Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Temmuz '18

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
389
 

Küstüm Yastığı…!!!!

Küstüm Yastığı…!!!!
 

Eskiden evlenenlere
bir yastıkta kocayın denirdi

Arkadaşlar bugün belki sizin bildiğiniz ama maalesef benim bugün ilkkez duydum yeni evlilerin küs yastığı varmış. Lütfen garipsemeyin yeni çeyizler nelerdir gerçekten bilmiyorum. Kıyıda köşede gün görmemiş laflar bizim millette çoktur ama memleketimiz uydurmada zengin olunca hala duymadığım birçok sözler çıkıyor karşıma...

Bizim üstümüzdekiler Almancı. Ana oğul iki torun yaz tatiline geldiler. Gelin yani çocukların annesi bu kez yoktu…. Hoş geldinizi gittik hoş beş, hal hatırdan sonra bu sefer eksik geldiniz deyince, hemen teyze içini dökmeyi başladı. Teyzenin gelini, hayatımı yaşamak istiyorum diyerek, çocuklarını kocasını bırakıp çekip gitmiş…. Eşler ayrılalı bir sene olmuş, iki yetim çocuğu “ben bakıyorum” dedi teyze…

Evlilik ve küslük kulağa ne kadar da birbiriyle çelişen ifadeler gibi geliyor değil mi? İçim burkuldu, biraz üzüldüm, duygulandım. Annesizlik çocuklar üzerinde psikolojik olarak ne kadar derin izler bırakır bilirsiniz. Kız çocuğu babaannesini anne diye hitap ediyor. 

5 ve 10 yaşlarındaki bir kız, bir oğlan, iki çocuk biz sohbet ederken uyumak istediler. Beş yaşındaki kız çocuğu yatak odasından küçük bir yastık getirdi kıvrıldı yattı. Kardeşi olan abesi “O babamın “kitsch” yastığı hayır onda yatamazsın” dedi. Sonra yastık falan değiştirdiler. Baba Sefa’yı sordum; “Çocukların konuşmalarını anlamadım ne oldu” dedim. “O yastık bana ait, yani küs yastığı, Almanca kitsch denir dedi”… Ne dedim!... Afalladım kaldım…. Buz gibi absürt bir söz, ne buya…

Bu küstüm yastığı denen şey bizim bildiğimiz ve hepimizin kullandığı tek kişilik yastık değil miymiş aslında… Bizim evde işte bu tek kişilik yastıklardan birçok vardır mesela. Ama İki kişilik tek yastık bizim evde tedavülden kalkalı yıllar oldu, bu da itirafım olsun!!!

Acaba bizde mi yanlış yapıyoruz tek kişilik yastıkta yatarak diye düşündüm. Ben tek kişilik yastık olmazsa uyuyamıyorum, ellerimi yastığın altına sokmadan uyuyamam. Bununla beraber eşimle, birbirini seven ikimiz sessizlikte yastık sohbetini, mırıl mırıl konuşmasını çok severiz. Bazı günler uykumuz kaçsa da eşim balkona çıkar, yıldızlar varsa yıldızlı gökyüzünü, değilse yıldızsız gökyüzünün karanlığına bakar ve yabancı bir şarkının sözlerini mırıldanır sessizce;

- Hay dedim senin kitsch yastığın batsın, benimde içimi kurt düşürdüler... Eşi özeli güzeli değil de, özeli yastık olmuş. Taaa Almanya gibi yerden sürümüş getirmiş, senin özelini yesinler dedim… İşte küs yastığını da bugün böyle öğrenmiş oldum.

- Sefa, “hiç duymadın mı? abi” diye sordu. Bizde tek kişilik yastıklar rahat etmek sakince yatmak için vardır ama Almanların kültüründeki gibi bizde kitsch yastıkları yoktur o Almanlarda kalsın dedim.

- «Oooo sen diyorsun dedi bizim hanım, olmaz olur mu? Şimdi kızların çeyizinde var küstüm yastığı, senin dünyadan haberin yok» demesin mi...???   

- Eee baştan belli zaten küstüm demişler küsmüşler. Mutluluğu huzuru birleştiriciliği uzlaşmacılığı simgeleyen bir isim verselerdi belki sonuç farklı olabilirdi.. (aşk yastıkları, sevgi yastıkları barış yastıkları gibi). Kanımca bunun gerçeklik payı var gibime geliyor.

Keramet yastıktamı acaba? Evliliklerin uzun sürmesinin sırrı bu olabilirmi?.. Eskiden evlenenlere “bir yastıkta kocayın” denirdi. Tek parça uzun yastıklar vardı evlerde, birliğin beraberliğin simgesiydi sanki.

O evde açlık, yoksulluk, kavga da olsa, evlilik devam eder bir yastıkta kocanırdı. Ama şimdi devir değişti. “Bireyselliğin başladığı yerde, güven bitiği için evlilik kavramı da değişti.” Galiba bizim komşunun evliliğine de böyle olmuş. Evlendiklerinde tam bir uyumluluk var demişlerdi ama galiba öyle değilmiş. Yastıklarını küstüm yastığı demişler, birlikleri de bozuldu, beraberlikte de...

"Bu satırları okuyup da, yariyle uzun “bir yastık”ta uyuyan var mı??? Ben, evimdeki her şeyin değişmesine alışabilirim, ama yastığımı asla!!! Yaramaz bir çocuk gibi huysuzlanır, uyuyamam farklı bir yastıkta.

Biliyorsunuz, “bir yastıkta kocayın” sözü günümüzde alışkanlık haline gelmiş olsa gerek, hala kullanılıyor. Kullanılıyor, kullanılmasına da uygulayan varmı?.. yok…!!!

Benim çocukluğum, gençliğim köyde geçti. Eskiden gelinlerin çeyizi günler önceden serilir, dosta düşmana gösterilirdi. Sanırım köylerde hala devam eder bu gelenek. Kanaviçe işlenmiş kar beyazı yastık kılıfları olurdu çeyizlerde. Yer yatağında yatardık. İri güllü döşeklerimiz ve satenden yün yorganlarımız vardı. Başını yastığa koyup yorganı başına çektin mi dünyanın gamı, kederi dışarda kalırdı. Evin zenginliği yatak sayısından bilinirdi. Filancanın 5 kat yatağı varmış denirdi.

Her köylünün evinde yastıklar “İki kişilik” olurdu. Bu iki kişi için yatak aynı, yorgan aynı ve yastık aynıydı. Ayrı gayrı yoktu yani. Analarımız, ninelerimiz o yastıkları, yorganları hazırlarken pofur pofur yapacağız ne zahmetlere katlanırdı. Çiftler iki kişilik kocaman yastıklarda yatarlardı. Zaten ‘Bir yastıkta kocayın’ lafı da bunun için söylenirdi. “Tek yastığa baş koyarak ömür boyu birlikte yaşayın ve mutlu olun” anlamına gelirdi bu deyim.

Günümüze döndüğümüzde ise, evliliklerde bir yastık diye bir olay kalmadı. Bireyselleşme girdabında, hayatlarını birleştiren çiftler ayrı ayrı, yastığa baş koyuyorlar. İnsanlar modernleştikçe, parayı buldukça önce yastıklar ayrıldı. Her çift özelleşti ve “bir yastıkta kocamak“ yerine “iki ayrı yastıkta kocamayı“ tercih ettiler. Hemen peşinden yataklar da ayrıldı ve hemen hemen her çift, evliliklerini 2 yastık ve 2 yatakta geçirmeye başladılar. Bunu gören yorgan durur mu, “beni de ayırın“ dedi. Böylece bir çift, 2 yatak, iki yorgan ve 2 yastıkta yaşamaya ve evliliklerini sürdürmeye başladılar.

Yastıklar ikiye bölününce, ortak yaşamlar da ikiye bölündü, insanlar yalnızlaştı sanki. Yataklar, yorganlar ve yastıklar ayrılınca evlilikler de ayrılıkla sonuçlanmaya başladı. İki yastıkta başlayan evlilikler, belki tesadüftür ama maalesef kısa sürede sona eriyor. Mahkemelerde verilen cevaplar ise hep aynı: “Şiddetli geçimsizlik efendim“. Herkes ayrı bir yastığı kapıp, kendi yalnızlığına sarılıyor artık.

Ne şiddetli geçimsizliği. Hepsi yalan. Asıl sebep; özgür yaşama, birbirlerine tahammül edememe, sıkıntıya gelememe vs…. Bir yastığa bile baş koymayıp iki ayrı yastıkta yatmanın bereketsizliği de bence buna etken.

Olan, eğer ortada çocuk varsa onlara oluyor. Anne-babanın küçük sıkıntıları büyütüp yuvalarını yıkmalarıyla çocuklar perişan oluyor. Mutsuz, umutsuz, kendine güveni az olan bir hayatın içinde buluyorlar kendilerini. Aslında olayın özüne bakılsa, ‘bir ceviz kabuğunu doldurmayacak sebeplerden’ geliyor ayrılıkların çoğu. Gerçekten “şiddetli geçimsizlik“ olanlar vardır ama onlar gerçekten çok az. Gerisi “şiddetli keyif yapmak“ duygusundan geliyor bence. 

Bazen sevdiklerimizin kokusudur yastık; sarıldığımızda huzurlu bir uykuya teslim oluveririz, sevdiğimizin kollarındaymışçasına. Bazen ağlama duvarımızdır; gözyaşlarımızla ıslanıp, ağladığımızı herkesten saklayan. En çok da sırdaşımızdır yastık; günün bütün kederini, sevincini, hayallerimizi, rüyalarımızı bizimle paylaşan...

Kavga da etsen eşinle, yatağı terk etmeyeceksin arkadaş… Her sabah birlikte uyanacak, son nefese kadar sarılıp uyuyacak, ortak düşler kurup, kurduracak, mütevazı yaşamı paylaşacak bir “yar” dilleğiyle.

Bir yastıkta gönlünüzce yaşayın dostlar…

 

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Öncelikle yeni bir Denizli'li blog yazarını daha aramızda görmekten ayrıca memnun olduğumu belirtmek isterim, yazınızı hüzün içerisinde okudum. Yastık işin ironi kısmı olsa da vurguladığınız konularda son derece haklısınız. Saygıyla...

Özkan Sarı 
 17.07.2018 15:01
 
Toplam blog
: 28
Toplam yorum
: 8
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 152
Kayıt tarihi
: 18.01.18
 
 

Denizli Valiliği Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğünden emekli. Denizli'de Merkezde Yaşıyor. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster