Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Ekim '18

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
241
 

Kusurlu Cinayet!

Kusurlu Cinayet!
 

Kusursuz cinayet, tamlaması da birçok başka şey gibi Amerikalılardan öğrendiğimiz bir kavram...Özellikle Hollywood filmlerinde bu "kusursuzluk" çok işlenir.

Trump'ın ABD Başkanı olmasından sonra, daha bir içli dışlı olan Amerika-Suudi Arabistan ilişkileri, Mısır diktatörüyle birlikte küresel dünyaya el koyduklarını gösteren resimle sonuçlanmıştı.

Bunun anlamı, biz bu dünyayı birlikte idare ediyoruz, demekti...Elbette bu resim Amerika açısından gerçek, ötekiler açısından sanaldı!!

Trump, Suudi zenginliğini söğüşlerken, Suud'lar da çürümekte olan tahtlarını sağlamlaştırdıklarını düşünüyorlardı.

Ta ki, Amerikanlaşmaya başlayan Suudların, bu yoldaki acemiliklerini sergilediği Kusurlu Cinayet'e kadar...

Suud Prensi Selman, Amerikan destekli pervasızlığını, İstanbul Büyükelçiliklerinde Cemal Kaşıkçı'yı öldürmeye kadar vardırdı.

Aklı sıra, akıl hocaları gibi "Kusursuz bir Cinayet" planlamıştı; lakin her kusursuz şey gibi, cinayet planlamak da kafa gerektiriyordu...O kafa da Veilaht Prens başta olmak üzere Suud'larda yoktu!

Kaşıkçı gibi uluslararası tanınmış, Washington Post'da yazan bir muhalif gazeteciyi İstanbul'da yok edip cinayeti de Türkiye'ye yıkacak ve işin içinden sıyrılacaklardı...

Plan buydu...Kontrol edilmesi zor olduğu için, İstanbul Büyükelçiliklerini cinayet mekanı olarak seçmiş, Cemal Kaşıkçı'yı elçilikte öldürdükten sonra, dublörünü İstanbul sokaklarına salmışlardı.

Böylece, adam sağ sağlim elçilikten çıktı, ne olduysa İstanbul sokaklarında oldu; o halde bu işin sorumlusu Türkiyedir, mesajını vereceklerdi tüm dünyaya...

Suud'lar "kusurlu cinayet" leri Türk istihbaratının "kusursuz çalışmaları" ile gün gün aydınlığa kovuştu...

Cinayeti toptan inkarla başlayan süreç, Suudi devletinin dublör kullanmak dahil tüm cinayeti kabullenmesine kadar vardı.

Önceki yazımda söylediğim gibi, Suudi krallığı bir "sefir" ve birkaç "sefil"i suçlayıp bu işten sıyrılma peşine düştü...Ama, iş, paçalarını kolayca sıyırabilecekleri merhaleyi çoktan aştı.

Bu arada, Büyükelçilikteki bir kuyu'yu aratmamakta direnmeleri, "Acaba bu kuyu'da kaç masum Yusuf var" şüphelerini de birlikte getirdi.

Ortadoğu'nun kurgu devletlerinin kimyasal dahil en gelişmiş silahları kullanarak işledikleri "cinayetleri" görmeyen Avrupa, Cemal Kaşıkçı cinayetinden sonra biraz da olsa, bakmaya başladı.

Suudi Arabistan Yemen'de binlerce çocuğu katletti gören yoktu; Esed diktatörü tüm Suriye'yi perişan etti onu da sadece kapılarına gelen mülteciler bakımından görmüşlerdi; Mısır darbecisinin yaptıklarını ise açıkça alkışlamışlardı!

Şimdi, Merhum Cemal Kaşıkçı'nın hunharca olduğu anlaşılan katlinden sonra, Batılı emperyalistler, Müslümanlar üzerine koydukları "Bekçi.."lerini yeniden değerlendirmek zorunda kalacaklar.

Suudlar eliyle işlenen "Kusurlu Cinayet" İkinci Dünya Savaşından sonra kurulan 'Kusurlu Dünya Düzeni'nin biraz daha sarsılmasını sağlayabilir.

Önce, uydularında sonra kendilerinde öldürdükleri mazlumların ahı çıkacak başka yolu yok!

Küfür abad olur ama zulüm abad olmaz!

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Değerli yazarımız zulüm abad olmaz, bir süreliğine abad olmuş gibi görünse de neticede görülür ki ZULÜM ABAD OLMAZ, selam ve saygı ile...

Yurdagül Alkan 
 25.10.2018 19:51
Cevap :
İlahi adalet mutlaka tecelli eder Yurdagül hanım...Teşekkür ederim..Selamlarımla  25.10.2018 23:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1619
Toplam yorum
: 4208
Toplam mesaj
: 224
Ort. okunma sayısı
: 795
Kayıt tarihi
: 19.01.08
 
 

Edebiyat, kamu yönetimi ve gazetecilik tahsili... 27 yıllık eğitimcilik hayatından sonra emeklili..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster