışıklarında, kulaklarım kuş seslerinde, aklım da sizlerde…Parmaklarımın da klavyede olduğunu belirterek durumu kalın çizgilerle açıklamış olayım. Yani parça parçayım. 

Kuşları değil de parçalanmış ruh halimi anlatıverdim. 

A.H.Tarhan kuşların ruhaniyetine inanıyormuş. Kuşlar ona ne diyorlardı acaba? Ben başta da dedim ya kuş dilinden de anlamıyorum. Eşim, biraz rahatsız. Uyuyor bu anda. Uyanık olsaydı.girerdi kuşlar dünyasına. Ne yazmak geçerdi aklından, ne şu ne bu. Kuşlar diyarına giderken de ses tonuyla, mimikleriyle çocuklaşırdı sanki… 

Bak, çocuk dedik değil mi? Demek ki çocuklar doğal, çocuklar bilge. Evet, evet çocuklar bilge. Bilerek, denemiş bir kişi, bir öğretmen olarak yazdım bu kelimeyi. Biz de mi çocuk olsak… 

Kuşlarla başladık, kuşlar gibi olabilsek falan deyip yazıyı sonlandırsam iyi olurdu belki; ama içimden gelmedi. Çocuklar gibi olsak dedik. 

Kuşlara öyle fazla takılıp kalmam da iyi olmuyor. Kulağı iyi olmayanlar kuşlara takılmamalı. Takılırsa ne olur? Ne olacak o güzelim konserin tadı, tuzu kaçar. İnsanın aklına başka başka şeyler gelir. Aklıma gelenleri yazsam ayıp olur mu? Aklıma “kuş beyinli” deyimi geldi. Bu deyimi piyasaya sürenler kuşları hiç görmemiş herhalde. Kuşların o güzelim dünyalarına girebilseler beyinlerinin ölçülerini alırlardı herhalde. Valla, duygularım bir kenara çekiliyor gibi, arkadan düşünce ırmağı geliyor. 

Kuşların uçuş düzeni aklıma geldi. Şair ve yazar olan bir öğrencimin yazısında okumuştum kuşların uçuş düzenini. Gerçi başka yerlerde de okumuştum; ama öğrencimin yazısı daha çok aklımda kaldı. Kuşların uçuş düzenini özellikle siyasetçilerin okumasını isterdim. Siyasetçi iseniz siz de okuyunuz. Siyasetçi değilseniz siz de balkona çıkınız. Önce ciğerleriniz temiz bir hava alsın. Gözleriniz bayram etsin. Kulaklarınızın pası silinsin. Kuşlar ruh odanıza girsin. Girsin ki balkondan ayrıldığınız zamanlarda da konserlerini dinleyebilesiniz. Bu yazıyı okurken bile kuş seslerini duyabilesiniz. Kuşların ruhaniyetini anlarsak şair de olabiliriz. “Mutlu olabiliriz diyecekken şair olabiliriz.”dedim. Mutluluk ayrı bir şey. Kuş sesleri ayrı bir şey. Büsbütün ayrı da değil tabii. Bu konuyu kuşlara mı sorsak… 

 

Sabahattin Gencal, Başiskele – Kocaeli, 24. 06. 2011 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 166
Toplam yorum
: 285
Toplam mesaj
: 13
Ort. okunma sayısı
: 626
Kayıt tarihi
: 29.03.11
 
 

1943'te Trabzonda doğdu. Erzurum Yavuz Selim İlköğretmen okulunu bitirdikten sonra girdiği Bursa ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster